Gazeteci: Ayten Avdan- Özel Röportaj
HDP Bursa parti meclisi üyesi Av Cahit kırkazak'la kişisel ve toplumun kafasındaki Soru işaretlerini bir nebze de olsa gidermek için güzel ve değerli bir söyleşide bulunduk benim kendisine yöneltilen sorular bütün insanların ortak kaygısını taşıyacak nitelikte sorulardı Bu baskı ve sıkıyönetim döneminde nasıl çıkacağınız ile ilgili anektodlar da bulunur güncel olayları farklı bir pencereden okuyucuya yansıtmaya çalıştık keyifli ve akıcı bir röportaj oldu.
cahit kırkazak kimdir ? Kendinizi tanıtırmısınız?
Cahit kırkazak -, ben 1979 Diyarbakır Silvan Doğumluyum. orta okulu Bursa'da, Lise eğitimimi ise Ankara Adalet Meslek Lisesinde tamamladım. Daha Sonra Ankara Üniversitesi adalet Meslek Yüksek Okulunu, Anadolu Üniversitesi Kamu Yönetimi Bölümünü, Kocaeli Üniversitesi Hukuk Fakültesini en son da Anadolu Üniversitesini Sosyoloji Fatülkesini tamamladım. 1998 yılında Memuriyet hayatına başladım. 2014 yılından bu yana Avukatlık yapmaktayım. Toplumsal mücadeleye Kamu Emekçisi olduğum dönemde Sendikal mücadele ile başladım. 2014 Yılından bu yana da Halkların Demokratik Partisinde (HDP) parti meclisi üyesi olarak toplumsal mücadelemi sürdürüyorum.
Ayten Avdan-. Uzun Süreli Tutuklama furyalarını nasıl değerlendiriyorsunuz.

Cahit kırkazak- Demokratik toplum düzenlerinde iktidarlar meşruiyetlerini hukuktan alırlar. ve hukuk toplumdaki herkesin temel hak ve hürriyetlerin güvencesi olur. iktidarlar hukuk temelini terk ettiklerinde toplum çeşitli denetleme yollarıyla iktidarı hukuk zeminine çekmek için eylemsellikler geliştirir. Bu eylemsellikler parlementoda 'gensoru, meclis araştırması vb' yöntemlerle olduğu gibi sivil toplumun sokakta gösteri ve yürüyüş hakkının kullanması şeklinde de olabilir. Ama eğer iktidarlar demokratik hukuk düzenini terk ederlerse o zaman meşruiyetleri de ortadan kalkar. Meşruiyetleri ortadan kalkan iktidarlar varlıklarını totaliter yöntemlerle toplumdaki bütün muhalif kesimleri susturmakta bulur. Bunun en basit yolu da artık hukuki değer taşımaktan uzak yasa metinleriyle kişileri özgürlüklerinden alıkoyarak tutuklarlar. böylelikle de toplumu baskı altına alarak kontrolde tutmaya çalışırlar. Ancak; baskı ve hukuka aykırı yöntemlerle muhaliflerin tutuklanması kamu oyu vicdanında mahkum edilmektedir. Ki Türkiyede bu muhallifler Kürtler ve Kürtlerin dostları, Aydınlar, Akademisyenler, Gazeteciler ile sol-sosyalist kesimlerden oluşmaktadır.
Ayten Avdan- Parti'nize yönelik hükümetin bu tutumu ne zamana kadar sürer?
Cahit kırkazak-. Doğrusu AK Parti'nin partimize yönelik tutumunun ne zamana kadar süreceğine ilişkin bir bilgimiz olmamakla birlikte biz mücadelemizi ne zamana kadar sürdüreceğimiz konusunda net ve kararlı bir iradeye sahibiz. Biz parti olarak; halklara eşit, özgür ve demokratik bir yaşamı inşaa edene kadar mücadelemizi sürdüreceğiz. Biz bu mücadelemizi sürdürürken de AK Parti'nin hangi anti demokratik ve tutumları takınacağını da çok önemsemiyoruz. Ama biliyoruz ki halkların bu düzenine dur demesi çok yakındır.
Ayten Avdan- Kayyum ve gözaltı furyaları yenilgiyi bir sonucu mudur?
Cahit kırkazak- Kesinlikle yenilginin sonucudur. İktidar yetkilileri ve Erdoğan ağızlarını her açtıklarından 'Milli İradeden' dem vuruyorlar. ki milli irade'den ne anladıklarını da kimse anlamış değil. Buna rağmen seçilmiş her belediye eşbaşkanları arkadaşlarımız kendi yerellerinde %80'leri aşan oy oranlarıyla seçilmelerine rağmen halkların iradesine ipotek koyarak atanmış memurlarını kayyum olarak getirdirler. Onlar seçimle geldiler de bizim arkadaşlarımız KPSS sınavıyla mı geldi. bu çifte standart uygulamalar, Bu hukuka aykırı irade gaspları kabul edilemez. Bakın Türkiye bırakın Hukuk devleti olması, Kanun devleti olsa dahi suça bulaşmış Belediye eş başkanlarının hangi yöntemle görevden el çektireceği ve yerine yeni belediye başkanını nasıl seçileği açık ve net olarak belirtilmiştir. hiç bir arkadaşımız kendilerini seçenlerin iradelerini korumaktan ziyade bulaşmış oldukları tek bir suç pratiği yoktur. Zaten gerek içişleri bakanlığının gerekse de sayıştayın müfettişleri yılın 365 gününü belediyelerimizi denetlemektedirler. buna rağmen tek bir suç unsuruna rastlamamışlardır. Ancak yukarıda açıkladığımız gibi demokratik hukuk düzeninin dışına çıkan iktidar cebren halkın iradesini 'Milli İradeyi' hiçe sayarak belediyelerimize kayyum atamıştır. Kayyumlar da iktadarın hızını kesmediği için arkadaşlarımızı haksız ve hukuka aykırı bir şekilde tutuklamışlardır. sayın eş genel başkanımız açık ve net bir şekilde söyledi; 'eğer kendine güveniyorsan gel şimdi seçim yapalım diye' ama tek bir cevap vermediler. çünkü kendileri de biliyorki halk net bir şekilde bu uygulamalara geçit vermiyecektir. Nitekim ne oldu Kayyum olarak atanmış memurlar daha ilk 10 aylarında yolsuzluğa bulaştıkları için 9 kayyumu görevden alıp yerine yenilerini atadılar.
Ayten Avdan-Seçilmişlerin tutuklanması karşısında Türkiye halkları olarak nasıl bir ortak direniş cephesi oluşturulabilirler?
Laik Eğitim sistemine saldırı var, İnsanların yaşam biçimlerine saldırı var, Kadınlara yönelik saldırı var, Emekçilerin kazanımlarına saldırı var, Doğaya yönelik saldırı var, İnançlara saldırı var,
7 Haziran Seçimlerinde ortaya çıkan sonuçları hiçe saymasıdır. Dolayısıyla bu bir bütün saldırıya karşı ancak demokratik bir ittifakla karşı konulabilir. Bunun içinde başta ana muhalefet partisi olmak üzere bütün siyasi partiler, demokratik kitle örgütleri, sivil toplum örgütleri bugün seslerini daha da yükseltmelidirler. Bakın CHP'nin başlatmış olduğu Adalet Yürüyüşüne totaliter ve faşizan gidişattan rahatsız olan her kesim destek verdi ve toplumda bir heyecanın oluşmasına neden oldu. bu yürüyüşte bir gerçek daha açığa çıktı o da CHP kitlesi de toplumsal muhalefeti geliştirmeye ve Türkiye toplumuyla yan yana durmaya hazır olduğunu gösterdi.
Aynı tutum ve İradeyi CHP yönetiminin de göstermesi gerekmektedir. Eğer CHP halen Kürt fobisini yenmemişse ve Türkiye'nin demokratikleşmesinde Kürtlerle sokakta yan yana durmazsa özülerek belirtmeliyim ki Cezaevlerinde yan yana geleceklerdir. Bunun işaretlerini de çok güçlü bir şekilde kendini göstermektedir. Biz şunu diyoruz; Demokratik Muhalefeti güçlendirmek ve büyütmek için ilkesel olarak her türlü desteği vermeye hazırız ve herkes kaprislerini, korkularını da bir kenara bırakarak demokratik muhalefeti inşa etmek için bir an önce hareket geçmelidir. Yoksa yarın çok geç olabilir.
AytenAvdan-Avrupa Birliği sessizliği nereye kadar sürer?
Cahit kırkazak- Aslında Avrupa Birliği tepkileri kendi müktesabıtına denk düşecek nitelikte değilse de yok değil.
Avrupa Birliği özellikle AKPM 'Türkiyede Demokratik Kurumların İşlenmediği' gerekçesiyle Türkiyeyi yeniden denetim sürecine alınması yine bununla beraber Avrupa Parlementosunun (AP) müzakereleri askıya alınması kararı, yine avrupa birliğinin serbest vizeye onay vermemesi, AB'nin bir kısım yardım fonlarını kesmesi, Almanya'nın Gümrük Birliği Sözleşmesinin güncellenmesine şerh koyması ve güncellememesi gibi tepkileri var. Yine Ülke bazında bir çok Avrupa Birliği Ülkelerinin Referandum döneminde iktidar temsilcilerine, bakanlara ve cumhurbaşkanına propaganda izni verilmemesi hatta ülkelerine almaması, Erdoğan'ın G-20 zirvesinde konuşacak bir düğün salonu dahi bulamaması bu tepkilere ve yaptırımlara birer örnektir. Ancak İktidar Avrupa Birliği ve AB ülkelerinin bu tepkilerini başarılı bir algı operasyonuyla bu tepkileri dini ve etnik temelde değerlendirip iç politikada bir kahramanlık hikayesine dönüştürmekte ve oy için devrişmekte başarısız sayılmazlar. Bu nedenle AB'nin siyasi yaptırımları zaten dış politikada umudunu kesmiş olan iktidar için artık çok anlam ifade etmiyor. lakin son dönemlerde Türkiyenin Rusya ve doğu blokuyla olan ilişkileri bu çerçevede değerlendirebilir. Ama Avrupa Birliği Ülkelerinin Uluslararası Şirketleri ile Ekonomik yaptırım yapması caydırıcı olabilir. çünkü Türkiyenin ekonomik durumunun çok parlak olmadığını artık sır değildir. Nitekim Almanya bu işaret verdi bile. Almanya 'Türkiyede yatırım yapan Alman şirketlerine garanti vermeyebiliriz' şeklindeki açıklaması bu işaretlerdendir.
Ayten Avdan- Demokratik mücadele direnişini bu süreçte halkla nasıl oluşturacaksınız?
kırkazak-Halkla birlikte demokratik mücadele hattını oluşturmak için en önemli argüma görünür olmak ve bu görünürlükle beraber iktidarın uygulamalarını deşifre etmekle olur.
OHAL halkta bazı tedirginliklere yol açmıştır. ama biz halka çok makul, somut ve haklı bir hedef gösteriyoruz. o da onurlu bir toplumsal barıştır. ancak onurlu bir toplumsal barış; özgürlüğümüzün, emeğimizin, kadının, doğanın teminatı olabilir. bu gerekçelerle her koşulda halkımızı ziyaret ederek dile getiriyoruz


