Şanlıurfa’nın Suruç ilçesi Amara Kültür ve Sanat Merkezi’nde Kobanili çocuklara oyuncak götüren Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF) öncülüğündeki gençlere yönelik 20 Temmuz 2015 tarihinde canlı bomba saldırısı düzenlenmişti. Katliamda, Türkiye’nin dört bir tarafından toplanarak Suruç’a gelen 33 genç yaşamını yitirirken 70’i de yaralanmıştı.
Fail Abdurrahman Alagöz
Patlama mahalinden toplanan delil ve vücut parçalarının Ankara’da incelenmesinin ardından saldırganın Abdurrahman Alagöz olduğu kesinleşmiş, Alagöz’ün, El Kaide soruşturması kapsamında ifadesinin alındıktan sonra serbest bırakıldığı ve hakkında takipsizlik kararı verildiği ortaya çıkmıştı.Alagöz hakkındaki ‘terör nitelikli aranan şahıs’ kaydının da saldırıdan bir ay kadar önce, 16 Haziran’da Suruç Emniyet Müdürlüğü’ne ulaştığı ortaya çıkmıştı.Katliamla ilgili açılan tek davada dönemin ilçe emniyet müdürü Mehmet Yapalıal ‘görevi ihmal’ suçundan yargılanıyordu.
18 ay sonra iddianame hazırlandı
Katliamdan 18 ay sonra hazırlanan iddianame, Şanlıurfa 5. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edildi.Terör örgütü DEAŞ’ın kuruluşu, hedefi ve amaçlarına yer verilen iddianamede, Suruç’taki canlı bomba saldırısını yapan Şeyh Abdurrahman Alagöz’ün saldırının gerçekleştirildiği kültür merkezine gidişine ait MOBESE kameralarına yansıyan görüntü ve fotoğrafları delil olarak sunulmuş, Ankara Garı’ndaki patlamanın şüphelisi olan ve Gaziantep Emniyet Müdürlüğüne yönelik bombalı saldırıda ölen terör örgütü üyesi İbrahim Halil Durgun’un Gaziantep’teki adresinde ele geçirilen dijital materyallerde Alagöz ile Suriye’deki çatışma bölgelerinde çektirdikleri fotoğraflar da yer almıştı. İddianamede, Suruç’taki saldırının faillerinin canlı bomba Şeyh Abddurrahman Alagöz, Ankara Garı’ndaki canlı bomba saldırısının şüphelisi ve Gaziantep’te üzerindeki bombayı patlatarak ölen terör örgütü üyesi Yunus Durmaz, Gaziantep Emniyet Müdürlüğüne yönelik bombalı saldırda ölen Halil İbrahim Durgun, Ankara Garı’ndaki saldırının tutuklu şüphelisi Yakub Şahin, örgütün sözde Türkiye-Suriye sınır sorumlusu Deniz Büyükçelebi ve örgütün Suriye’deki sözde emiri İlhami Balı olduğu değerlendirmişti.
Takipsizlik kararı çıktı
Suruç patlamasıyla ilgili görülen davanın ardından savcılık tarafından takipsizlik kararı çıktı. Kararda, eylemin Şeyh Abdurrahman Alagöz tarafından gerçekleştirildiği,canlı bombaya şüpheliler Yunus Durmaz ve Halil İbrahim Durgun’un bizzat talimat verdikleri tespit edildiği aktarıldı.Halil Durgun ve Yunus Durmaz’ın Gaziantep’de düzenlenen operasyonda kendini patlatarak öldüğünü belirten savcılık,soruşturmada kamu adına kovuşturma yapılmasına yer olmadığına’ dair takipsizlik karar verdi.
İtiraz edeceğiz
Patlamada hayatını kaybeden Süleyman Aksu’nun avukatı Şanlıurfa Barosu Eski Başkanlarından Hikmet Delebe, karara itiraz edeceklerini ve davayı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine kadar götüreceklerini söyledi.Av. Hikmet Delebe, yaptığı açıklamada, olayın ardından Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma açıldığını ve aradan geçen 1,5 yıl sonra olayla ilgili kovuşturma yer olmadığına’ dair takipsizlik kararının çıktığını ifade etti.
Olayın arkasında çok derin güçlerin olduğuna inanıyoruz

Delebe, “Suruç patlaması her yönüyle çok önemliydi. Netice itibariyle 2 yıl süren bir çözüm sürecini bitiren etken oldu. Özellikle toplum ve mağdur ailelerin soruşturmadan beklentileri çok yüksekti.Fakat Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcığının yürüttüğü soruşturma takipsizlikle sonuçlandı. Soruşturmada kendini patlatan DEAŞ üyesinin önünde ve arkasındaki bağlantılara ulaşılamadığına dair karar verildi.Biz bu karara itiraz edeceğiz.Biz böyle büyük bir olayın bir veya 2 iki kişi tarafından yapıldığı ihtimalini zayıf görüyoruz.Bu olayın arkasında çok derin güçlerin olduğuna inanıyoruz.İstanbul’da yılbaşında gerçekleştirilen Reina saldırısında onlarca kişi gözaltına alınıp tutuklanmıştı.Suruç patlamasında her hangi bir failin bulunmaması ise hukuk adına kabul edilemez.Ben patlamada hayatını kaybeden Aksu ailesinin avukatı olarak sürecin sonuna kadar takipçisi olacağım.Bundan sonra Şanlıurfa Sulh Ceza Hakimliğine başvuracağız.Buradan da bir sonuç alınmadığı takdirde biz Anayasa Mahkemesine ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurumuzu yapacağız” dedi.

