İzmir’in Bornova ilçesinde 30 yıldır çöplerden topladığı atıklarla sanatsal çalışma yapan 60 yaşındaki Yılmaz Sonbil, bu atıklardan tarihi yerlerin minyatürlerini yapıyor. İzmir’in Saat Kulesi’nden Diyarbakır Surları ve 10 Gözlü Köprü’ye, Sultan Ahmet Camisi’nden Ayasofya’ya birçok tarihi mekanın minyatürünü yapan Sonbil, böylece kullandığı basit malzemelerle her defasında bir öncekine benzemeyen başka bir eser ortaya çıkarıyor. 1991 yılında eşi ile birlikte Bornova ilçesinde satın aldığı evinde oluşturduğu atölyesinde süs eşyaları yapan Sonbil, bu işe küçük yaştan beri hevesli olduğunu belirtti. Küçük yaşta elektrikçi ve marangozculuk yaptığını aktaran Sonbil, ilk eserinin ise İzmir’in Tarihi Saat Kulesi olduğunu söyledi.

 Türkiye’nin her tarafında tarihi yerler olduğunu fakat sahip çıkılmadığına dikkat çeken Sonbil, “Türkiye’nin her tarafı sanat ve tarih ile dolu. Bende hep tarihe önem veririm. Çok güzel yerlerimiz var.  Günümüzde tarihe pek önem verilmiyor. Ben de buna karşılık atıklarla tarihi yerlere can veriyorum. Onları daha çok sahiplenmemiz gerekirken günümüzde tarihimiz yok ediliyor. Kimse özen gösterip bakmıyor tarihimize. Tarihi hep araştırdım. Eserlerimi yaparken yaptığım eserin tarihini bildiğim kadarı ile yaparken eserime anlatırım. 'Sen bu zamanda yapıldın, böyleydin. Şimdi seni bu atıklarla bir süs eşyasına çevireceğim' diye konuşurum. Yok olmaya yüz tutan tarihe bugün atık sanatı ile can vermek bana mutluluk veriyor” dedi.

 ‘ÇOK FAZLA TÜKETİM ÇILGINLIĞI VAR'

 Günümüzde tarihin yanlış anlatıldığını ve bu yerlerin yok olma ile yüz tutulduğunu aktaran Sonbil, şöyle dedi: “Gerçek tarihi okuyup bilmek, anlamak lazım. O zaman tarihi yerlerimize sahip çıkabiliriz. Cahil bir toplum yetişmemeli. Tarihi araştıran bir toplum yetişmeli ve bunu sanata döken bir nesil yetişmeli.

 Yeter ki inandığınız şeylerden vazgeçmeyin. Toplumumuzda çok fazla tüketim çılgınlığı var. Her şeyden 3-5 tane alıyorlar gereksiz yere. Bende onları alıp değerlendiriyorum. Halkımızda öyle yapsın. Çok fazla tüketim yapmasınlar ihtiyaçları kadar tüketsinler. Eşyaları atıyorlar ben de onları değerlendiriyorum. Her şey vicdan meselesi.”

 Çocukları olmadığı için eşine atık malzemelerden küçük bir kız çocuğu yaparak hediye ettiğini dile getiren Sonbil, “Onu süsledim ve eşime armağan ettim. Atık malzemelerden yaptığım küçük kız çocuğuna eşim Elvan ismini verdi. Yaptığım bütün süs eşyalarının çoğunu eşim ile birlikte yapardık. Eşim kahveye gitmemi hiç istemezdi. Oturur birlikte yapardık. Eşime şiirler yazardım. Çocuğumuz yoktu ama bir gün olacak umudu ile hep şiirler yazardım. Eserler yapardım eşime sırf mutlu olsun diye. O da benim yaptığım eserleri çok severdi” diye konuştu.

 ‘PARA KARŞILIĞINDA SATMIYORUM’

 Evinin bahçesinde oluşturduğu küçük atölyesinde süs eşyalarını yaparken teknolojiye dair hiçbir şey kullanmadığını ifade eden Sonbil, “Günümüzde insanlar teknolojiye bağımlı kalıp bir şeyler üretmiyorlar. Gelecek nesil bir şey üretemiyor her şey elektronik ortamda yapılıyor. Teknolojiden vazgeçip bir şeyler üretsinler. Yaptığım hiçbir süs eşyasını para karşılığında satmadım. Kendimi yalnızlık psikolojisinden süs eşyaları yaparak ayakta tutum" diye konuştu.

  ‘ÖLÜRSEM KİMSESİZ ÇOCUKLARA KALSIN’

 Sadece atık sanatı ile uğraşmadığını kaydeden Sonbil, “Karikatür resimleri de yapıyorum. Genellikle Yeşilçam sanatçıların resimlerini televizyonlarda bakarak çiziyorum ve onları atık parçalardan süslüyorum. Örneğin Barış Manço’yu yaparken saçlarını midye kabuğundan yapıyorum. Resim çizmeyi severdim. Ben öldükten sonra burası kimsesiz çocuklara kalsın istiyorum. Onlar gelip bu işleri görsünler onlarda geçmişine, tarihine sahip çıksınlar. Onlarda bir şeyler israf edip atmasınlar çabalasınlar” ifadelerini kullandı.

Kaynak: .mezopotamyaajansi.com