Mardin'in Kızıltepe ilçesinde 2013 yılında şüpheli bir şekilde yaşamını yitiren Ayten Şen'in ölümüne ilişkin sorular yanıt bekliyor. Şen'in ölümü sırasında imam nikahlı eşi özel harekat polisi olan Hasan Hüseyin Arslan ve apartman kapıcısı Lokman Doğan olayla ilgili görülen davada, şüpheli sıfatıyla tutuksuz olarak yargılanıyor. İntihar ettiği iddia edilen Şen'in otopsi işlemleri sonucunda, darp edildiği ve vücudunun birçok yerinde morlukların olduğu ve cenazesinin getirildiğinde elbisesinin yırtılmış olduğu tespit edildi. ATK raporunda ise, Şen'in kanında alkol ve uyuşturucu maddeler bulunmadığı ve T1102-09U29000 seri numaralı yarı otomatik bir tabancayla açılan ateş sonucunda öldüğü ve eşinin elbiseleri üzerinde kan izleri olduğu ve odada bulunan ameliyat eldiveni üzerinde kat izleri tespit edildiği belirtiliyor.

 

Tüm bu delillere rağmen Arslan ve Doğan'ın tutuklu olarak yargılanmamasına tepki gösteren Şen'in babası Emin Şen, kızının açık şekilde eşi Hasan Hüseyin Arslan tarafından öldürüldüğünü ifade etti. Çocuğunun katillerinin tutuklanması için mücadele ettiğini aktaran baba Şen, "Türkiye Cumhuriyeti'nde adalet kalmamış. Cinayetin işlendiği ilk günden bu yana Emniyet Genel Müdürlüğü'ne, İçişleri Bakanlığı dahil tüm yetkili makamlara dilekçeler göndererek suç duyurusunda bulundum. Fakat bu güne kadar olumlu bir cevap alamadım" dedi. Baba Şen, Başbakan ve Cumhurbaşkanı'na seslenerek, "Polisiniz kızımı açık bir şekilde öldürdü. Eğer devletiniz bu kişiye ceza vermiyorsa ben kendi elimle ceza vereceğim. Talebimiz biran önce biricik kızımızın katili olan bu kamu görevlisinin hak etmiş oldu cezayı almasıdır" dedi.

 

'Kızım silahtan çok korkuyordu'

 

Anne Leyla Şen ise, kızının silahtan çok korkan biri olduğunu ifade ederek, "Kızımı işkenceyle öldürmüşler fotoğraflarda görülüyor. Kızım böyle bir şey hak etmedi. Yalan söylüyorlar, kızımı öldürenlerin bir an önce gerekli cezayı çekmesini istiyorum" diye konuştu.

 

'Yapılan bir cinayet adeta örtülmek isteniyor'

 

Ailenin avukatı A. Hekim Gider de, Şen'in cinayetine ilişkin zamanında delilerin toplanmayışı ve işin ağırdan alınması nedeniyle mahkemenin uzadığını belirterek, ısrarla şüphelilerin tutuklu yargılama taleplerinin ise her defasında reddedildiğini aktardı. Delililer geç toplanmasına rağmen ilk duruşmadan bu yana sanığın eylemi gerçekleştirdiği kanaatinde olduklarını vurgulayan Gider, "Eylem şekli ele alındığında, profesyonelce işlenmiş bir kadın cinayeti olduğu ortaya çıkıyor. ATK raporlarından özelikle sanığın, pantolonu üzerindeki kan izleri ve ameliyat eldiveni kullanılmış olması olayın cinayet olduğunu ortaya koyuyor" dedi. Davanın takipçisi olacaklarını ifade eden Gider, "Bundan sonraki mahkemede yargılama makamlarının olaya daha hassas yaklaşıp bu tür cinayetleri işleyenler en ağır bir şekilde cezalandırmaları yönünde taleplerimiz var. Tutuklama talebimizin reddine itiraz edeceğiz. Bu davayı Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AHİM) kadar taşıyacağız. Yapılan bir cinayet adeta örtülmek isteniyor. Bu kişinin taşımış olduğu kamu görevinden kaynaklanıyor olabilir" diye konuştu.

 

 

Mardin 2.Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen ve 25 Mart 2015'te görülecek davanın üçüncü duruşmasında, Şen'in ölümüyle ilgili ATK raporları ile şüphelilerin telefon kayıtları incelenecek.diha