Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile birlikte AKP'yi kuran üç kişilik çekirdek kadroda yer alan eski Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, partisine ve AKP yanlısı medyaya ağır eleştiriler yöneltti. CNN Türk'te Hakan Çelik'in sorularını yanıtlayan Arınç, bir çok konuda bir birinden çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. "2011 seçimlerinden sonra aktif siyasete ara vereceğimi çok önceden ilan ettim. Başıma neler geleceğini az çok bildiğim için" diyen Arınç, siyasete ara vermesinin nedenleri olduğunu belirterek, "Benim muhatabım genel başkandır. Partide aktif bir göreve hayır dedim. Bir gece 12'den 4'e kadar görüşmemiz oldu. Bana hak verdi. Kendimce haklı sebeplerim var" dedi.
12 Eylül'de yapılan AKP Kongresinde MKYK'ya girmemesini de "çok üzülenler olabilir, çok sevinenler de olabilir" sözleriyle değerlendiren Arınç, partide Erdoğan'a "reis denilmesini" anımsatan bir fıkra anlattı: "Hüseyin Çelik der ki, bir Kızıldereli kabilesi atları son sürat toplamışlar gidiyorlar. Sonra kabile reisi elini kaldırıp 'dur' demiş. E sormuşlar ne oldu diye? Demiş ki: O kadar süratli koşuyoruz ki ruhlarımız geride kaldı. Benim durumum da ona benziyor. Biraz toplanalım kendimize gelelim. Okumak lazım. Heyecanımı kaybettiğimiz söyleyebilirim. Birilerine karşı sevgim biraz azalmış olabilir."
AKP'deki görevlerden uzak durmasını, "İnsanlar, sevgiyle hayatta durabiliyorlar. Birbirimize olan bağlımızla, kol kola olmak hayatta insanı tutabiliyor. Burada bir azalma olduysa, kabahatin kimde olduğu önemli değil. Birlikte siyaset yaptığınız insanlarla aranıza buzdan duvarlar girmişse ara vermenin zamanı gelmiştir" sözleriyle değerlendiren Arınç, "İnsan yol arkadaşını çok iyi seçmelidir. Bir rüzgar araya girip arkadaşlarınız yeni arkadaşlar bulursa, hayat dinamik, size düşen şey bir kenarda kalmak, yeni arkadaşlarla yola devam etmesini temin etmektir. Onları üzmemek adına" şeklinde konuşması dikkat çekti.
Erdoğan'ı kast ederek, "Sen eşitler arasında birincisin. Biz de varız, biz ekibiz, kadroyuz. Omuz omuza vereceğiz, yola devam edeceğiz dedik" şeklinde konuşan Arınç, "Bütün devrimlerde de sonradan farklılaşmalar olmuştur. Orada bile önde gidenler, Allah korusun sonradan farklılaşmışlardır. En çok neyin korkusunu yaşıyoruz, Kerbela'nın korkusunu yaşıyoruz. Peygamberimizin vefatından hemen sonra böyle bir şey olduysa, yol ayrılıklarını, fikir ayrılıklarının cinayete kadar varmasını örnek gösterebiliriz" diye konuştu.
Yezid bunları görse kıskanırdı
Programı sunan Hakan Çelik'in, Arınç'ın programına ilişkin twitterda paylaştığı sözlerini paylaşması Arınç'ın tepkisine neden oldu. Çelik'in "Nuh Albayrak'ın sorusunu okuyorum. Sayın Arınç hızlı girdi, 'Birilerini sevgim azalmış olabilir' diyor. 'Belli ki hazırlanmış gelmiş' diyor, bir başka tweete 'Şuurlu bir Müslüman 'Yezid alçakça şehit edildi' demez diyor" şeklindeki sözlerini hazırlatması üzerine Arınç şöyle konuştu: "Özel bir maksatla gelmiş değilim. Sizi çok seviyorum, kanalınızın çok önemli olduğunu düşünüyorum. Kendilerine malum bazı yasaklara tabi değilim. Buradan da haber olsun, şimdiden tweetlerine hazırlık yapsın. İnsanların kalplerinde, gönüllerinde birbirine doğduğu bağlılıktır. Karşılıklı olan sevgide birilerine olan sevgimi kaybetmişsem, karşımdaki kişinin daha çok kaybetmiş olması lazım. Sayın Albayrak bilir de, ifade etmekten çekinir.
İki, Hz. Hasan, Hz. Hüseyin'in başları gövdelerinden ayrıldı. Karşılarında Yezid vardı. Yezid için alçakça şehit edildi dememi şuurlu bir müminlik olarak görmüyorsa bir şey demiyorum. Sayın Albayrak daha iyi mümindir. Müminler cinayet işlemez mi? İşler. Dine bakılmaz bu konuda. Bu nasihatlarını başkalarına yapsın. Onlar da Yezid kadar olmasa bile, yazarlarımız-çizerlerimiz Yezid'den daha fazla cinayet işliyorlar. Ellerinde mızrak yok ama insanların haysiyetlerine o kadar alçakça saldırıyorlar ki, Yezid bunları görse kıskanırdı."
Arınç bir başka soru üzerine de, "Her kanal beni çıkarmıyor. Söyletmeyin beni" diyen Arınç, yeni parti arayışları konusunda da, "Böyle bir toplantıya katılmadım. Şunu rahatlıkla söyleyeyim, 1980'e kadar MSP il başkanıydım. Darbe oldu, parti kapandı. Rahmetli Özal, partisini kurdu. Kurmadan önce Korkut Özal bana haber gönderdi. 'MSP dönemi bitti, yeni bir parti kuracağız, eski selametçiler de olacak.' Onlara dedim ki; 'Hayır. Hayatımda kırık bir çizgi yoktur. Aralara sapmadım, düşe kalka ama dosdoğru gittim. Siyasette ilkeli olmayı, dürüst olmayı, karar olmayı her zaman prensip edindim. Yeni bir parti çıkarmak heveslerine her zaman en çok karşı duranlardan biriyim. 2002-2007 arasında davet ettiği Erkan Mumcu, hem partimizden ayrıldı, hem de CHP'den bazı vekillerle grup kurdu. Allah'a şükür, Mumcu'yu partiye getiren ben değilim. Ben Meral Akşener hanımefendiyi çok severim ve takdir ederim. AK Parti'nin kurucusu olacaktı, bir sebepten gelmedi, saygı duydum. MHP'ye gitti, saygı duydum. Son zamanlarda edepsizin biri onun hakkında bir şey söyleyince en çok sahip çıkanlardan birisiyim. Ama 2001'den bu yana bir yerde oturup sohbet etmiş değiliz. Abdüllatif Şener 40 senelik dostumuzdur. AK Parti'den ayrıldığı günden bu yana 8 senedir iki dakika yan yana oturmuş değiliz. Aramızdaki ayrılık bu kadar büyüdü. Kişilik olarak bir şey diyemem. Giderken çok kötüydü diyemem, mutlaka bir sebebi vardır. 5. parti için bir şey diyemem, siyasette her şey olur ama diğer partilerden diye düşünüyorum. Gerçek milliyetçilerin başka bir parti kurması ihtimali yüksek" diye konuştu.
AKP'de de ayrılık olabilir
AKP'de ayrılık söylentilerine karşılık, "HDP bir koalisyondur. 10'ları kıl payı geçerse, HDP'nin içindeki liberal, demokrasi görüntülü kişilerin ayrılıp parti olarak ortaya çıkması mümkündür. AK Parti içinde böyle bir şey yoktur demek siyasetin doğasına aykırı. Ama yüzde 1 bile değildir" dedi. Arınç, "Sayın Gül'le diyalogunuz nasıl?" sorusuna da şu cevabı verdi: "28 Ağustos'tan bu yana sadece 3 defa ofisine ya da Huber Köşkü'ne gidip 3 defa çayını içtim. Bu görüşmeler şüpheyi ortaya çıkarıyorsa çok şükür ki bir mantık olur. Biz de, Sayın Gül de AK Parti'ye zarar verecek hiçbir hareketin içinde olması mümkün olur. Biz çakma AK Parti'li değiliz. Gerçek AK Parti'liyiz. Nuh Albayrak kadar olmasa bile, biraz daha ağırbaşlığı zannettiğim birisi yazı yazıyor. 'Bunlar bizim kalbimize oturuyor.' Murat Çiçek. Arınç artı Gül, eşittir soru işareti. Bu vicdansızlıktır, hakarettir. Niye bunu yazıyor? Üzerimize şüphe gölgesi düşürmeye çalışıyor. Bizim hem parti içinde karşılığımız vardır, toplumda da karşılığımız vardır. Ama bu ve onun gibilerin ne siyasette ne toplumda bir gram karşılığı yoktur. Bizi imtihan etmeye kalkmasınlar. Yeni yetmeler diye tabir ettiğim zıpır bir grup ortaya çıktı. Beni, Ali Babacan'ı, Hüseyin Çelik'i, Sayın Gül'ü güçsüz göstermek için, trollerden, dedikodulardan istifade ederek televizyonlardan, gazetelerden yaylım ateşine tutuyor.
Yiğit Bulut iması: Şarjör boşaltmaya kalkanlardan şüphe duyun
Sayın Gül, benim gibi yapacak. Dua edecek, AK Parti'yi sahiplenecek. Şunla bizi itham etmesinler. 'Onlar zaten böyle bir şey yapmazlar' diye üstümüze geliyorlar. Tavsiye etmem ama şunu söylerlerse etkili olur; 'Bunların toplumda karşılığı yok. Bir araya gelseler ne olacak, parti kursalar ne olacaklar' demeye kalkarlarsa başka türlü bir tepki verebiliriz. Biz şüphe duyulacak insan değiliz. Şüphe duyulması gerekenler, dün AK Parti'ye, Sayın Erdoğan'a bombalar yağdıranlar, tamamen duygusal nedenlerle şarjör boşaltmaya kalkanlardır."
Arınç, bir dönem kendisine bağlı olan TRT ve Anadolu Ajansı'nın kendisine ambargo uyguladığını belirterek, şunları söyledi: "Birileri bana diyor ki 'Bazı şeyleri neden televizyonda söylüyorsun?' Ben bu düşüncelerimi her hal ve şart altında, partimin büyüklerine ulaşarak konuşmaya çalışıyorum. MKYK, Bakanlar Kurulu, ikili görüşmeler bunlardan birisidir. Bu zeminlerde daha fazlasını konuşuyorum, benden şikayet etmeyin. Ama birileriyle benim iletişim kanalım yok. Televizyon ve gazeteler iyi olsun ama niye sen orada değilsin de buradasın diyen olabilir. Niye oradasın dedikleri birkaç kanaldır, niye orada değilsin dedikleri pek çok kanaldır. Şaşıracaklar belki ama benim kendilerini dost bildikleri televizyon kanallarında ambargo vardır. İki yıldan bu yana TRT'den, diğerleri de bir yıldan bu yana bu kişi televizyona çıkmayacak, ne söyleyeceği belli olmaz diye. Benim çıkacağım yerler bellidir. Yanlış şeyler söylemiyorum, yanlıştır diyenlerle seçimlerden sonra çok daha rahat konuşacağız. Hakan Çelik davet ediyorsa, gelir, konuşurum.
Ben kanallara ambargo konmasından yana değilim. Sayın Başbakanımız da bilir, Cumhurbaşkanımız da bilir. Her yerde tartışabilmeliyiz. Şu anda milyonlarca insanlar bu programa ilgi duyuyorsa bu reytingi gösterir. Ben niye x televizyonunda değilim, gidin onların patronlarına sorun. Patronları, genel yayın yönetmenleri bir yerden aldıkları talimatla ambargo uyguluyorlar. Bülent Arınç iyi adamdır, Abdullah Gül iyi şeyler yapmıştır diyen kanaldan çıkarılıyor. Kendi sorumluluğumdaki TRT'nin, Anadolu Ajansı'nın bunu yapması hicap vericidir. Şahsımın kötü olduğundan değil, birilerinin rahatsız olduğundan dolayıdır."
Beyaz Toros tehdidine destek
Gezi direnişine katılanlara verilen cezalar için "Haklıdır ya da haksızdır demek istemiyorum" diyerek cezalara destek veren Arınç, aynı zamanda AKP'deki bir kesime tepkilerini dile getirse de Davutoğlu'nun Kürt seçmeni "Ben gelmezsem Beyaz Toroslar gelir" sözleriyle tehdit etmesine de destek verdi. Arınç, "Sayın Başbakan'ın Beyaz Toros ifadesi, faili meçhul cinayetlerle özdeş hale gelmiştir. Bir Meclis Başkanı olarak üzüntüm şuydu. 94 falan olabilir, faili meçhulleri araştırma komisyonu kuruldu. Başkanı da okul arkadaşımdı. O çok önemli bir görev yaptı ama devletin istihbarat birimleri bu komisyona bilgi vermedi. Teoman Koman paşanın, Allah taksiratını affetsin, komisyonu sınırlandırdığını biliyorum. O rapor okunsa ve gerekleri yerine getirilseydi, faili meçhullerin kökü kesilirdi, çok şükür o şeref bize nail oldu. Başbakan'ın bu değerlendirmesini eleştirenlere şaşıyorum. Artık Beyaz Toroslara ülke dönüş yapmayacak. O dönem kapandı" şeklinde konuştu.
HDP içinde ayrışma yaratmaya çalışan Arınç, "Demirtaş'a rağmen Cumhurbaşkanımız yüzde 44 oy alırken neden 1 yılda yüzde 20'lere düştü. 10 ayda Sayın Cumhurbaşkanımızla ilgili olarak bir güven bunalımı ortaya çıkmışsa, bizim kendimize bakmamız lazım" sözleri dikkat çekerken, Kobanê konusun da Erdoğan'ın Türkün gözüyle baktığını oysa Kürdün gözüyle bakması gerektiğini söyledi.
Çözüm sürecinden döndük halk bizi cezalandırdı
Arınç, çözüm süreci konusunda da şunları söyledi: "Çözüm sürecinde iyi bir noktaya gidiyorduk. Biz bunları yaptığımız toplantılarda aldığımız kararlarla götürüyorduk. Sayın Cumhurbaşkanımızın haklı itirazları varsa dikkate alırız. Şimdi geldiğimiz nokta itibariyle çözüm sürecini milletimiz benimsedi. Artık çözüm süreci kelimeleri üzerinde antipati olduğu için, 'Adından başlayarak, usulü de değiştirerek devam etmeliyiz' dedim. Bugün şu kadar bin kişi öldü. Silah, mermi, ölüm, bu işin çözümü değil. Kanunun gereğini (Çerçeve Yasa) koalisyon da gelse yapacak, CHP de gelse, MHP de gelse yapmak zorunda. Türkiye'yi terörden kurtarmak istiyorsan çözüm süreci gibi siyasi, toplumsal bir çözüm üretmek zorundasın."(diha)