İstanbul - Dicle Üniversitesi’nde Felsefe ve Din Bilimleri Ana Bilim Dalı Dinler Tarihi’nde yüksek lisans yapan Mehmet Mekin Meçin, tezini Zerdeştilerin kutsal kitabı olan Avesta’nın en eski ve en önemli bölümü olarak kabul edilen Gatalar hakkında hazırladı. “Gatalar’a Göre Zerdeşt” başlıklı tezini hazırlarken alan araştırması yapmak üzere İran’a giden ve hem Zerdeşti din bilginleri Mubedlerle hem de oradaki akademisyenlerle görüşen Meçin, Süleyman Demirel Üniversitesi’nde başta Zerdeştilik olmak üzere kadim İran dinlerinin Sühreverdi tarafından temellendirilen “İşrakî Hikmet” üzerindeki etkilerine dair doktora çalışmasını bitirmek üzere. Mehmet Mekin Meçin ile Zerdeştiler üzerine konuştuk.

 

Zerdeştiliğin, yapılan son araştırmalarla Yahudilikten daha eski bir din olduğunun anlaşıldığını söyleyen Meçin, söylenenin aksine yapılan filolojik araştırmalarla, Zerdeştiliğin M.Ö. 1400’lü yıllara kadar gittiğini ve böylece 3500 yıllık arka planı olduğunu söyledi. Meçin; günümüzde büyük çoğunluğu Hindistan’da olmak üzere 130.000 civarında Zerdeşti’nin bulunduğunu ifade etti. Meçin, “Parsiler olarak bilinen ve ağırlıklı olarak Bombai kentinde yaşayan Hindistan Zerdeştilerinin nüfusu 100-110 bin kadardır. 10-15 bin dolayında olan İran’daki Zerdeştiler ise daha çok Yezd ve Kirmanşah illeri ile bu illere bağlı kırsal kesimde yaşamaktadırlar. Şehirleşmeyle beraber Tahran’a göç eden Zerdeştilerin sayısında da artış olmuştur. Tahran, Yezd ve Kermanşah gibi önemli bir merkezleri sayılır. Ayrıca Avrupa’ya, Amerika’ya ve özellikle Kanada’ya göç eden 5 binden fazla Zerdeşti’nin olduğu söylenmektedir” diyor.

 

Zerdeştiler yekpare değil

 

Zerdeştilerin yaşadıkları coğrafik alana göre üç kısma ayrıldıklarını söyleyen Meçin; Hindistan’daki Parsilerin dini geleneklerine de sıkı sıkıya bağlı kalabilen muhafazakar kısmı, İran’dakilerin onlara göre daha modern ve Batı’ya göç edenler ise daha çok seküler Zerdeştilerden oluştuğunu ifade etti. Bundan dolayı homojen bir yapıdan bahsetmenin olanaksız olduğunu söyleyen Meçin, şöyle devam ediyor: “Bu izlek neredeyse bütün dinlerde mevcuttur. Bu yüzden tarihsel dini şiarlardan vazgeçme ya da hafifletme hatta tamamen zamana ve reel dünyaya uydurma çabası tarihselciliğin kaderidir.”

 

Zerdeştiliğin; Maniheizm ve Sabiilik gibi gnostik ve münzevi bir din olmadığını, aksine toplumun bağrında nabız atan, toplumsal mücadelelerde aktif rol oynayan, hak ile batıl savaşında hakkın ve adaletin safında yer almayı öğreten bir din olduğu için, dünyayı imar etmeyi, üretken olmayı, topluma hizmet etmeyi ve böylece kültür ve medeniyet yolunda topluma katkı sağlamayı bireysel ibadetlere tercih eden bir din olduğunu söyleyen Meçin, Zerdeştilerin içindeki yaşadıkları toplumlarda dinamik ve faal bir potansiyel olarak hayatın içinde yaşayan kimseler olduğunu söyledi. Meçin, yanı sıra Zerdeştilerin dünyanın her yerinde maddi refah içerisinde olan ve yaşadıkları ülkelerde bürokrasi ve üretimde faal ve üretken insanlar olduğunu, Zerdeştilere göre makul ve makbul insanın, çokça ibadet eden, çokça oruç tutan ve namaz kılan değil, aksine çokça üreten, çokça topluma hizmet eden güçlü, faal, eğitimli ve dinamik kimseler olduğunu belirtti.

Zerdeştilerin nüfus azlığıyla ilintili olarak uzlaşmacı olduklarını, devletin de bu güvencelerle hayatlarına müdahale etmediğini belirten Meçin, dini ve milli gelenekleri bilinçli bir şekilde muhafaza ettikleri ve hatta İran’da Arapça kullanmadıkları için devlet tarafından desteklendikleri söyledi.

 

‘Kürdler ilgiyle takip ediyor’

 

Günümüzde İran’da ki Zerdeştilerin Farsça, Hindistan’dakilerin ülke dillerinin yanında Pehlevice ve Farsça konuştuklarını belirten Meçin, gerilere doğru gidildikçe Kürdçe ile aynı köke varacakları düşüncesinin olduğunu söyledi. Zerdeştilerin bütün Aryen ırkları kardeş olarak gördüğünü söyleyen Meçin, kullandıkları dillerinin birçoğunun aynı kökten geldiği, hangisinin daha eski olduğu polemiğinin gereksiz bir tartışma olduğunu ifade etti. Meçin: “Tarihte Medlerin, Perslerden önce kurulmuş olması ve Perslerin, Medlerin medeniyeti üzerinden tarih sahnesine çıkmaları, Farsça’nın Kürdçe’den türeme bir dil olduğu yorumlarına da sebep olmuştur. Ancak ne var ki tam tersi yorumlar da vardır. Ancak Farsça’nın avantajı, tarih boyunca her zaman resmi olarak bir devlet ve edebiyat dili olarak kullanılmasıdır” diyor. Meçin, Zerdeştilerin Kürdlerle akrabalıklarının farkında olduğunu ve onları ilgiyle takip ettiğinin altını çizdi.

 

Zerdeştiler hakkında bilinen hakim yanlış ve yanılgılı bilgiler konusunda ise Meçin, “Ben Tahran Ateşgedesi’nin içerisindeyken Zerdeşti rehbere sormuştum: Buradaki yakılı olan ateşe tapıyor musunuz? Rehber başparmağını havaya kaldırarak ‘biz bir olan Ahura Mazda’ya taparız. Ateş bizim için bir nur ve semboldür. Müslümanlar Kabe’ye Hacer-ül Esved’e yönelirken onlar nasıl taşa tapmıyorsa biz de ateşe tapmıyoruz’ demişti. Ahura Mazda’nın somut dünyamızdaki sembolü gökte güneş, yerde ise ateştir. Ateş aynı zamanda devinim, faaliyet, canlılık, hareket ve bereketin de sembolüdür. Nitekim biz ölüyü canlıdan ateşle ayırır, pişirmek ve olgunlaştırmak bazen de temizlemek ve arındırmak için yine ateşi kullanırız. Tüm dünyalıları, her türlü iyiliği yaratmaya ve eser vermeye sevk eden yine iç ısı, aşk ateşidir. Ateş her daim yükseklere doğru alevlenir, yönü yücelmeye, yükselmeye dönüktür. Ateş katı bir madde de değildir, nurdur. Ahura Mazda eğer dünyamızdaki bir şeyle ifade edilecekse ona en uygun fenomen, maddi olmayan nur veya ateştir. Nitekim her birimizin içinde zaten doğal bir ateşgede vardır ve bununla Ahura Mazda’dan bir parça haline gelen veya yüreğimizle ilahileşen tanrısal varlıklar olan bizler, mucizevi yüreğimizdeki ateşgedeyi ya da oradaki ilahi aşk ateşini tutuşturarak mucizeler yaratabiliriz” diye ifade ediyor.

 

Zerdeştilik imar dinidir

 

Zerdeştiliğin yerleşik hayata geçişin başlandığı, bu yüzden tarım ve hayvancılığın önemsendiği bir tarihte ortaya çıktığını ve bu yüzden imarcı bir inanış olduğunu söyleyen Meçin, Zerdeşt’ün aslında ilk kıyamını yozlaşmış dini geleneklere karşı yaptığını, aynı zamanda dine karşı dinci bir reformist ve devrimci olduğunu dile getirdi. Dini ritüellere karşı olduğunu, kurban kesmeye karşı olmanın dönemsel bir ihtiyaç olduğunu belirten Meçin, “Zerdeşt, insana ve topluma fayda verecek iş ve işlemleri merkeze alırdı. Örneğin o, ‘iyi düşün, iyi konuş ve iyi yap’ derdi. Yine o, ‘Dünyada tek bir yol vardır; o da doğruluktur’ derdi. İnsanları yığın yığın bireysel ritüellere gark etmez, bireysel ibadi ritüellerin yapılmaması halinde herhangi bir tehdit ve korkutmadan ısrarla dem vurmaz, aksine insanları hür iradeleriyle doğru seçim yapmaya, adaletin ve doğruluğun yanında yer almaya, kötülerle mücadele etmeye, dünyayı imar etmeye, üretken ve aktif bir insan olarak topluma ve insanlığa yararlı olmaya sevk ederdi” diye açıklıyor.

 İslam ordularının İran’ı ele geçirdikleri sırada Zerdeştiliğin resmi bir din olmakla kalmadığını aynı zamanda Zerdeşti Mubedlerin yönetimde çok etkin hale geldiklerini ve Sasaniler döneminde ortaya çıkan Mani ve Mazdek’in sapkın ilan edildiğini ve Mubedlerin baskısıyla takibata alındığını ve acımasızca öldürüldüğünü aktaran Meçin, 600’lü yıllarda ortaya çıkan İslam’ın genç, dinamik ve faal savaşçıları karşısında yorgun ve yaşlı Zerdeşti iktidarın dağıldığını, İslam’ın Zerdeştiliği alt etmesi değil, tersine iktidar kisvesine bürünmüş ve halkı baskıyla bıktırma noktasına getirmiş iktidar dininin yıpranmış yapısının henüz tecrübe edilememiş genç ve dinamik İslam’ın eşitlik, adalet ve özgürlük vadeden şiarlarına karşı devrildiğinin altını çizen Meçin; “Fakat İran’ın İslam savaşçıları tarafından ele geçirilmesinin ardından büyük bir Zerdeşti kitlenin Hindistan’a göç etmesi, İslami baskıyı akla getirmekteyse de, yapılan tarafsız yorumlar daha çok, İslami yönetim altında kendi dinlerini özgürce yaşayamama kaygısı, cizye gibi vergilerin kısmen küçük düşürücü bir yön taşıması ya da cizye ehlini ikinci vatandaş statüsüne düşmesi ve en önemlisi Zerdeşti ileri gelenlerinin Zerdeşti kitlenin İslam’ın etkisinden uzak bir alana taşıma ve böylece dinlerini dış etkenlere karşı korumaya alma politikası olarak düşünülmektedir” diyor. (BasHaber