Star ana habere konuk olan Akdoğan, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 400 vekil istemesinin AKP’ye destek anlamına gelmediğini savunan Akdoğan bunu da, “AK Parti geçmiyor cümlenin içinde” sözlerine dayandırdı.
Erdoğan’ın mitingler düzenlemesinin tarafsızlığına gölge düşürmediğini de savunan Akdoğan, “Cumhurbaşkanı da halka gidiyor, halkla düşüncelerini çok açık yüreklilikle paylaşıyor. Buna belki de alışmak lazım” diye konuştu. Akdoğan, son dönemlerde hükümetten gelen farklı açıklamaların “Erdoğan ve hükümet arasında bir çekişme” anlamına gelmeyeceğini söyledi.
Çözüm Süreci'ne ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Akdoğan, sürecin 12 yıldır devam ettiğini belirtti. Demokratik açılım, milli birlik ve kardeşlik ve son gelinen aşamanın bir zincirin halkaları olduğunu dile getiren Akdoğan, sürecin kendi çalışmalarıyla önemli bir noktaya geldiğini savundu. Akdoğan, Kobanê eylemlerinin süreci türbülansa soktuğunu ve sarstığını ileri sürerek, “Ciddi sıkıntılar üretti ama şu oldu: Burada aslında, sorun çözme yöntemiyle bir gelenek oluştu. Hem bir bağışıklık kazandı sistem bu süreçte. Artık sabotajlar olduğunda güçlü bir toplumsal destek var ki bağışıklık oluştu. Artık diyalog zemini var. Bir şekilde konuşularak bir orta yol bulunabiliniyor ve bu şekilde diyalog mekanizmasıyla akil adamlardan tutun da çalıştaylara kadar” diye konuştu.
“Yeni bir yöntem deniyoruz. Burada da iyi bir mesafe alındığını ben düşünüyorum” diyen Akdoğan devamında şunları söyledi:
“Şu anda görüşmeler devam ediyor. Hükümet zaten bir taraftan kendi çalışmalarını devam ettiriyor. İyi bir noktadayız. Ben de önümüzdeki günlerde, haftalarda güzel şeyler olacağını düşünüyorum. İyi şeyler olacağını düşünüyorum. Burada, umudu yeşertmek lazım. Yani, sürekli karamsar olmamak lazım, bardağın dolu tarafını görmek lazım."
"Öcalan'ın taslağı daha ne kadar daha gizli tutulacak" sorusuna karşılık Akdoğan, "Biz de tutulan bir şey yok burada. Bunu zaten HDP kanadı kendi mecralarında yayıyorlar. Bu, Öcalan'ın fikridir. Burada farklı farklı görüşler var. Onlar da Kandil ile İmralı ile görüşüyorlar. HDP'nin kendi görüşü var. Bizim elbette bir görüş ve yaklaşımımız var. Yani, tek başına bir anlam ifade etmiyor. O bir fikirdir, tartışılan bir konudur. Neticede burada görüşmeler devam ediyor. Ben, sonuca yakın olduğumuzu düşünüyorum. İyi niyetle, destek vermek lazım" değerlendirmesini yaptı.
Algıyı bozacak söylemlerden uzak durulması gerektiğini vurgulayan Akdoğan, asayişi bozan olayların da süreçte kırılganlık ürettiğini anlattı. Akdoğan, algıyı bozan söylemlerin de kırılganlık ürettiğini vurgulayarak, "Umudu kıracak söylemler de olumsuz oluyor. Çok fazla beklentileri yükseğe çekecek şekilde umut pompalamak da doğru değil. Ama iyi bir noktadayız" diye konuştu. Akdoğan, on binlerce kişinin hayatını kaybettiğinin altını çizerek, bunun zor bir süreç olduğuna işaret etti.
Bu aşamada sağduyu ile yürünmesi gerektiğini dile getiren Akdoğan, "Hükümet bu konuda da sağlam bir irade ve kararlılığa sahip. Görüşmeler devam ediyor. Bu hafta ben de HDP heyeti ile tekrar bir görüşme yapacağım. Gelinen aşamayı değerlendireceğiz" dedi.
Akdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Öcalan'nın 2013 Nevruz'unda yaptığı 'silahlar sussun, fikirler konuşsun' çağrısı önemliydi. Yani, silah bırakma fikriyatını geliştiren, destekleyen bir anlayıştı. Bunun tartışılması ya da filizlenmesi önemliydi. Silahı bırakma fikriyatı olmadan silah bırakma olmaz. Öncelikle demokrasiye inanmak ve bu yöntemle sorunların çözümlenebileceğine inanmak gerekir. Bu açıdan önemliydi. Bunun artık ilerisinde bir aşamaya geçmek, daha ileri çağrının, fikrin ortaya çıkması gerekiyor. Önümüzdeki süreçte inşallah bunları da görürüz."
Görüşmelerin devam ettiğini bildiren Akdoğan, "Ben Öcalan'dan daha ileri bir çağrı gelebileceğini düşünüyorum. Bu noktada, tüm toplum kesimleri el birliğiyle 'artık silah devre dışı kalsın, analar ağlamasın, akan kan dursun, bunun için demokratik siyasete inanalım, güç verelim' şeklindeki yaklaşımı dillendirmemiz gerekiyor. Buna sahip çıkmamız gerekiyor. inşallah baharla birlikte her tarafta çiçekler açar" diye konuştu.
Süreçte bir çok konunun tartışıldığını da belirten Akdoğan, “Şu anda üzerinde tartıştığımız birçok konu var. Siyasi Partiler Kanunu'ndan Seçim Kanunu'na kadar. Bunların birçoğu da yeni anayasa bağlamında kökten çözülebilecek konulardır. Bu, hemen yarın bir şey olacak, sihirli bir el dokunacak ve çözülecek değil. Ama bu yolda yürümek, silahın bir kenarda kalması ve diğer konuların özgürce konuşulması ve demokratik siyasetin bu meseleye el atması yeni anayasa bağlamında sonuca ulaşmak önem taşıyor" dedi. Akdoğan, Kürtlerin PKK Lideri’nin özgürlüğünü tartıştığı bir dönemde, “ev hapsinden” bile bahsedilmemesi gerektiğini, “Bunu gündeme getirenler, daha çok bu toplumsal desteği, toplumsal algıyı bozmak için, azaltmak için olan şeyler” sözleriyle dile getirdi.
Fidan’ın istifasına ilişkin yapılan açıklamaları da değerlendiren Akdoğan, Erdoğan’ın Fidan ile görüşerek fikir teatisinde bulunduğunu ve görüşlerini hem Fidan’a hem de Davutoğlu’na aktardığını söyledi.
Akdoğan, seçim barajına ilişkin Ahmet Türk’ün açıklamalarına da, “Seçim barajını geçirtmek devletin sorumluluğu mudur? Bu çok sorumsuzca bir açıklama" sözleriyle karşılık verdi. Akdoğan, seçim barajına ilişkin de şu değerlendirmede bulundu:
“Bunu bir şantaja, bir tehdide çevirmek demokrasiye inanmamak demektir. 'Barajı geçmezsek şöyle olur, işte alternatif parlamento kurarız, şunu yaparız, seçimin meşruluğu olmaz' gibi söylemler var. Seçimin meşruluğunu sizin barajı geçip geçmemeniz belirlemez. Burada Kürtleri sadece temsil eden HDP değil ki, AK Parti'nin içerinde çok sayıda Kürt milletvekili var. Bu noktada ne seçimin meşruluğunda bir sıkıntı olur, ne de Kürtlerin temsilinde. Bir kere böyle bir tehditvari konuşma yapmak demokrasiye inanmamak anlamına gelir. Çözüm Süreci'nin ana ekseni önemlidir. Nereye doğru yol alıyoruz, sonuca ne kadar yakınız, bütün bunlar aynı zamanda bağlantılı konulardır. Çözüm Süreci'nde HDP'nin oynadığı bir rol var. Elbette milletvekili olmaları önemli ama adaya gidenler arasında milletvekili olmayanlar da var. Ben Çözüm Süreci bağlamında HDP'yi önemseyen bir kişiyim ama bu illa barajı geçsinler anlamına gelmiyor. Hadi hep birlikte HDP'ye barajı geçirelim böyle bir sakat anlayış olmaz. Oyları şu anda yüzde 7'lerde görünüyor. Ben barajı geçeceğini düşünmüyorum. HDP, farklı kesimlere göz kırpıyor, 'CHP'den veya belli kesimlerden kayma olursa geçebilirim' diye hesap yapıyor. Ben HDP'lilerin geçebileceklerine inandıklarını düşünmüyorum. Bunu bu tür ittirmelerle şantaj ve tehditvari açıklamalarla acaba ya tutarsayı oynuyorlar. Bu çok sağlıklı bir yaklaşım değil. Siz, milletin gönlüne gireceksiniz. Batıya gidip çalışacaksınız."
Akdoğan kamuoyunda tepki çeken İç Güvenlik Paketini de, “Bu ihtiyaçtan ortaya çıktı” sözleriyle savundu. Akdoğan paketin “reform” olduğunu da savunarak, “Bu çıkacak, hükümet bunda kararlıdır. Ama bu hafta değil, önümüzdeki haftaya kaydırıldı. Perşembe günü Milli Eğitim Bakanı ile ilgili gensoru var. Onun dışında acil birtakım uluslararası sözleşmeler var geçmesi gerekiyor. Bir de Askeri Ceza Kanunu’nda bir değişiklik yapılması gerekiyor. Onu da çok ileriye atmayalım diye bu hafta, öne aldık.Önümüzdeki hafta, İç Güvenlik Reformu konusunda kaldığımız yerden devam edeceğiz. DİHA