28 Şubat öncesi İmralı'da neler konuşuldu - 1

ANKARA - Kürt sorununun demokratik çözümü noktasında önemli bir eşik olan ve Cumhurbaşkanı başta olmak üzere devletin tüm yetkili kurumlarının bilgisi dahilinde gerçekleşmesine rağmen sonrasında inkar edilen Dolmabahçe Mutabakatı'nın üzerinden bir yıl geçti. PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın "Mutabakatta uzlaşırsak, silahlı mücadele yerine demokratik siyaset geçecek" diyerek, açıklanan 10 maddelik metnin gerekleri hükümet tarafından yerine getirilmezken, Dolmabahçe'de oturma düzeninin nasıl olacağı ve kimlerin katılacağı İmralı'da konuşuldu.

GÜNCEL - 25-02-2016 13:16

PKK Lideri Abdullah Öcalan tarafından Kürt sorununun demokratik çözümü için başlatılan "Demokratik Çözüm ve Diyalog Süreci"nin en önemli aşamalarından birisi olan hükümet ve HDP İmralı Heyeti'nin Dolmabahçe'de yaptığı ortak açıklamanın üzerinden bir yıl geçti. Hükümetin ve bizzat Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın da bilgisi dahilinde gerçekleşen açıklama, "Dolmabahçe Mutabakatı" olarak tarih sayfalarında yerini alırken, 10 maddelik deklarasyonun ardından adım atması gereken hükümet açıklamayı inkar etme noktasına kadar geldi. Peki, Kürt sorununun çözümünde ilk kez iki tarafın ortak açıklama yaptığı 28 Şubat'a nasıl gelindi, neler yaşandı?

 

2012'de bir yandan "Devrimci halk savaşı" bir yandan da cezaevlerinde PKK'li ve PAJK'lı tutsaklar tarafından başlatılan dönüşümsüz-süresiz açlık grevi hükümeti sorunun çözümü noktasında iyice sıkıştırdı. Bu süreçte Öcalan'ın kapısını çalan hükümet bir yandan da ilk kez İmralı'ya Öcalan'ın ailesi ve avukatlarının dışında bir heyetin gitmesini sağladı. MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ın 16 Aralık'ta Öcalan'la görüştüğünün basına yansımasının ardından bu kez 3 Ocak 2013'te o dönem BDP milletvekili olan Ayla Akat Ata ve Ahmet Türk'ün bulunduğu heyet İmralı'ya giderek, Öcalan'la görüştü. Dolmabahçe'ye kadar gelen "Demokratik Diyalog ve Müzakere Süreci" tartışmaları da bugünden sonra başladı. Öcalan'ın 2013'teki tarihi Diyarbakır Newroz'undaki deklarasyonuyla süreç halklar nezdinde büyük bir barış umuduna dönüşürken, iki taraflı olarak atılması gereken adımlar noktasında somut tartışmalar yürütüldü. Öcalan'ın bu açıklamasının ardından KCK tarafından "geri çekilme" kararı alırken, hükümetin de başta hasta tutsaklar olmak üzere birçok konuda gerekli yasal düzenlemeleri gerçekleştirme sorumluluğu doğdu.

 

Hükümetin geri çekilmeye yanıtı yeni karakol yapımı oldu

 

Geri çekilme kararının ardından bunun 1999'daki geri çekilme sürecinde yaşanılanların tekrarlanmaması ve kısa sürede gerçekleşmesi için yasal düzenlemelere ihtiyaç olduğu halde yapılmaması ve AKP'nin geri çekilme sürecine karşılık baraj, karakol ve kalekol yapımına başlamasına rağmen Öcalan'ın çağrısıyla geri çekilme süreci kademeli olarak devam etti. Yine çözüm sürecinin yasal zemine oturtulması konusunda AKP'nin izlediği oyalayıcı politikalar ve başta da cezaevlerindeki hasta tutsakların bırakılmaması noktasındaki samimiyetsizliği, süreç, ilerledikçe geliştirilen kimi provokasyonlara rağmen Öcalan'ın çabalarıyla sürdürüldü. Bu dönemde 7 Haziran seçimleri öncesinde derinlikli müzakere sürecine geçilmesi noktasında Öcalan'ın tutumuyla devlet, hükümet ve KCK yetkilileriyle görüşme trafiği hız kazandı.

 

 Dolmabahçe'deki bu açıklamanın ardından çözüm süreci de kalıcı barış sürecine evirilecek ve İmralı'da isimleri belirlenen İzleme Heyeti'nin İmralı'ya gidişiyle birlikte derinlikli müzakere sürecine geçiş başlayacaktı. Bu aşamadan sonra da İzleme Heyeti'nin de İmralı'ya gidişiyle birlikte Öcalan tarafından PKK'ye, Türkiye'ye karşı silahların bırakılması için tarihi belirlenmiş gündemli bir kongre çağrısı yapılacaktı.

 

Öcalan: 55 yıllık bir maratonun kısa bir soluk arası

 

Tarihi açıklama öncesinde Şubat ayı içerisinde İmralı'da iki ayrı görüşme gerçekleşti. Her iki görüşmede de, 28 Şubat'ta gerçekleşecek olan tarihi açıklamanın konseptinin içeriğine ve sonrasında atılacak adımlara ilişkin uzun uzun tartışmalar yürütüldü. 4 Şubat'ta HDP heyetindeki Sırrı Süreyya Önder, İdris Baluken, Hatip Dicle, Ceylan Bağrıyanık ve Pervin Buldan ile Kamu Güvenliği Müsteşarı Muhammed Dervişoğlu ve bir devlet yetkilisinin hazır bulunduğu toplantıda mutabakat metninin içeriğine ilişkin tartışmalar yürütüldü.

 

 İmralı'daki görüşmelere ait "Demokratik Kurtuluş ve Özgür Yaşamı İnşa-İmralı Notları" isimli kitapta yer alan o günkü görüşmenin detaylarına göre; toplantıda Öcalan, "Bugünkü geldiğimiz noktayı 55 yıllık bir maratonun kısa bir soluk arası olarak değerlendiriyorum" diyerek, tarihi toplantının önemine dikkat çekti.

 

'Mutabakatta uzlaşırsak silahlı mücadele yerine demokratik siyaset'

 

Görüşmede hasta tutsaklar ve İzleme Heyeti üzerine de tartışmalar yürütülürken, Kamu Güvenliği Müsteşarı Dervişoğlu, "Bu iki mesele de hal oldu, tamamdır" ifadesini kullandı.

 

Öcalan, elinde iki taslağın olduğunu ifade ederek, birinin olumlu gelişmelerin olması durumunda diğerinin ise olumsuz gelişmelerin olması durumunda dikkat edilmesi gereken hususları içerdiğini kaydederek, sonrasında şu ifadeleri kullandı: "Türkiye Cumhuriyeti'ne karşı silahlı mücadele temelinde yaptığımız çıkış, yani gerilla savaşı, bu müzakere sürecine girerken, tarafların gündeminde olan dokuz-on ana başlık temelinde demokratik çözüme giderken asgari müşterek ilkelerde silahlı mücadeleyi bırakma temelinde stratejik karar vermek için PKK'yi bahar aylarında olağanüstü  kongreye davet ediyorum. Bu bir niyet beyanıdır. Dokuz-on maddelik mutabakatta uzlaşırsak, silahlı mücadele yerine demokratik siyasetin geçmesi için beyan ediyorum."

 

KGM Müsteşarı Dervişoğlu: Ortak açıklama olmasında fayda var

 

Bu görüşmenin ardından HDP heyeti, "Ortak açıklama olacak mı?" diye sordu.

 

Kamu Güvenliği Müsteşarı Dervişoğlu, "H. Bey ve Y. beyle görüşün. Biz de Y. beyle konuşacağız. Ortak açıklama olmasında fayda var" ifadesiyle ortak açıklamanın yapılabileceğini söyledi.

 

28 Şubat'tan bir gün önce İmralı'da kritik görüşme

 

Bu görüşmenin ardından Dolmabahçe açıklamasından hemen bir gün önce yani 27 Şubat'ta İmralı'da bir görüşme daha gerçekleşti.

 

Öcalan bir önceki görüşmede verdiği taslağı tartışmaya açarak, şu ifadeleri kullandı: "Bunu heyet olarak siz nasıl değerlendirdiniz? Kandil nasıl değerlendirdi? Benden aldığınız alıntıyı okuyorum. Temel maddeler bunlar. İyi düzenlemişsiniz. Benim sözlerimle yazılmış. Asgari müşterekin yaslandığı ilkelerde stratejik temelde karar vermek üzere yazılmış. Ben bu cümleye karşı değilim. On maddeye de karşı değilim. Siz hazırladınız bana getirildi. Ben de okudum ve imzalamadım. Sizin karşı çıktığınız yerler neresi onu öğrenmek istiyorum."

 

 Önder: On başlığı gölgelemişler

 

Ardından HDP heyetinden Sırrı Süreyya Önder, şunları kaydediyor: "Birincisi, metinde müzakereye geçiş aşaması yazıyordu. Onu metinden çıkarmışlar. Müzakereye henüz geçilmediği için biz de ona çok takılmadık. İkincisi, metinde ateşkes yazıyordu, onun yerine çatışmasızlık yazmışlar. Ona da çok takılmadık. Üçüncüsü, on temel başlıkla ilgili maddeleri öne ve çağrının üstüne yazmıştık, onlar bu maddeleri çağrının altına çekmişler. Böylece bu on başlığın yeterince görünür olmasını gölgelemişler."

 

 Bu sırada KGM'nin "Burada birbirimize karşı dürüst olmalıyız" söylemiyle Önder, Baluken ve Buldan arasında "dürüstlük meselesi" üzerine bir tartışma yaşandı. Öcalan ise "Buraya çok takılmanıza gerek yok, dövüşmeyin. Biz mevcut durumu netleştirmeye çalışalım" diyerek, duruma müdahale etti.

 

Görüşmede devamla Önder, "Ayrıca şöyle bir yöntemsizlik var: Bizim hazırladığımız metin Başkan'a getirilmedi. Üzerinde uzlaşmadığımız metni Başkan'a getirdiniz" diyerek, aslında iki metnin varlığına dikkat çekti.

 

Öcalan: Benim imzam sıradan bir imza değildir

 

Önder'in ardından konuşan Öcalan ise, şu ifadeleri kullandı: "Bu da önemli değil. Bu metinde karşı çıkılan hususları öğrenmek istiyorum. Heyetin kaygıları doğrudur. Bu duyarlılığınız için de size teşekkür ediyorum. Ancak ben her şeyi okuyarak imzaladım. Şimdi de okuyarak size görüşlerimi söylüyorum. 'Davet edeceğim' yerine 'davet ediyorum' demenizde hiçbir sakınca yoktur. Zaten bir iyi niyet beyanı olduğu da burada yazıyor. Asıl çağrıyı hükümetin tutumuna göre ben yapacağım. Bunun için Meclis bünyesinde bir komisyonun kurulması gerektiğini, İzleme Heyeti'nden insanların olması gerektiğini daha önce de ifade etmiştim. Eğer bunlar yapılırsa Newroz Bildirisi'ni aşacak olan bir çağrı yapacağım. Hükümet de bunu böyle değerlendirmelidir. Ortak açıklama olarak bu metni okumanızda hiçbir sakınca yoktur. Benim imzam sıradan bir imza değildir. Ben 55 yıllık ömrümü bu mücadeleye verdim. Benim imzamın anlamı bilinmelidir. Bu imzanın 55 yıllık emek değeri vardır. Bana Kandil'in çekincelerini aktarın."

 

KGM: Açıklamaya Ala ve AKP Grup Başkanvekili de katılacak

 

Görüşmede yürütülen bu tartışmaların ardından açıklamaya kimlerin katılacağı konusu ele alındı.

 

Öcalan, konuya ilişkin görüşlerini şöyle açıkladı: "Evet, bu dört başlık birbirine girmiş zincirin halkaları gibidir. Benim çağrım Meclis ve sivil toplumdan karma bir komisyonun önünde olacak. PKK'yi olağanüstü bir kongreyi toplamaya davet edeceğim. Siz bu ortak açıklamayı yarın hükümet yetkilileriyle birlikte yaparsınız. Onların da üç kişi olması lazım. O konuda sanırım bir sorun yok."

 

KGM da açıklamaya İçişleri Bakanı Efkan Ala ve AKP Grup Başkanvekili Mahir Ünal'ın da katılacağını bilgisini verdi.

 

'28 Şubat darbeye karşı olanlar için önemlidir'

 

Ardından Öcalan, görüşmenin 28 Şubat'ta yapılmasının önemine dikkat çekerek, "Yarın yapmalısınız. Yarın 28 Şubat, bir darbenin yıl dönümüne denk geliyor. Bizim gibi darbe karşıyı olanlar için önemlidir. Müsteşar bey de açıklamaya katılabilir ya da katılmayabilir. Kendisi bilir. Çok emeği var. Katılması uygun olur, ama dayatmıyoruz. Katılırsa bir hakem gibi her iki heyete de iki metre mesafede durmalıdır. Bu daha uygun olur. Taraflar arasında bir hakem gibi görüntü olur. Ama dediğim gibi bu konuda bir dayatmamız yok. Altı yıllık korkunç bir çalışmanın getirdiği bir sonuçtan bahsediyorum" ifadesini kullandı.

 

Öcalan, bu açıklamanın birinci aşama yani niyet aşamasını olduğunu kaydederek, "Bu birinci aşamadı, yani niyet aşamasıdır. İkinci aşama onama aşamasıdır. Parlamento ve İzleme Kurulu huzurunda uygun görülecek. Anayasa Mahkemesi'ni de dahil edeceğiz. Devletin huzurunda, parlamento huzurunda yapacağız. Anayasa Mahkemesi'nden gelene de yaptığımız iş anayasaya uygun mudur diye soracağız. Anayasa Mahkemesi Başkanlığı'na seçilen Zühtü Bey de olumlu biridir" diyerek, Dolmabahçe açıklamasının ardından esas çağrının kendisi tarafından yapılacağını kaydetti.

 

Görüşmenin sonunda da Öcalan, "Bundan sonra İzleme Heyeti" gelecek ifadesini kullandı.

 

Tarihi açıklamada neler vardı?

 

İşte bu görüşmeden bir gün sonra 28 Şubat'ta Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, İçişleri Bakanı Efkan Ala, AKP Grup Başkanvekili Mahir Ünal ile İmralı'da kimi görüşmelere de katılan Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarı Muhammed Dervişoğlu ile birlikte HDP Heyeti'nde yer alan Pervin Buldan, İdris Baluken ve Sırrı Süreyya Önder'in katılımıyla Dolmabahçe'deki Başbakanlık Ofisi'nde tarihi mutabakat açıklandı. 10 maddelik "mutabakat" metni çerçevesinde, Öcalan'ın çağrısıyla toplanacak olan kongreyle "silah bırakma" çağrısına gidecek bir "müzakere süreci" karara bağlandı.

 

10 madde şu başlıklarda toplandı: "Demokratik siyaset tanımı ve içeriği", "Demokratik çözümün ulusal ve yerel boyutlarının tanımlanması", "Özgür vatandaşlığın, yasal ve demokratik güvenceleri", "Demokratik siyasetin devlet ve toplumla ilişkisi ve bunun kurumsallaşmasına dönük başlıklar", "Çözüm sürecinin sosyo-ekonomik boyutları", "Çözüm sürecinde demokrasi güvenlik ilişkisinin kamu düzenini ve özgürlükleri koruyacak şekilde ele alınması", "Kadın, kültür ve ekolojik sorunların yasal çözümleri ve güvenceleri", "Kimlik kavramı, tanımı ve tanınmasına dönük çoğulcu demokratik anlayışın geliştirilmesi", "Demokratik cumhuriyet, ortak vatan ve milletin demokratik ölçütlerle tanımlanması, çoğulcu demokratik sistem içerisinde yasal ve Anayasal güvencelere kavuşturulması" ve "Bütün bu demokratik hamle ve dönüşümleri içselleştirmeyi hedefleyen yeni bir anayasa."

 

 28 Şubat sonrasında mutabakat yok sayıldı

 

Ancak Erdoğan kısa süre sonra, hem Dolmabahçe'de verilen görüntüyü, hem de o toplantıda karara bağlanan 10 maddelik mutabakat metnini "Başbakan Yardımcısı ile şu an parlamento içinde olan bir grubun yan yana o resmi vermesini doğru bulmuyorum. Açıklanan 10 maddelik metne gelince, o metinde bir demokrasi çağrısı yok" diye eleştirmeye başladı. Sonrasında yaptığı açıklamalarda da mutabakatı "ısrarla" reddetti ve "varılan uzlaşmadan haberdar olmadığını" söyleyerek, İmralı'da yürütülen tartışmalarla gelinen süreci inkar etti.

 

KGM: İzleme Heyeti Newroz'dan sonra İmralı'ya gidecek

 

Tarihi açıklamanın yapıldığı 28 Şubat'tan sonra 14 Mart'ta gerçekleşen görüşmede ise İzleme Heyeti'nde yer alacak olan isimler üzerine tartışma yürütüldü. Heyette yer alacak olan isimler neredeyse bir bir KGM ve HDP İmralı Heyeti ile Öcalan tarafından konuşuldu ve bu isimler tutanaklara da geçti. Toplantının bir bölümünde KGM, İzleme Heyeti'nin Newroz sonrasında İmralı'ya gideceğini açıkladı.

 

Yarın: 28 Şubat'a ilişkin bilinmeyenler...

 

(diha)

Günün Diğer Haberleri