Yaşadıkları kent olan Şirnex'e dönük devlet güçlerince girişilen saldırılarla birlikte 109 gününe ulaşan abluka nedeniyle evlerini terk etmek zorunda bırakılan kimi aileler, topraklarından ayrılmak yerine kentin çevresinde ya da 90'lı yıllarda boşaltılan köylerine yeniden dönerek kendilerine zor da olsa bir yaşam kurdu. Döndükleri köy ve mezralarını, el birliği ile onaran aileler, kendilerine kurdukları bu yaşam ile bir nevi direnişe geçti. Göçerme politikalarına karşı ailelerin geri döndükleri eski yerleşim yerlerinden biri de Bahçelievler Mahallesi'ne bağlı "Konutên Sêgire" olarak adlandırılan Maden Afet Konutları.
Eski kültürle yeni yaşam
Buraya yerleşen aileler, keçi kılı veya palamut ağacı yapraklarından yaptıkları "gom" ve "kuli" olarak adlandırılan kurdukları çadırlar etrafında kendilerine eski Kürt kültürüne dayanan bir yaşam kurdu.
Yüksek noktalara kurulan bu gom ve kuliler, Kürtlerin tarihsel kültürünün simgesi olan zozan geleneğine dayanırken, buralarda yaşayan aileler yine Dêrgûl (Kumçatı) Belediyesi'nden gönderilen kısmi yardımların dışında günlük yaşamlarında gereksinim duydukları ihtiyaçlarını kendileri üretme veya sağlama uğraşı içerisinde. Göçertildikleri kenti hemen karşıdan gören bu noktaya kurdukları çadırlarda yaşamlarına zor da olsa idame ettiren ailelerin olmazsa olmazı ise sahip oldukları besi hayvanları. Evlerinden ayrılmak zorunda kalırken birkaç parça eşya ile birlikte yanlarına sadece besledikleri hayvanları alabilen aileler, onları güderek geçimlerini sağlıyor.
Hayvancılığın yanı sıra ekimi yapılan sebzeler yine kadınların kendi el emekleri ile ördükleri "Çelten Şiwan" denilen sepetlerde sofralara taşınıyor.
Naylon çadırlar yerine gomlar
Konutên Sêgire'de yaşayan her aile naylon çadırlara sahip olsa da, onlar bu çadırlarda yaşamak yerine, Zozan kültürünün simgesi olan ve sadece keçi kılından kadınların günlerce emek vererek ördükleri Gun'larda yaşıyor. Yine aynı şekilde Gun kadar önemli olan ve yaz aylarında serinlemek amacıyla yapılan Çilo yapraklarından yapılan Kuliler'in (yazlık çadırlar) kullanılması, Kürtlerin eski kültürünü yeni yaşamlarına uyarladığını gösteriyor.
Keçi kılından teşiler
Oluşturulan bu yaşamın öncüsü olan kadınlar ise, her gün bir yandan sabah erken saatlerde sağdıkları keçilerin kırptıkları kılından teşiler örerken, bir yandan da kulilerini yenileme telaşındı. Anneler keçi kılını dönüştürdükleri bu iplerle daha şimdi den kışın soğuğundan korunmak için çoraplar bile örmeye başlamış. Yüz yıllardır kadınların elleriyle korunan diğer bir kültür ise ceviz ağaçlarından yapılan beşikler. Anneler, bebeklerini yaptıkları bu beşiklerde uykuya yatırıyor.
Aylardır yaşadıkları bu yerde, büyükleriyle birlikte kentlerinin bombalanmasına tanıklık eden çocuklar ise zamanlarının büyük bir bölümünü hayvanları otlatmakla geçiriyor. Geriye kalan zamanlarını ise toprak sahada top oynayarak geçiriyor.
'Burada yeni bir yaşam kurduk'
Ailesi ile birlikte bunca gündür evinden uzak olanlardan biri 90 yaşındaki Hanım Yatman. Yaşamında defalarca kez sürgünler yaşadığını belirten Yatman, yılların tanıklığı ile bugün zor bir dönemden geçtiklerini ifade etti.
Buna rağmen "Bütün acılarımıza rağmen biz burada yeni bir yaşam kurduk. Buradaki en büyük avantajımız ise buranın bize zozanları hatırlatması. Çılo (palamut) yapraklarının kuliler yaptık. Bu kuliler bizim kültürümüz. Hiçbir eksiğimiz yok. Burada sanki yeni doğmuş gibi yeniden hayatımızı kurduk" diyen Yatman'ın tek isteği ise Şirnex'a dönük saldırıların son bulması.
(kaynak:diha)

