Yazın gelmesiyle birlikte Adana'da bunaltıcı sıcaklar her geçen gün etkisini biraz daha fazla göstermeye başladı. Baş gösteren sıcaklarla birlikte ise her yıl olduğu gibi Seyhan Gölü, Seyhan Irmağı, DSİ'ye ait sulama kanalları ve kent içinde bulunan süs havuzları çocuklar ve yetişkinlerin serinleme mekânları haline geldi. Yasak ve tehlikeli olmasına rağmen serinlemek için özellikle sulama kanallarına girilmesi sonucu kentte son 3 hafta içerisinde 4'ü çocuk 5 kişi boğularak yaşamını yitirdi.
Son olarak Yüreğir ilçesine bağlı Levent Mahallesi'nde bulunan DSİ'ye ait sulama düşen 9 yaşındaki Alican Yalman ve 13 yaşındaki Mustafa Kızılelma adlı kuzenler, boğularak can verdi.
Kentte 2008 ile 2015 yılları arasında serinlemek için girdikleri göl, nehir ve sulama kanallarında hayatını kaybedenlerin sayısı ise 240 kişi. Boğularak yaşamını yitirenlerin çoğunun yüzme bilmeyen çocuklar olması dikkat çekerken, bu tabloya rağmen yetkililer hiçbir önlem almamakta ısrarlı.
En çok ölüm vakalarının yaşandığı sulama kanalarının etrafında bir yıl önce yapılan ve çok da işe yaramayan demir parmaklıklar ve "Suya girmek tehlikeli ve yasaktır" ibarenin yer aldığı tabeladan başka hiçbir güvenlik önlemi yok.
Önlemler yetersiz!
Girdikleri sulama kanalında can veren Ali Can Yalman (9) Mustafa Kızılelma'nın (13) dayısı Hüseyin Yağmur, her iki yeğinin ayaklarını yıkadıkları sırada kanala düşüp, akıntıya kapılarak yaşamını yitirdiğini aktardı. DSİ kanallarının etrafının demir parmaklarla çevrildiğini, ancak üstünün açık olduğunu ifade eden Yağmur, bu önlemin yetersiz olduğunu şu sözlerle ifade etti: "Ben 25 yıldır bu mahalledeyim. Her yaz burada 20'e yakın insan boğularak, yaşamını yitiriyor. Yetkililer bu zamana kadar sadece demir parmaklılıklarla önlem aldı. Kanal mahallenin içinden geçiyor, etrafında da pazar var. Bunu bile dikkate almıyor. Ölümlerin olmaması için kanalın üstünün betonla kapatılması gerekir. Ancak böyle ölümlerin önüne geçilebilir. Bizler yeğenlerimizi kaybettik, ama başkaları kaybetmezsin."
Aileler tedirgin
DSİ'ye ait sulama kanallarının geçtiği mahallelerde yaşayan aileler de yaşanan ölümlere ve yetkililerin önlem almamasına öfkeli.
Uzun yıllardır kanalların etrafının açık olduğunu ve son bir yıldır ise etraflarının demir parmaklıklarla çevrildiğini dile getiren aileler, bu önlemin yeterli olmadığını vurguladı. Aileler bu nedenle her an yaşadıkları tedirginliği ise "Tedirginiz, çünkü kanallarda gerekli bir güvenlik önlemi yok. Oradan geçen biri eğer ayağı bile kaysa kanala düşer. Bu kişi eğer yüzme bilmiyorsa boğularak yaşamını yitirir. Aileler çocuklarına sahip çıkamıyor. Çocuklar bu tehlikeli kanallarda yüzüyor. Bu yüzden de canlarından olabiliyor. Bir an önce önlem alınması gerekir. Çocuklar kanallarda ölmesin, yetkililer önlem alsın" sözleriyle ifade etti.
'Çok kişi boğuldu ama yinede giriyoruz'
Çocuklar ise yanı başlarındaki tehlikeyi umursamadan serinlemek için kanallara girmeyi sürdürüyor. Yüzme havuzlarının pahalı olmasından yakınan çocuklar, bu yüzden kanallara girmek zorunda olduklarını belirterek, gün içerisinde yaşadıklarını ise "Polis veya zabıta gelince hemen kanal çıkıp kaçıyoruz. Onlar gittikten sonra ise tekrar girip, serinliyoruz. Hava çok sıcak ve bulanıyoruz. Çok kişi boğuldu ama biz yine de geliyoruz" şeklinde özetliyor.
Kentte 50'den fazla yüzme havuzu bulunsa da bunların tümü özel işletmelere ait. Bu yüzden de yoksul ailelerin çocukları serinlemek için bu göl, nehir ya da sulama kanallarına girmek zorunda kalıyor. Her geçen gün ısınan havalarla birlikte yeni ölümlerin önüne geçmek için alınabilinecek önlemler ise ücretsiz havuz inşa etmek ve sözkonusu sulama kanalarının üstünü kapatmak yada girilmesinin önüne geçecek güvenlik önlemlerini arttırmak.
(diha)

