Melek canı pahasına Sur'dan çıkmadı

DİYARBAKIR - Tüm saldırılara rağmen Sur'u terk etmeyen ve ölümün bir tank mermisiyle kahvaltı sofrasında yakaladığı Melek Alpaydın'ı, son anlarında yanında bulunan yakınları anlattı. Bombalanan evden şans eseri sağ çıkan ve büyük şok yaşayan Fatma Kayaalp, "Yerimizi yurdumuzu onlara bırakmayacağız. Ölsek de kalsak da burada yaşamaya devam edeceğiz. Yarın yasak kalksın çıkıp gideceğiz evimize, bir daha hiç çıkmamak üzere" dedi.

3.SAYFA - 12-01-2016 12:10

Diyarbakır'ın tarihi Sur ilçesinde devam eden sıkıyönetim uygulamalarına direniş kesintisiz sürerken, devletin katliamcı güçlerinin hedef aldığı 4 çocuk annesi Melek Alpaydın (38) canı pahasına terk etmediği Sur'da, 3 Ocak günü sofra başındayken eve atılan top mermisiyle can verdi. Özel harekatçıların tüm baskılarına ve ailesinin ısrarlarına rağmen Dört Ayaklı Minare civarındaki evinden çıkmayan Alpaydın, saldırıların yoğunlaşması üzerine ilçenin başka bir mahallesi olan İskenderpaşa Mahallesi'ndeki yakınlarının evine yerleşti. Evinden ayrılalı 6 gün geçmişti ki ölüm onu kahvaltı sofrasında buldu. Sur'u tanklarla top atışına tutan askerlerin attığı tank mermisinin başına isabet etmesi sonucu yaşamını yitiren Alpaydın'ın arkasından ise hem Diyarbakır Valiliği hem de savaş medyası vicdansızca açıklamalar yaparak, cinayetin üstünü örtmeye çalıştı. Melek Alpaydın'ın katledildiği gün cenazesi başında feryat eden ve şoka girmiş haldeki görüntüleri ile hafızalara kazınan Fatma Kayaalp (36), yaşadıklarını DİHA'ya anlattı.

 

'Her an Sur'a dönecekmişiz gibi yaşıyorduk'

 

Sur'dan kopamadıklarını anlatan Kayaalp, Sur'un "yasak" olmayan İskenderpaşa Mahallesi'ne taşındıklarını ve her gün evlerine dönecekleri günü beklediklerini söyledi. Çocuklarının da sürekli "Anne ne zaman evimize gideceğiz" dediğini duygu dolu sözlerle anlatan Kayaalp, eşinin amcasının kızı Melek Alpaydın'ın da sokağa çıkma yasakları, tank top saldırılarına rağmen evini terk etmediğini söyledi.

 

'Melek 6 gün önce Sur'dan çıkmıştı'

 

Sokağa çıkma yasağında çok yoğun saldırıların yaşandığını, bu saldırılar sonrasında Melek Alpaydın'ın çocuklarının can güvenliği kalmadığı için çıkmak zorunda kaldığını belirten Kayaalp, Sur'dan çıktıktan sonra çocuklarıyla kendilerine geldiğini ve evlerinin yan tarafına yerleştiğini anlattı. Aynı yerde 3 aile hep beraber yaşadıklarını söyleyen Kayaalp, Melek'in sürekli evinden uzakta yaşamayacağını söylediğini anlattı.

 

'O gün Melek'in keyfi yerindeydi'

 

Vahşetin yaşadığı günü anlatmakta güçlük çeken Kayaalp, sabah geç kalktıklarını, Alpaydın ve çocuklarıyla beraber kahvaltı yaptıklarını söyledi ve devam etti: "O gün Melek'in keyfi yerindeydi. Odada sofraya oturduk, kahvaltı yapıyorduk. Melek sofranın yan tarafındaydı. Ben mutfağa gittiğim sırada büyük bir patlama sesi duydum. Bir anda her yer büyük bir toz bulutu kapladı. Ev sallandı, deprem oldu zannettim. O büyük gürültüyle bende sırt üstü düştüm."

 

'Herkes öldü sandım'

 

Gördüğü manzarayı anlatmakta zorlanan Kayaalp, dehşet dolu anları şu cümlelerle dile getirdi: "Toz bulutu altında gözlerimi açtım, ayağa kalktım, sonra yere düştüm. Dizlerim tutmuyordu. Bir bağrışma haliyle 'Hüseyin, Hasan, Abdulkadir, Nefise, Melek nerdesiniz?' diye seslendim. Kimseden ses çıkmadı. Bir baktım görümcem eğilmiş kafasını ellerinin arasına almış yakarıyordu. Ben o an herkesin öldüğünü zannettim. Eğildim duvarın hemen dibinde Melek yüz üstü yatıyordu. Ellerimle kaldırdım Melek'in kafasından omzuna doğru şırıl şırıl kan akıyordu. Ona rağmen sağdır diye umut ettim ama baktım kafası param parça olmuştu. O an 'Ay Melek' diye feryat ettim. Büyük bir şok halindeydim."

 

'Devletin tankından kaçtık zannettik ama...'

 

Sur'da büyük acıların yaşandığını, zor koşullarla mücadele ettiklerini anlatan Kayaalp, devletin tankı topu yüzünden bir kez daha evlerini terk etmek zorunda kaldıklarını söyledi. Kayaalp, "Melek'in çocukları Elazığ'a gitti. Melek'in amcakızı Nefise Alpaydın da yaralandı. Sur'da günlerce devlet güçleri tank top atışları yaptı. Oradan devletin tankından, topundan kaçtık zannettik ama Sur'un bir başka mahallesinde yakalandık. Devletin zulmü bitmiyor. Kürt halkının tamamını öldürmek istiyor. Evet, biz Kürt'üz zorla öyle de kalacağız. Bu zulmü kabul etmiyoruz. Yerimizi yurdumuzu onlara bırakmayacağız. Ölsek de kalsak da burada yaşamaya devam edeceğiz. Yarın yasak kalksın çıkıp gideceğiz evimize, bir daha hiç çıkmamak üzere" dedi.

 

'Melek zorla Sur'dan çıkarıldı'

 

Melek Alpaydın'ın amcası oğlu Abdulkadir Kayaalp da onun, evini bırakmamak çok direndiğini, ancak zorla çıkarıldığını söyledi. Sur'dan çıktıktan sonra yanlarına geldiğini söyleyen Kayaalp, kendi imkanlarıyla birbirlerine yardım ettiklerini belirterek, "Tank mermisinin eve isabet etmesinin ardından büyük bir gaz bulutunun ardından çocuklar baygın düştü. Ben çocukları çıkarmaya çalıştım. Eşim de büyük bir çığlıkla haykırıyordu. Yaşanan vahşeti" diye anlattı.

 

'Melek'in Sur sevgisi bitmedi'

 

Kayaalp şöyle devam etti: "Biz Sur'da devletten ve onu baskısından, zulmünden kaçtık. Devletin topu, burada bize isabet etti. Melek Sur'dan çıktıktan sonra da Elazığ'a gitmek istemedi. Annesinin, babasının ısrarlarını dinlemedi. O Sur'u, evini çok seviyordu. Bir an önce evine geri dönmek istiyordu. Benim çocuklarımın rızkı burada. Buradan başka bir yere gitmeyeceğim. Kaç kere de evine yine dönmek istedi onu bırakmadılar. Çok üzülüyorum Melek'in böyle katledilişine. Bu zulmü kabul etmeyeceğiz. Melek'in Sur sevgisi bitmedi. Onun o sevgisini yaşatacağız. Sur'a döneceğiz, orayı terk etmeyeceğiz."(diha)

 

 

Günün Diğer Haberleri