Türkiye'de Başbakan Ahmet Davutoğlu, bakanlar ve Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan'ın "şiddet" ve "hakaret" içeren açıklamaları süredursun, çocuklarını ve en yakınlarını savaşta kaybeden anneler, barış talebinde ısdarlı. Her cümlesinde acının izlerini taşıyan barış annesi Fatma Yalçın, "Yeryüzünde çocuğunu kaybetmek kadar kötü bir şey yok" diyor ve oğlu "Çektar" kod adlı Özkan Yalçın'ı kaybettiği gece rüyasında gördüğünü belirtiyor. "Oğlumun şehit olduğunu rüyamda gördüm. Çığlıklar ile uyandım" diyen Yalçın, oğlunun yaşadıklarını anlattı. Oğlu Özkan'ın, üniversite mezunu bir muhasebeci olduğunu ve 1991 yılında gözaltına alındığı andan itibaren hayatının birden bire değişmeye başladığını söyledi. İlk gözaltına alındığında 15 gün boyunca polisler tarafından işkenceye maruz kaldığını ve yüzünün tanımayacak şekilde şiştiğini belirten anne Yalçın, "İşkenceden çıktığında onu gördüm. Öldürülmediği için çok sevindim. Ona 'Senin yanındayım oğlum' dedim. Ve alıp götürdüler" diye konuştu. "Oğluma yapılanları hatırladıkça dayanamıyorum. Ben kabul etsem bile Allah kabul eder mi?" diye soran Yalçın, yaşadıkları ve yaşananları anlattıkça gözleri dolup akıyor.

 

'Dağlara gitmekten başka yolu kalmamıştı'

 

1994 yılında cezaevinden çıktıktan sonra yeniden JİTEM tarafından beyaz plakasız bir Toros marka araç ile kaçırılmak üzereyken oğlunu kurtardığını kaydeden anne Yalçın, "JİTEM'cilerle kavga ettim. Beni de öldürmeye çalıştılar ama oğlumu alamadılar. Oğlum, daha sonra yeniden polis tarafından alındı. Bu kez 25 gün işkence gördü" dedi. Oğlu Özkan'ın JİTEM tarafından öldürüleceğini bildiğini ve artık buna dayanamadığını yıllarca bu acı ile yaşadığını belirten anne Yalçın, "Oğluma 'buralardan git. Kurtar kendimi' dedim. Artık yapacak bir şey yoktu. Çünkü onu öldüreceklerini biliyordum" şeklinde konuştu. Oğlu Özkan'ın aylarca evlerde saklandığını bir daha göremediğini ifade eden anne Yalçın, "Sonra öğrendim ki, özgürlüğü için dağları seçmiş. Zaten başka da bir yolu kalmamıştı" dedi. 2001 yılında oğlunu kaybeden anne Yalçın, oğlu Özkan'ın gittiği günden, hayatını kaybettiği güne kadar göremediğini belirterek, "Hiç göremedim. Oğlum şehit oldu ve ben sadece 3 kez mezarına gidebildim. Özkan'ım şehit olduğu gün torunum dünyaya geldi. Torunumu onun yerine koydum" diye konuştu. Yaşadığı tüm acılara, işkencelere ve oğlunu ölümüne rağmen yıllardır Barış Anneleri ile birlikte barış için mücadele veren Fatma Yalçın, tüm yaşananlara rağmen "intikam" değil, barış istediğini belirterek, "Artık kimse ölsün istemiyorum. Vicdanım var. Bu savaş bitsin diyorum. Çocuğunu kaybetmenin ne kadar kötü bir şey olduğunu biliyorum" diyor.

 

'Bu devlet hala barıştan anlamıyor'

 

Yıllardır aynı mücadeleyi sürdüren ve bütün gücünü "barış" için harcayan Barış Annesi Cahide Akan ise, oğlunun dağda "özgürlük mücadelesi" verdiğini ve kendisinin de onun mücadelesinin izinden gittiğini belirterek, "O her zaman bana derdi ki, 'Anne eğer bir ülkede özgür değilsen, o ülkede utanç içinde yaşamaktansa gider savaşırım.' Aslında şimdi onu daha iyi anlıyorum. Ve o yüzden onun mücadelesine devam ediyorum" şeklinde konuştu. Oğlunun PKK saflarına katılmadan önce aylarca işkence gördüğünü ve bilinçli bir şekilde katılım sağladığını ifade eden anne Akan, "Oğlum kandırılmadı. Özgür iradesi ile gitti. Gördüğü işkenceleri anlatamam" dedi. "Bu devlet hala barıştan anlamıyor" diyen anne Akan, barışın geleceği güne olan umudunu yitirmediğinin altını çiziyor. Çocukları ve torunlarının özgür bir gelecekte yaşaması için oğlu ile birlikte mücadeleyi sürdürdüğünü dile getiren anne Akan, "Devlet ne kadar zalim olsa da, güzel günler göreceğiz. Çünkü haklıyız. Biz bu topraklarda varız ve vazgeçmeyiz" dedi. Çocukların katledilmediği bir yaşam istediğini kaydeden anne Akan, dağda olan oğlu için devletin çıkaracağı "Rehabilite edilmeliler" söylemine ise karşı çıkarak, "Benim oğlum zaten özgür bir şekilde düşünüyor. Rehabiliteye ihtiyacı olan çocuklarımız değil" dedi. Çocuklarının döneceği günlere ilişkin konuşan anne Akan, "Devlet tanklarını, toplarını alıp gittiği gün zaten çocuklarımız dönecek. Onurlu bir barıştan bahsediyoruz. Çıkarılan yasalar, barışa hizmet etmiyor. Yüreğimiz hala yanıyor" şeklinde konuştu.  Bedel ödemeye ve barış için tüm olanaklarını kullanacaklarını ifade eden anne Akan, "Gereken tüm bedelleri ödemeye hazırız. Barış için ne gerekiyorsa yapacağız" diyerek sözlerini tamamlıyor.

 

Kızının izinden gidiyor

 

3 çocuğu cezaevinde iken, eşini ise gördüğü işkencelerden dolayı kaybeden Hanım Atlı ise, kızının yıllar önce yaşananlardan dolayı özgürlük dağlarını seçtiğini ve hala bu mücadeleyi sürdürdüğünü belirtiyor. "Eşim, polislerin uyguladığı işkencelerden dolayı hastalandı ve öldü. Devlet iki kez evimi yaktırdı, 3 çocuğumu cezaevine attı. Ben bu kadar acı çekmeme rağmen hala 'barış' diyorum. İntikam peşinde değilim. Hak mücadelesi yürütüyorum kızım ile birlikte" şeklinde konuşan anne Atlı, kızının da barış için dağları seçtiğine dikkat çekiyor. Kürt annelerinin defalarca elini barış için uzattığını ancak her defasında bu elin havada kaldığını kaydeden anne Atlı, "Biz bu güne kadar hiçbir adım göremedik. Bize hala zulüm edilmeye devam ediliyor" diyerek tepki gösteriyor. "Neden bu kadar zulmediyorlar bize?" diye soran anne Atlı, gençlerin ölmeyeceği bir sabaha uyanmayı istediğini söyleyerek cümlelerini noktalıyor. 

 

(ie/dm/avt)

Advert