Adalet, liyakat ve kamu vicdanı... Devleti ayakta tutan üç temel sütun. Peki bu sütunlardan biri zarar görürse ne olur? Özellikle de "halka rağmen" kararlar alınmaya başlandığında?

Sağlık Bakanlığı’nın 15 Mart 2025 tarihinde Malatya İl Sağlık Müdürü Dr. Erhan Berk’in görev süresini uzatmama kararı, kamuoyuna sessizce duyurulmuştu. Gerekçenin ne olduğuna dair resmi bir açıklama yapılmadı. Ancak kulislerde konuşulan, Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde gündeme gelen ve “lens alımı soruşturması” olarak bilinen dosyaydı.

Evet, ortada kesinleşmiş bir mahkeme kararı yok. Ama unutmayalım ki kamu yöneticiliği yalnızca hukuk sınırlarında değil, aynı zamanda toplumsal vicdan sınırlarında da şekillenir. Ve vicdanlar, bazen karar mercilerinden daha yüksek sesle konuşur.

Tüm bu tartışmalar sürerken, Şanlıurfa gibi Türkiye’nin en genç ve en dinamik illerinden birine, Dr. Berk’in atanması büyük bir şaşkınlık yarattı. Halkın büyük bir kesimi bu kararı anlamakta zorlandı. Daha da önemlisi, tepki gösterdi. Zira halk, sağlık gibi yaşamsal bir konuda daha şeffaf, daha güven verici ve geçmişi şaibesiz bir yönetici bekliyordu.

Şimdi şu soruyu sormanın tam zamanı:
Bu atama halkın beklentisiyle ne kadar örtüşüyor?

Eğer bir partinin kararları artık kendi tabanında bile sorgulanıyorsa, orada alarm zilleri çalıyor demektir. “Ben yaptım oldu” anlayışı, bir süreliğine iktidarı koruyabilir ama uzun vadede güveni tüketir.

AK Parti, yıllar boyunca halka yakın durarak, milletin sesine kulak vererek başarı elde etti. Ancak bugün gelinen noktada, halkın itiraz ettiği, kamuoyunda tartışmalı hale gelmiş isimlerin kritik görevlere getirilmesi, "halka rağmen yönetim" algısını güçlendiriyor.

Şanlıurfa'da görev alan her bürokrat bu kadim şehre vebal taşır. Hele ki halkın gözü önünde geçmişi sorgulanan bir isimse, bu sorumluluk iki kat daha ağırdır. AK Parti'nin bu atamayı neden yaptığı, hangi gerekçelerle savunduğu bilinmezken, halkın bu kararı içine sindiremediği ise çok açık.

Halka rağmen yönetilmez.
Hele ki sağlık gibi hayati bir meselede, halkın güveni yitirilirse, bedeli sadece siyasi değil, insani de olur.

Son olarak söyleyeceğim şudur; Şanlıurfa'da atanan her yönetici, sadece bir koltuğa değil; bir milletin güvenine, umuduna ve geleceğine oturur. Bu güven bir kez sarsılırsa, geri kazanmak hiç kolay olmaz.

Umarım bu konuda yol yakınken bu yanlıştan dönülür ve halka ve kamuoyunun beklentisine göre tüm kurumlarda bu şehirde ortak akılla atama yapılır dileğiyle.

Kalın sağlıcakla.