Ayasofya Kilisesi'nde Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez'in katıldığı Kadir Gecesi programının ardından 81 yıl sonra ilk kez sabah ezanı okundu. 1453 yılında camiye dönüştürülen Kilisede, 1935 yılından bu yana ezan okunmuyordu.

 

TRT tarafından bu yıl ilk defa Ramazan ayı boyunca Ayasofya'da sahur programı olan "Bereket Vakti Ayasofya" programlarının yayınları yapıldı. TRT'de sahur programının Ayasofya'da yapılmasına Yunanistan resmi kaynaklarından "Bu tür hareketler anakronik ve anlaşılamaz hareketlerdir ve dünya kültürel mirasının sembolü olan dinî eserlere yönelik saygı eksikliğini göstermektedir" şeklinde bir tepki gelmişti.

 

Tarihçesi

 

Dünya mimarlık tarihinin günümüze kadar ayakta kalmış en önemli anıtları arasında yer alan Ayasofya Kilisesi, mimarisi, ihtişamı, büyüklüğü ve işlevselliği yönünden sanat dünyası açısından önemli bir yer teşkil etmekte.

 

Ayasofya, Doğu Roma İmparatorluğu'nun İstanbul'da yapmış olduğu en büyük kilise olup, aynı yerde üç kez inşa edilmiştir. İlk yapıldığında Megale Ekklesia (Büyük Kilise) olarak adlandırılmış, 5. yüzyıldan itibaren ise Ayasofya (Kutsal Bilgelik) olarak tanımlanmıştır. Ayasofya Doğu Roma İmparatorluğu boyunca hükümdarların taç giydiği, başkentin en büyük kilisesi olarak "katedral" işlevi görmüştür.

 

Kilisenin ilk inşası, İmparator Konstantios tarafından 360 yılında yapılmıştır. İmparator Arkadios'un eşi İmparatoriçe Eudoksia ile İstanbul Patriği İoannes Chrysostomos arasında çıkan anlaşmazlıklar nedeniyle, patriğin sürgüne gönderilmesi üzerine 404 yılında çıkan halk ayaklanması sonucunda yakılıp yıkılmıştır.

 

Günümüzde ilk kiliseye ait herhangi bir kalıntı bulunmamakla birlikte, müze deposunda bulunan Megale Ekklesia damgalı tuğlaların bu yapıya ait olduğu düşünülmekte.

 

Kilisenin ikinci inşası ise İmparator II. Theodosios tarafından 415 yılında yapılmış. Kilise, İmparator Justinianos'un 5. saltanat yılında, aristokrat kesimi temsil eden maviler ile esnaf ve tüccar kesimi temsil eden yeşillerin imparatorluğa karşı birleşmesi sonucunda çıkan ve tarihte "Nika İsyanı" olarak geçen, büyük halk ayaklanması sırasında 13 Ocak 532 yılında yıkılmıştır.

 

1935 yılında İstanbul Alman Arkeoloji Enstitüsü'nün A. M. Scheinder başkanlığında yapılan kazılarda, bugünkü zeminin yaklaşık 2.00 m altında görülebilen II. yapının Propylon'una (anıtsal giriş kapısı) ait basamaklar, sütun kaideleri ve On İki Havari'yi temsil eden kuzu kabartmaları ile süslü friz parçaları bulunmuştur. Ayrıca anıtsal girişe ait diğer mimari parçalar ise batı kısımdaki bahçede görülebilmektedir.

 

Günümüz Ayasofya'sı ise İmparator Justinianos tarafından dönemin iki önemli mimarı olan Miletos'lu İsidoros ile Tralles'li Anthemios'a yaptırılmıştır. Tarihçi Prokopios'un aktardığına göre, 23 Şubat 532 yılında başlayan inşa, 5 yıl gibi kısa bir sürede tamamlanmış ve kilise 27 Aralık 537 yılında törenle ibadete açılmıştır. Kaynaklarda, Ayasofya'nın açılış günü İmparator Justinianos'un, mabedin içine girip, "Tanrım bana böyle bir ibadet yeri yapabilme fırsatı sağladığın için şükürler olsun" dedikten sonra, Kudüs'teki Hz. Süleyman Mabedi'ni kastederek "Ey Süleyman seni geçtim" diye bağırdığı söylenir.

 

Yapıda 40 tanesi alt galeride, 64 tanesi ise üst galeride olmak üzere toplam 104 adet sütun bulunmaktadır.

 

Ayasofya Doğu Roma Döneminde İmparatorluk Kilisesi olması nedeniyle İmparatorların taç giyme merasimlerinin yapıldığı mekândı. Bu sebeple Ayasofya'da ana mekanın (naos) sağında bulunan, renkli taşlardan yuvarlak ve geçmeli desenli yer döşemesi (omphalion), Doğu Roma İmparatorlarının taç giydiği bölümdür.

 

IV. Haçlı Seferi sırasında İstanbul Latinler tarafından 1204- 1261 yılları arasında işgal edilmiş, bu dönemde gerek kent, gerekse Ayasofya yağmalanmıştır. 1261 yılında Doğu Roma, kenti tekrar ele geçirdiğinde, Ayasofya'nın talan edilmiş hali bilinmektedir.

 

Ayasofya, Osmanlı Padişahı Fatih Sultan Mehmet'in 1453'te İstanbul'u ele geçirmesiyle camiye çevrilmiştir.

Osmanlı Dönemi'nde, 16. ve 17. yüzyıllarda, Ayasofya'nın içine mihraplar, minber, müezzin mahfilleri, vaaz kürsüsü ve maksureler eklenmiştir.

Ayasofya'da, Sultan Abdülmecid Dönemi'nde 1847-1849 yılları arasında, İsviçreli Fossati Kardeşlere kapsamlı bir onarım yaptırılmıştır. Bu onarım çalışmaları sırasında, daha önce mihrabın kuzeyindeki niş içinde bulunan Hünkâr Mahfili kaldırılmış, yerine mihrabın solunda, sütunlar üzerinde yükselen, etrafı ahşap yaldızlı korkuluklarla çevrili Hünkâr Mahfili yapılmıştır.

 

Aynı dönemde Hattat Kadıasker Mustafa İzzet Efendi tarafından yazılan 7.5 metre çapındaki 8 adet hat levhası ana mekanın duvarlarına yerleştirilmiştir. "Allah, Hz. Muhammed, Hz. Ebubekir, Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz. Ali, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin" yazılı bu levhalar İslam ülkelerindeki en büyük hat levhaları olarak bilinmektedir. Aynı hattat kubbenin ortasına ise Nur Suresi'nin 35. ayetini yazmıştır.

 

Ayasofya, Cumhuriyet döneminde Atatürk ve Bakanlar Kurulu kararı ile müzeye çevrilmiş ve 1 Şubat 1935'de müze olarak hizmet vermeye başlamıştır.

 

(kaynak.diha)