HDP'den Basın Konseyi ve TGC'ye havuz medyası eleştirisi

ANKARA - Basın Konseyi ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti başta olmak üzere basın meslek örgütü ve derneklerine yönelik açık mektup yayınlayan ve "sessizlik" eleştirisinde bulunan HDP, AKP havuz medyasının yaptığı yayınların toplumun iç barışını bozduğu, kadın kimliğine saldırdığı ve ırkçılık yapıldığını belirterek, bu duruma sessiz kalınmaması çağrısında bulundu.

GÜNCEL - 11-03-2016 22:09

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Basından Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Saruhan Oluç imzasıyla, Basın Konseyi ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti ile basın meslek örgüt ve derneklerine yönelik başta Takvim gazetesi olmak üzere "havuz medyası"nın yayınlarına ilişkin açık mektup yayınladı.

 

Mektupda, "Yasal düzeyde ve kayıtlarda gazete olarak görünen, ancak yaptığı yayınlar itibariyle doğruluk, dürüstlük, tarafsızlık, objektiflik gibi mesleki, insani, ahlaki, hukuki tüm değerleri ayaklar altına almayı temel ilke haline getiren Takvim 'gazete'si, insanlık onuruna aykırı yayınlarına her gün bir yenisini eklemektedir" ifadeleri yer aldı.

 

Kadın kimliğine karşı saldırı

 

Takvim gazetesinin 10 Mart 2016 tarihindeki nüshasının ilk sayfasındaki "Grup Fezleke" başlıklı hakaret içeren haberine dikkat çekilen mektupta, Takvim gazetesinin HDP'li milletvekillerine yönelik attığı manşetlerle halkın iradesine hakaret ettiği ve aynı zamanda kadın kimliğine de saldırdığı belirtildi. Gazetenin yayını ile nefret suçu işlediğine işaret edilen mektupta, söz konusu organın "musluğundan beslendiği kesimlerin hedefleri doğrultusunda başka kesimlere saldırmak dışında bir şey yapmadığı" belirtildi.

 

'Basın özgürlüğü kapsamında ele alınamaz'

 

Mektupta, yargı makamlarının da bu gidişata sesiz kaldığı belirtildi ve "Hukukun gereğini yerine getirmemektedir. Oysa evrensel hukuk kurallarının geçerli olduğu, çağdaş demokrasilerle yönetilen hiçbir ülkede bu tür yayınlar meşru ve masum görülemez; bu içerikteki yayınlar basın özgürlüğü kapsamında asla ele alınamaz, alınmamalıdır" denildi.

 

Tavkim gazetesinin attığı manşetlerle toplumun bir arada yaşam iradesine ve iç barışına ciddi zararlar verdiği ifade edilen mektupta, "Attığı hemen her manşet, yayınladığı her fotoğraf ve kullandığı birçok haber başlığıyla ırkçılığı, fanatizmi, farklı kimlik ve kültürlere, toplumsal cinsiyet eşitliğine nefret ve düşmanlığı körükleyen Takvim ve benzerleri, demokrasiye, toplumun bir arada yaşama iradesine ve iç barışa çok ciddi zararlar vermektedir. Örneğine en karanlık rejimlerde bile az rastlanan Takvim 'gazeteciliği'nin yok etmeye çalıştığı temel değerleri, basın ahlakını, kişi ve kurumlara karşı saygılı olma gibi etik ilkeleri, hukuku savunmak, korumak, mesleğin onurunu bu tür kirli içeriklerden kurtarmak, demokrasiye ve hukukun üstünlüğüne inanan herkesin ortak görevi ve sorumluluğu olmalıdır" denildi.

 

'Sessiz kalmak fütursuzluğu neden oluyor'

 

Bir yıla kadar uzanan son dönemde, Basın Konseyi'nin de zemininde bulunan ve yayın yapan çeşitli kuruluşların tutumlarının, habercilik anlayışlarının, yayın politikalarının temel ve evrensel insan hakları ve yine evrensel basın ahlakı ve ilkeleri ile en ufak bir ilişkisi kalmamıştır" şeklinde devam eden mektupta, gazeteci mesleğine dair kuruluşlara şu eleştiri ve çağrıda bulunuldu:

 

"Basın Konseyi, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti başta olmak üzere, tüm basın meslek kurumlarının, derneklerinin ve örgütlerinin evrensel basın ahlakına ve ilkelerine uygun davranmayan bu tür yayınlara karşı sessiz ve seyirci kalması böylesi yayınların artmasına, fütursuzlaşmasına neden olmaktadır. Basın meslek ilkelerinin ve ahlakının en temel kriterlerinin her gün bir başka biçimde ayaklar altına alınmasına basın meslek kurumlarının ve örgütlerinin daha fazla sessiz kalmaması gerekmektedir. Ne acıdır ki, Türkiye'nin yakın tarihine baktığımızda, bütün siyasal dönemeçlerde ve kritik dönemlerde basın yayın organlarının birçoğu insanlık ve ahlak sınavından başarıyla geçememişlerdir. Her baskı döneminin ardından özellikle bu konuda yapılanlar ibretle anılır duruma gelmiştir.

 

Bugün yapılanlar basın tarihinde kara bir leke olarak yer alacak

 

Hiç bir kuruluştan ya da kurumdan bizleri düşünmesini veya kayırmasını beklemiyoruz. Ama evrensel ilkeler zemininde varlığını sürdüren ve bunlara riayet etmesi gereken kurumların da görevlerine ve özelliklerine uygun davranmaları konusuna dikkatlerini çekiyoruz. Basın Konseyi, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti ve tüm basın meslek örgütleri ve kuruluşları, meslek ahlakına ve ilkelerine uygun bir ortamın ve yayıncılığın gerçekleşmesi için çabalamayacaksa ne yapacak? Bu fırtına elbette geçecek ve bugün yapılanlar basın tarihinde kara bir leke olarak yer alacak. Önemli olan bu dönemin sadece kara lekelerle mi anılacağı, yoksa geleceğe olumlu mesajlar iletmiş olan tutumların da bu tarihte yer alıp almayacağıdır. Takdir sizindir. Saygılarımızla..."

 

(diha)

Günün Diğer Haberleri