Suriyeliler ve Bizler
Misbah Hicri

Suriyeliler ve Bizler

Bu içerik 653 kez okundu.

Dün ilimizin Osmanlı mahallesinde istenmeyen bir olay yaşandı. Şanlıurfa Valiliğinden yapılan yazılı açıklamada, Osmanlı mahallesinde Urfalı ve Suriyeli çocuklar arasında çıkan kavga da gençlerin ve aile büyüklerin girmesiyle olay büyümüş. Sopa, bıçak ve tabancanın kullanıldığı kavga sonucu 2 kişinin öldüğü, 2 kişinin yaralandığı belirtildi. Bu olaydan dolayı beşi erkek üç kadın toplam sekiz kişi tutuklandı.

             Vuku bulan bu olay Urfa halkını derinden kedere boğmuştur. Keşke olmasaydı, keşke ölümle sonuçlanmasaydı. Olay olduktan sonra da artık adaletin tecellisine bırakmak, ayrıca yaralıları sahiplenmek onlara şifa dilemek lazım… Suçlular yakalandı ve adalete teslim edildi.

   Suriye’de büyük bir zulüm ve vahşet halen devam etmektedir.  Ölümün şekilsiz ve zamansız ağıta dönüştüğü bir ülke de yaşamanın insanlık dışı olduğunu hepimiz görüyoruz. Bu vesileyle tırlar dolusu yapılan bu insani yardımı sonuna götürebilirsek ne mutlu! Müslümanlar olarak asla yitirmememiz gereken umut hali, koşullar ağır da olsa yük ağır da gelse kararlılık içinde ortaya koyacağımız mücadele azmi, hoşgörü ve sağduyudur.  Provokasyonlara fırsat verilmemelidir.  

İnsanlık nerede zulme reva görülüyor, nere de eziliyorsa insana düşen görev o zulme karşı sesini yükseltmek bir insanlık borcudur. Çünkü kuran-ı kerim zalimleri lanetlemektedir. Bize düşen görev Suriye için ne yapabilirizin çabasını insanlığın erdemiyle buluşturmaktır. Ülke olarak öyle bir etki altında bırakılıyoruz ki nerede ise hemen Suriye’ye saldırmayı bekliyoruz. Ya da Suriyelilere saldırarak evlerini viran mallarını talan derdindeyiz.                 Doğru olan yaşamın gerçeklerini görmek uluslar arası hukuka saygı göstermektir.

         Bu tür olaylar yalnız ilimizdeki halk ve Suriyeliler arasında yaşanmamaktadır. İlimizin birçok yanında zaman zaman kendi halkımız arasında yaşandığı gibi bazen birçok yakın akraba ve hatta kardeşler arasında bile bu tür olayların zuhur ettiğini biliyoruz. Onun için bilmeliyiz ve sabretmeliyiz. "Zulmetmekte olanlar, nasıl bir inkılâba uğrayıp devrileceklerini pek yakında bileceklerdir"

Adam öldürmenin saygı gördüğü bir toplumda, ister istemez ilkel nefis devreye giriyor ve “ben en üstünüm, ben en güçlüyüm, ben aşiretim” düşüncesinden hareketle tasvip edilmeyen olaylar meydana geliyor. İşte bu olayda çocuk kavgasının büyüyerek bu hale gelmesidir. Bundan birkaç yıl önce Viranşehir de bir topun bisiklete değmesi sonucu başlayan husumet, beş kişinin ölümü ile sonuçlandı.  Bunu da Suriyeliler mi yaptı. Günlerce aynı sofrada yemek yiyen amcazade oğulları bu işin müsebbipleriydi.

Vali beyin, Büyük şehir Belediye ve ayrıca merkez ilçelerin belediye başkanlarının katıldığı bir toplantı da biz de hazurun arasındaydık.  Bu toplantı da Muhtarlar ve Sivil toplum kuruluşları olduğu gibi yerel ve ulusal anlamda tüm basın mensuplarının katılımı ile geniş bir katılım oldu. Bu toplantıda ilimizde yaşanan bu olayı abartıp sokak hareketine dönüştürmek yerine mutedil olmak,  hoşgörü ile bakmak, bu konuda itidalli davranmak gerektiğini altını çizerek ifade ettiler.

Devletimize düşen görev, bu savaştan kaçanlara ve mağdur olanlara sahip çıkmaktır.  Bunu kimse yadırgamasın. Tarihin her döneminde böyle olaylar birbirleri ile sınır komşusu olan ülkeler arasında benzer olaylar yaşanmıştır.

Irak’ta Saddam’ın zulmünden kaçanların nasıl bir çaresizlik içinde olduklarını gördük. Ölülerini gömecek fırsatı bulmadılar. Büyük bir zulme reva görüldüler. Mallarını, mülklerini geride bırakıp canlarını kurtarma pahasına göç yoluna düşen Kürtler Türkiye’ye sığındı. Türkiye onları da sahiplendi. Kamplarda mülteci olarak ağırlandılar.

Böyle bir olayı mutlaka “kan kanla yıkanır” şiarıyla bakmak toplumsal mutabakat yerine nifak, kin ve öfkeye sebebiyet vermiş oluruz. Bazı tedbirler elbette alınmalı. Örneğin olanaklar el verdikçe onları kamplara yönlendirmek. Suç işleyenlerin kesinlikle cezaevlerine atılması, suçu cezaevi gerektirmiyorsa mutlaka sınır dışı edilmeli... Bu arada sormak gerekirse şimdiye kadar suça karışmış kaç kişinin sınır dışı edilip edilmediğini de bilmiyoruz.  Güvenlik güçleri potansiyel suçlu Suriyelileri parklarda, mahalle aralarında onları takibat altında tutmalıdırlar. Onlara kesinlikle kimlik verilmemelidir. Onlar bir gün gideceklerini bilmelidirler.

 

DİĞER YAZILAR
Yorum Yap
Kalan karakter sayısı : 500
BENZER ÇEKEBİLİR X
Erdoğan’dan ittifak açıklaması: Herkes kendi yoluna
Erdoğan’dan ittifak açıklaması: Herkes kendi yoluna
Seyyar Satıcıların Tezgâhlarına El Konuldu
Seyyar Satıcıların Tezgâhlarına El Konuldu