“Peygamberler Şehri” olarak anılan Şanlıurfa, yalnızca bir coğrafi isim değildir; bir inancın, bir ahlakın ve bir medeniyet tasavvurunun adıdır. Bu topraklar, Hz. İbrahim’in teslimiyetini, Hz. Eyüp’ün sabrını hafızasında taşıyan mukaddes bir mirasa sahiptir.
Fakat bugün sorulması gereken soru şudur:
Bu mirasa gerçekten sahip çıkıyor muyuz?
Karaköprü’de bir bağ evinde düzenlenen ve “zenne” gösterisiyle gündeme gelen eğlence programı, basit bir ücret tartışmasının ötesindedir. Bu olay, uzun süredir konuşulan fakat yüksek sesle dile getirilmeyen bir kültürel aşınmanın açık göstergesidir. Bağ evlerinde sık sık düzenlendiği iddia edilen ve şehrin manevî kimliğiyle bağdaşmayan bu tür organizasyonlar artık münferit değil, toplumsal bir mesele hâline gelmiştir.
Sormak gerekiyor:
Bu eğlenceleri kim organize ediyor?
Bu cesareti kimden alıyorlar?
Bu şehirde bu tür etkinlikler ne zamandır yapılıyor?
Ve en önemlisi, kim neden susuyor?
Şanlıurfa’da sivil toplum kuruluşları var. Dernekler var. Vakıflar var. Kanaat önderleri var. Büyük aileler var. Bu şehrin sözünü dinleten, ağırlığı olan isimleri var.
Peki bu tür olaylarda neden güçlü bir ses yükselmiyor?
Bir şehir sadece yöneticileriyle değil; STK’larıyla, kanaat önderleriyle, aile büyükleriyle ve yaşayan her ferdiyle ayakta durur. Eğer Peygamberler Şehri’nde, Hz. İbrahim’in ve Hz. Eyüp’ün adının gölgesinde, şehrin kültürüne yakışmayan görüntüler ortaya çıkıyorsa; buna karşı en gür ses yine bu şehrin insanından çıkmalıdır.
Sessizlik tarafsızlık değildir.
Sessizlik, zamanla normalleşmeye kapı aralar.
STK’lar daha fazla konuşmalıdır.
Şanlıurfa’nın köklü aileleri daha net tavır koymalıdır.
Bu şehirde yaşayan herkes, “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” anlayışını terk etmelidir.
Çünkü mesele bir bağ evinde yaşanan bir tartışma değildir.
Mesele, Şanlıurfa’nın adının hangi görüntülerle anıldığıdır.
Bu tür eğlenceler, bu şehrin inancına ve kültürüne yakışmamaktadır. Peygamberler Şehri’nin ruhu; ölçüsüzlükle değil, edep ile yaşar. Eğer bugün bu olayların üzerine daha güçlü şekilde gidilmezse, yarın çok daha ağır tabloyla karşılaşmamız kaçınılmazdır.
Herkes üzerine düşeni yapmalıdır.
Gazeteci yazmalıdır.
STK açıklama yapmalıdır.
Kanaat önderi konuşmalıdır.
Aile büyükleri tavır koymalıdır.
Ve halk, bu şehrin itibarına sahip çıkmalıdır.
Şanlıurfa sahipsiz değildir.
Ama sahip çıkılmazsa, değerler sessizce aşınır.
Bu şehir; sabrın şehridir.
Bu şehir; edebin şehridir.
Bu şehir; inancın şehridir.
Ve hiç kimse, hangi sosyal statüye sahip olursa olsun, hangi çevreden gelirse gelsin, bu kadim mirası zedeleme hakkına sahip değildir.
Bugün ses çıkarma günüdür.
Bugün susmama günüdür.
Bugün Peygamberler Şehri’ne sahip çıkma günüdür.