Tesnim Haber Ajansı- askeri gerilimlerin artması ve ekonomik altyapılarda oluşan zararların çoğalması sonrasında, İran'ın Hürmüz Boğazı'ndan geçen gemilere ücret uygulanması konusunda nihai değerlendirmeyi yaptığına dair belirtiler ortaya çıktı; bu adım, özellikle son savaşta oluşan maliyetlerin karşılanması amacıyla tasarlanıyor.
Bu çerçevede, Tahran'ın temel yaklaşımı, gemilerden alınacak ücretlerin düzeyi ve oranının, ülkenin maruz kaldığı ekonomik ve altyapı zararlarıyla orantılı olarak belirlenmesi yönünde; başka bir deyişle, Hürmüz Boğazı, savaş maliyetlerinin bölge düzeyinde ve küresel ticarette yeniden dağıtılması için bir ekonomik araç olarak değerlendiriliyor.
Bu karar, Reuters'tan bir rapor da dahil olmak üzere analitik kaynakların ifadelerine göre, yeni jeopolitik koşulların Tahran için bu hayati enerji geçitindeki rolünü yeniden tanımlama fırsatına dönüşebileceği bir ortamda gündeme geliyor.
Emsalsiz Gelir Senaryosu; Zarar Telafisinde Hizmet Eden Ücretler
Yayınlanan analizlere göre, İran, Hürmüz Boğazı'ndan geçiş ücreti sistemini resmileştirerek yıllık önemli düzeyde gelir elde edebilir. Bu rapora göre, geçen her gemiden ortalama 2 milyon dolar alınması ve günlük yaklaşık 150 geminin geçiş yapması durumunda, İran için yıllık 110-120 milyar dolar düzeyinde bir gelir öngörülüyor.
Bununla birlikte, buradaki kilit nokta, bu gelirin yalnızca yeni bir finansal kaynak değil, aynı zamanda savaş zararlarının doğrudan telafisi için bir mekanizma olarak değerlendirilmesi; yani zarar düzeyi arttıkça, ücret oranlarının da yeniden gözden geçirilmesi imkanının bulunması.
Uzun vadeli bir senaryoda, petrol ve gaz geçişlerinden elde edilecek toplam gelirlerin birkaç yıl içinde yaklaşık 500 milyar dolara ulaşabileceği öngörülüyor; bazı analistler bu rakamdan, Washington'ın savaş politikalarının "istenmeyen hediyesi" olarak söz ediyor.
Aynı çerçevede, analizlerde Trump'ın adı da gündeme geliyor ve askeri kararlarının, İran için böyle devasa bir ekonomik fırsatı dolaylı yoldan yaratabileceği vurgulanıyor.
Hürmüz; Enerji Piyasasında Savaş Maliyetlerini Düzenleme Aracı
Dünyanın en hayati enerji geçitlerinden biri olan Hürmüz Boğazı, günlük yaklaşık 20 milyon varil petrol geçişine ev sahipliği yapıyor. Bölgedeki bazı ülkelerin bu güzergahı boru hatları yoluyla aşma çabalarına rağmen, Fars Körfezi petrol ve gaz ihracatının önemli bir bölümü halen bu boğaza bağımlı durumda.
Bu koşullarda, İran, geçiş ücretlerini düzenleyerek savaş maliyetlerinin bir kısmını, enerji piyasasının başlıca aktörlerine, özellikle de bu güzergahı geniş çaplı petrol ve gaz ihracatı için kullanan ülkelere aktarabilir.
Tahminler, alternatif güzergahlar kullanılsa dahi, boğazda kısıtlama olması durumunda günlük yaklaşık 10 milyon varil petrolün sorunla karşılaşacağını gösteriyor; bu durum da Tahran'ın pazarlık gücünü artırıyor.
Bölgesel Pazarlık; «Savaş Maliyeti» Üzerine
Analistler, Hürmüz Boğazı'ndan geçiş ücreti uygulanmasının, İran ile Fars Körfezi Arap ülkeleri arasında yeni bir pazarlık alanı oluşturacağını belirtiyor. Bu süreçte, Tahran muhtemelen maruz kaldığı zararlara atıfta bulunarak, bölgesel enerji gelirlerinden daha büyük bir pay talep etmeye çalışacaktır.
Diğer yandan, Arap ülkeleri ödemeleri asgari düzeye indirmeye çabalarken, İran da kademeli olarak ücretleri artırarak ekonomik baskıyı savaş koşullarına göre ayarlayabilir.
Ayrıca, ABD de bu denklemde yaptırım aracıyla müdahale edebilir; ancak kısıtlamaların sürmesi durumunda küresel enerji fiyatlarının yükselmesi, bu politikayı karmaşık hale getirebilir.
Gelir Elde Etme İçin Sınırlı Zaman Penceresi
Bu gelişmelerin yanı sıra, bölge ülkeleri enerji ihracatı için alternatif güzergahlar geliştirmeye çalışıyor; ancak tahminler, bu projelerin 3-4 yıl süre gerektirdiğini, gaz alanında ise bu sürenin daha da uzun olacağını gösteriyor.
Bu zaman aralığı, İran'a stratejik bir fırsat sunuyor; böylece maruz kaldığı zararlar ölçüsünde, enerji geçiş ücretlerinden önemli mali kaynaklar elde edebilir.
Sonuç olarak, İran'ın Hürmüz Boğazı'ndan geçiş ücreti alma olasılığı taşıyan planı, savaş maliyetlerini enerji ticaretinin başlıca faydalanıcılarına aktarmaya yönelik kapsamlı bir stratejinin parçası olarak değerlendirilebilir; bu stratejide, ücret oranları yalnızca piyasa koşullarına değil, doğrudan İran'a verilen zararların düzeyine bağlı olarak belirleniyor.

