“Gökyüzü melekleri-Suriye-
Misbah Hicri

“Gökyüzü melekleri-Suriye-"

Bu içerik 215 kez okundu.

Bilmeyen yok sanırım, dirimin sonunun ölüm olduğunu. Ancak hayat sahnesinde insanın elinde olmadan meydana gelen olaylar, acı ve ıstırap düşürür dirimin orta yerine... İnsan kaprisleri ile meydana gelen afetlerle yükselen ağıtlar, yüreği darmadağın eder. İşte insan olup insanlığını unutan, egosunu tatmin için, ölmeyecekmiş gibi zulüm ve vahşetini bombalara dönüştürenlerin yaşadığı bir zamandayız. 
Adına “kader” dense de tüm iyilikler toplanıp dağ gibi yığılsa da yetmez, tüm gönüllerde ki sevgiler toplanıp nehir gibi aksa da ne çirkinlikleri silebilir, ne de mutluluğun sesini verebilir. Yaşam bu, alır götürür seni bilinmezliklere ve anlatılanlar, yazılanlar bir kitap olur, bir roman olur dolaşır elden ele ... Ayrılıklar hep hasretlerine gönlümü yükleyip götürürler. Onların peşinden mısralarımla seslenmeyi kendime vazife edinirim. Şairsem susmamalıyım. Tüm mutluluklar bana görü ağız dolusu gülüş, karanfil kokulu sesleniştir. Mutluluğun bir diğer güzel yanı el ele tutuşup halaya durmaktır. Bu zulme karşı dik duruştur… Ne mutlu zulme karşı isyan bayrakları açanlara…
Bu girizgâhı “Gökyüzü Melekleri-Suriye-“ isimli romanı okuyunca duygu seline kapıldım ve bu cümleleri sizlerle buluşturdum. Kitap 2017 Temmuz baskılı. Tam bir yıl sonra okuma fırsatını buldum. Roman çok akıcı, bir zamanların hikâyecilerinin dilinden dinler gibisiniz. Okudukça kendinizi olayların içinde bulursunuz. 
      Okumak, hepinizin malumu, geliştirici, kişiliğe değer katan, insanın yaşamını şekillendiren bir eylemdir. Roman da kuşkusuz insanın gelişmesinde önemli bir aktördür. Yazınsal hayatın önemli edebi eserlerinden bir türdür. Literatüre kazandırılan her eser insanlığa verilen hizmettir. 
Konu roman olunca öneri, eleştiri, takdir her okuyucunun görevidir. Bu konuda yazarın kendini yenilemesi, olumsuzluk doğuran yanlışlıklardan ve eksiklerden kendini kurtarması demektir. Yazar, okuma sevgisi kazandıran, duygusal seslenişleri, betimlemeleri, kelime yaratmadaki hünerini okuyucuya sezdiren kişidir. 
Romanlarda genellikle insanların başından geçenleri, insan ilişkilerini ve durumlarını, detaylandırarak, toplumsal olay ve olguları gerçeğe uygun bir biçimde yazanlar olduğu gibi kurmaca bir yapı içinde ve geniş oylumlu olarak anlatan ve yazanlarda vardır. Ancak eleştiri daima insanın kendini yenilemesine neden olur. Ne yazık ki okuyan, eleştiren, eleştiriye tahammül eden bir düzeye ulaşmadığımız  için  bu söz ufkuma düşen bir huzmedir. “İnsanın kendini eleştirmesi, özeleştiri yapması soylu bir davranıştır.”
Yaşamın realitesinden hareketle yazılan romanlar gerçeğine uygun yazıldığında bir belge niteliğinde tarihe mal olur. Onun için olayın kurgusu, isimler zamanı geldiğinde tarihi yeniden yaratmadır. Yaşanmış bir gerçekten hareket eden yazar, isimleri, olayların seyrini ve olayların geçtiği mekânları doğal isimleri ile yazması gerektiği gibi insanların milliyetleri ve dillerinin varlığını paylaşması önem arz eder. 
Romanın konusu, işindeki kişiler, çevre, zaman ve yaşam, ana düşünce romanı bir bütünlük haline getirir. Öneri ve tavsiye olarak  anlatım tarzı önemlidir. Romanlarda zaman hatalarına fırsat verilmemeli…Betimlemeler, tasvirler romanı sevdirir. Bazı kelimeler var ki kullanıldığın da romana zenginlik yerine anlam bozukluğuna neden olur.  
            Romanın ilgi çekiciliği herkesi ilgilendiren insancıl bir tema taşıması ile mümkündür. Eline aldığı zaman onu elden bırakmayarak, okumak için her fırsatı değerlendirmelidir. Romandaki olaylar arasında dengeli bir sıralama, bağ kurma, zaman ve mekân anlatımlar, önemli detaydır. Olaylar akla yakın olmalı, romanın konusundan doğmalıdır. 
         “Roman” teriminin nerden geldiğini merak ediyorsanız şu kısa bilgi haznenizde yer etsin.  “Roma İmparatorluğu içindeki halkların kullandığı bozulmuş Lâtinceye verilen addır. Bu bozuk Latince ile yazılan ilk destan ve halk öykülerine roman denmiştir. Bu terim, sonradan belli bir türün adı olmuştur.”
Yazar Şanda’nın kaleme aldığı “Gökyüzü Melekleri-Suriye-“ romanı, karanlığa gömülmüş yıldızlar gibi sevgiden mahrum kalanların, sevdasını, azmini, kederini ve hayat yolunda meydana gelen acılardan yorgun bedenlerin mücadelesine ve direnmesine tanık olacaksınız. 
Şair ve yazar Mehmet Nur Şanda’yı tanıtmak, onun mısralara verdiği emeğin, alın terinin kalemle bize yansıması takdir edilir. Nerde ve ne zaman doğması değil; onun topluma yaptığı katkı, insanlığa verdiği hizmet önemlidir. 
    ESERLERİ; “Hicran, Gül için Gülçin, Kalbime bir sen düştü (şiir) Sevgi Kokulu Güller (Roman.) Cümle Mühendisleri (antoloji), Teröre Hayır Savaşa Hayır (Derleme)

 

DİĞER YAZILAR
Yorum Yap
Kalan karakter sayısı : 500
BENZER ÇEKEBİLİR X
TES-İŞ Sendikası Şanliurfa Şube Başkanı Ramazan Düzme Vefat Etti
TES-İŞ Sendikası Şanliurfa Şube Başkanı Ramazan Düzme Vefat Etti
Karaköprü Kırsalındaki Kadınlara Hijyen Ve Sağlık Eğitimi Veriliyor
Karaköprü Kırsalındaki Kadınlara Hijyen Ve Sağlık Eğitimi Veriliyor