Şanlıurfa Valisi Hasan Şıldak’ın başlattığı mücadele, sadece bir idari karar değil, toplumsal bir beklentinin cevabıdır. Devletin arazileri yıllardır kişisel çıkarlar uğruna işgal edildi, tarla gibi bölündü, kaçak yapılarla donatıldı. Artık “yeter” deme vakti!

Devletin arazisi, milletin malıdır. Ve bu millet, adalet ister. İşgalciye göz yuman değil, görevini yapan bir idare görmek ister. Çünkü bu şehir buna layık.

Beklentimiz açık: Kanun herkese eşit uygulanmalı. Ayrıcalık, kayırma, görmezden gelme gibi uygulamalara bu şehirde yer olmamalı. Sayın Valimizin kararlı tutumu, umarız ki tüm kurumlarca sahiplenilir. Aksi takdirde, söz yine yerini suskunluğa, işgal ise sessizliğe bürünür.

Devletin arazisi kimsenin özel mülkü değildir. Ne dağ başında ne şehir merkezinde... Sayın Valimizin kırsaldan başlayan bu kararlı duruşu, şehir merkezine de mutlaka taşınmalı. Yol ortasına dikilen binalar, park alanlarına yapılan ticarethaneler, kamuya ait alanlara konuşlandırılan konteynerler… Bunlar sadece beton değil, adaletsizliğin ta kendisidir.

Şanlıurfa’da yıllardır çözülemeyen devlet arazilerinin işgali meselesi nihayet kararlı bir iradeyle ele alınıyor. Vali Şıldak'ın talimatı net: Devletin malı sahipsiz değildir.

Sayın Valimizin net ve kararlı duruşunu kıymetli buluyorum. Ancak mesele yalnızca bir yazıyla, bir talimatla çözülmez. Esas mesele, bu iradenin sahaya nasıl yansıdığıdır. Şimdi gözler, uygulayıcı kamu kurumlarında… Görevini ihmal edenler hakkında işlem yapılacak mı? Uygulamada adalet sağlanacak mı? Asıl sınav burada verilecek.

Kırsalda yıllardır süren arazi kavgalarının, husumetlerin, davaların temelinde hep aynı zihniyet yatıyor: “Devletin malı sahipsizdir” anlayışı. Bu çarpık bakış açısı artık tarihe karışmalı. Devletin malı milletindir; ne zümreye ne şahsa peşkeş çekilemez.

Şimdi bir dönüm noktasındayız. Valiliğin gönderdiği yazı, bir irade beyanıdır. Ancak bu iradenin şehirde yükselen kaçak yapılara, kamu alanlarına el koyan fırsatçılara da uzanması gerekir. Yoksa kırsalda yıkılan gecekonduya müdahale edilirken, şehir merkezindeki rant kulelerine sessiz kalınması vicdanları yaralar.

Şanlıurfa artık bir yol ayrımında: Ya adaleti hâkim kılacak, ya da suskunluğun bedelini ödemeye devam edecek. Bu halk, kamu malını koruyan bir idare görmek istiyor. Bu halk, hakkıyla uygulanan adaleti hak ediyor.

Unutmayalım, adalet sadece kanunlarla değil; kararlılıkla, vicdanla ve eşit uygulamayla hayat bulur.

Ve biz artık bu şehirde, gerçekten adil bir düzenin kurulmasını istiyoruz. Gereği yapılsın!

Kalın sağlıcakla