Yoğun çatışmaların sürdüğü Mêrdîn'in (Mardin) Nisêbîn (Nusaybin) ilçesinde 41 gündür devam eden saldırı politikalarına şimdi de tarihi mekanları hedef gösterme politikası eklendi. Hz. Muhammed'e hendek kazmayı öneren ve tarihe "Hendek Savaşı" diye geçen savunma yönteminin fikir insanı Selman-i Farisî'nin (Selman-i Pak) zamanında yaşadığı tarihi mekân zırhlı araçlarca yapılan saldırılarla yerle bir edildi. Nisêbîn halkı için önemli bir inanç merkezi olan Kışla Mahallesi'nde bulunan tarihi Selman-i Faris mekanının duvarları yıkıldı.

 

"JİTEM" tarzı sosyal medya hesaplarında "Moryxakup Kilisesi, Zeynel Abidin Cami ve Mitani Kültür Merkezi'nde bomba var" şeklinde Mezopotamya tarihinde önemli yer edinin mekanlar hedef gösterilmişti.

 

Selman-i Farisî (Selman-i Pak) kimdir?

 

Asıl adı Mâhbe (Mâyeh) b. Bûzehmeşân (Bûzekhân, Bûzihşân, Hûşbûdân) b. Mürselân b. Yehbûzân iken müslüman olduktan sonra kendini Selmân İbnü'l-İslâm diye tanıtmıştır. Oğlu Abdullah'tan torunu olan Abdurrahman dedesinin Müslüman oluş hikayesini rivayet etmiştir. Mecusi ateşkedesinde kutsal ateşin sönmemesini sağlamakla görevli iken yeni bir din arayışına giren Selmân ailesinin şiddetli muhalefetine rağmen Hıristiyanlığı benimsedi ve önce Dımaşk'a kaçtı, ardından Musul, Nisêbîn ve Ammûriye'ye (Amorion) gitti.

 

Hendek Savaşı'nda Hz. Muhammed'e Hendek kazmayı öneren kişi olarak tarihe geçen Selman-i Farisî, asıl ününü Hendek Savaşı'nda Mekkeli putperestlerin Medine şehrini kuşatması öncesinde Hz. Muhammed'e, "hendek kazılması" yönünde belirttiği fikir sayesinde savaşın Müslümanlar lehine sonuçlanması ile kazandı. Gençlik yıllarının Nisêbîn'de Mor Yakup Kilisesi'ndeki bir papazdan aldığı derslerle geçirmesi nedeniyle Nisêbîn'de kutsal bir kişi olarak anılan Selman-i Farisî'nin kaldığı mekan hala halk tarafından ziyaret edilen ve duaların okunduğu önemli tarihi bir mekan olarak kabul edilir.

 

Selman-i Farisî'nin Medâin'de 656 yılı sonu veya 656 yılı başlarında vefat ettiği düşünülmektedir. Onun bu tarihten önce veya daha sonra vefat ettiği de söylenmektedir. Selmân'ın IV. Murad tarafından yeniden yaptırılan türbesi Bağdat yakınlarında onun kabri etrafında oluştuğu belirtilen, bugün Selmânıpâk diye bilinen kasabadadır. Ancak kimi rivayetlere göre Selman-i F'risî'nin türbesinin Nisêbîn'de yaşadığı mekanda olduğu belirtilmektedir.

 

Mor Yakup Kilisesi

 

Mor Yakup Manastırı M.S. 419'da Aziz (Mor) Yakup adına inşa edilmiş önemli bir manastırdır. Mor Yakup M.S. 330 yılında Mısır'da doğmuş ve İskenderiye'de küçük bir manastırda rahip olmuştur. Mısır'dan deniz yoluyla Tarsus'a oradan da Diyarbakır'a gelir. Daha sonra Turabdin'deki Şiluh (Salıh) köyüne yerleşir. Hayatı hastalara şifa vermek, sakat ve topalları iyileştirmek, bir haftalık bebeği konuşturmak gibi mucizelerle geçen Mor Yakup daha sonraları azizlik mertebesine yükselmiştir. Bugün Mor Yakup Manastırının bulunduğu Nusaybin'de Pers döneminden kalma bir mabet üzerine bir manastır inşa ederek burada hastalara şifa verirmiştir.

 

Mor Yakup Manastırı 8. yüzyılda Metropolitlik merkezi, 1364-1839 yılları arasında da Turabdin bölgesi için Patriklik makamı olmuştur. Birinci Dünya Savaşına kadar faal durumda olan manastır 1965 yılına kadar sahipsiz kalmış, 1965'te rahip Yakup Tekin, Episkopos Mor Iyawennis Efrem Bilgiç tarafından manastıra atanır. Bugün manastırda 3 rahip, 2 rahibe hizmet vermektedirler.

 

Zeynel Abidin Cami Külliyesi

 

Cami, minare, iki türbe (Zeynel Abidin ve onun kız kardeşi Sitti Zeynep Türbeleri), şadırvan, medrese odaları, mezarlık alanı ve yeni abdesthane yapılarından müteşekkildir. Külliye yapı olarak bahçeli, açık bir avlunun içerisinde şekillenmiş olup; genel olarak L plan şemasında kesme taş malzemeyle inşa edilmiştir. Cami külliyesinde yer alan türbelerdeki Zeynel Abidin ve kız kardeşi Sitti Zeynep, Hz. Muhammed'in 13. kuşaktan torunları olup tüm İslam aleminde kutsal sayılmaktadırlar. Türbe üzerindeki kitabeye göre cami 12. yüzyılda yapılmıştır. Zeynel Abidin Cami Külliyesi ve Moryakup Manastırı'nın bir avlunun içinde iki farklı dini sembolize etmesi ve aynı yerde bulunması bakımından birliğe işaret eden bu iki yapı bölge halkı için kutsal mekan olarak kabul edilirken, aynı zamanda Mezopotamya tarihi açısından önemli bir yere sahiptir.

 

(diha)