İDEOLOJİ PAZARINDA SATILIK SADAKAT

Gazeteci-Yazar Süleyman Turan, kaleme aldığı “İdeoloji Pazarında Satılık Sadakat” başlıklı yazısında günümüz siyasetinde ideoloji, dava ve sadakat kavramlarının çıkar ilişkileri karşısında nasıl zayıfladığını sert ifadelerle ele aldı. Turan, geçmişte insanların fikirleri uğruna bedel ödediğini hatırlatarak, bugün ise makam, koltuk ve menfaat uğruna hızlı saf değiştirmelerin toplumda güven krizine yol açtığını vurguladı.

YAZARLAR - 24-05-2026 18:15

Dün Dava Vardı, Bugün Çıkar Var!
Bir zamanlar insanlar fikirleri uğruna bedel öderdi. Sağcı sağcıydı, solcu solcuydu, muhafazakâr muhafazakârdı. İnsanlar savunduğu düşünce uğruna işinden olur, cezaevine girer, dışlanır ama yine de inandığı çizgiyi terk etmezdi. Çünkü ideoloji; menfaat değil, karakter meselesiydi.
Bugün ise siyaset, ideoloji ve dava kavramları adeta ikinci el pazarına dönmüş durumda. Dün birbirine ağır sözler söyleyenler bugün aynı masada poz veriyor. Dün “hain” denilenler bugün “kıymetli dostumuz” oluyor. Dün “asla yan yana gelmeyiz” diyenler bugün aynı ittifakta kol kola giriyor. Çünkü artık birçok insanın ideolojisi fikir değil; makam, koltuk ve çıkar olmuş durumda.
Eskiden insanlar partisini kolay kolay satmazdı. Çünkü parti sadece tabela değildi; bir dünya görüşüydü. Bir insanın hangi partili olduğu, onun hayata nasıl baktığını anlatırdı. Şimdi ise insanlar sabah başka partide, akşam başka partide olabiliyor. Dün sosyal medyada küfür ettiği yapının bugün sözcüsü haline gelenleri görüyoruz. Çünkü ideoloji zayıflayınca omurga da zayıflıyor.
Bugün öyle karmaşık bir dönem yaşanıyor ki; sağcı solcuya benziyor, solcu sağcı gibi konuşuyor. Dün sermaye düşmanı olanlar bugün sermayenin en büyük savunucusu olmuş durumda. Dün halkçılık nutku atanlar bugün halktan kopmuş bir hayat sürüyor. Dün adalet naraları atanların sessizliği ise başka bir tartışma konusu.

En acı tarafı da şu: İdeolojinin ölmesiyle birlikte sadakat de öldü.

Artık insanlar savunduğu davaya değil, kendisine yatırım yapıyor. Bir makam gördüğünde yön değiştiriyor, bir ihale gördüğünde fikir değiştiriyor, bir koltuk uğruna yıllarca savunduğu düşünceyi çöpe atabiliyor. Çünkü artık birçok kişi için “doğru” olan şey; menfaatine uygun olan şey haline geldi.
Bir dönem insanlar “Ben şu görüşün adamıyım” dediğinde bu bir duruştu. Şimdi ise birçok kişi için görüş, kullanılacak bir araçtan ibaret. Rüzgâr nereye eserse oraya dönen siyasetçiler, yorumcular, sözde dava adamları türedi. Dün meydanlarda başka konuşanlar bugün televizyon ekranlarında bambaşka bir kimlikle karşımıza çıkıyor.

Toplumun kafasının karışmasının temel sebebi de budur. Çünkü artık insanlar kimin neye inandığını anlayamıyor. Herkesin dili başka, çıkarı başka, yüzü başka olmuş durumda. Samimiyet kaybolunca güven de kayboluyor.

Bugün gençler ideolojiye değil, güçlü olana yakın durmayı öğreniyor. Çünkü karşılarında fikirleri uğruna dimdik duran örnekler değil; çıkarı uğruna sürekli saf değiştiren insanlar görüyorlar. Bu da toplumun en büyük çöküşlerinden biridir. Çünkü ideolojisiz toplumlar, günübirlik menfaatlerin esiri olur.
Elbette insan fikir değiştirebilir. Hiç kimse hayatı boyunca aynı düşüncede kalmak zorunda değildir. Ancak mesele fikir değiştirmek değil; çıkar uğruna karakter değiştirmektir. Dün yanlış dediğine bugün sadece makam uğruna doğru diyorsan, bu fikir değişimi değil, omurga kaybıdır.
Türkiye’de bugün yaşanan en büyük krizlerden biri ekonomik değil, güven krizidir. İnsanlar artık siyasetçiye de, partilere de, ekranlarda ahkâm kesen sözde ideologlara da inanmıyor. Çünkü herkes biliyor ki birçok kişi için dava değil, fırsat önemlidir.
Oysa gerçek dava adamı; yalnız kaldığında da aynı yerde duran kişidir. Menfaat bittiğinde saf değiştiren değil, bedel ödese de çizgisini koruyandır. Çünkü ideoloji; seçim dönemlerinde kullanılan bir slogan değil, insanın karakter aynasıdır.
Bugün ideolojinin değil, çıkarcılığın çağı yaşanıyor. Ve ne yazık ki bu çağda en hızlı satılan şey; sadakat oluyor.

Süleyman Turan
 

Günün Diğer Haberleri