Diyarbakır'da Yeni İHYA-DER Başkanı Aytaç Baran'ın yaşamını yitirdiği faili meçhul suikast sonrası 3 HDP'linin silahlı kontra gruplarca öldürülmesiyle yaratılmak istenen provokasyonda gözler Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı Hatip Dicle'nin de işaret ettiği Tevhid Grubu üzerine çevrildi. Dün katıldığı Özgür Gün TV yayınında kentte yaşanan silahlı saldırılara ve provokasyonlara ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulunan Dicle, Tevhid Grubu'na dikkat çekti. Dicle, kentte 5 Haziran günü düzenlenen HDP'nin mitingine yönelik bombalı saldırının da, Yeni İHYA-DER Başkanı Aytaç Baran'ın vurulmasının da DAİŞ yanlısı bu örgütün işi olabileceğini söyledi.
Dicle'nin kentte yaratılmak istenen provokasyon ortamının arkasındaki kirli el olarak işaret ettiği Tevhit Grubu, AKP iktidarı döneminde adı sık sık gündeme gelen ve devlet içerisindeki çatışmada da öne çıkan dikkat çekici bir yapılanma.
Grubun lideri, Hizbullah hükümlüsünün oğlu
Tevhid Grubu yapılanmasının lideri henüz 31 yaşında olan Halis Bayancuk yürütüyor. Örgüt içerisinde ve örgüte bağlı yayınlarda "Ebu Hanzala" kod ismini kullanan Halis Bayancuk, Hizbullah hükümlüsü Hacı Bayancuk'un da oğlu.
2001 yılında "Hizbullah yöneticiliğinden" tutuklanarak cezaevine konulan baba Hacı Bayancuk, yargılandığı davada 2008 yılında 15 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Ancak verilen bu ceza, Yargıtay 9. Ceza Dairesi tarafından bozularak cezası müebbet hapis cezasına çevrildi. Oğlu Halis Bayuncuk ise daha 24 yaşında iken, 2008 yılında İstanbul'da ikinci sinagog baskını eylemini planlarken yakalanarak tutuklandı ve 1 yıl cezaevinde kaldıktan sonra serbest kaldı. Serbest bırakılan Halis Bayuncuk, bu kez 2011 yılında, 42 kişi ile birlikte "El-Kaide'nin Türkiye lideri" olduğu gerekçesiyle tutuklandı. Ancak, 24 Ocak 2013 tarihinde yine tahliye edildi.
Tahliye edilen Halis Bayuncuk, serbest kalması sonrası Suriye'de DAİŞ ile İslami Cephe arasındaki çatışmalarda safını DAİŞ çetelerinden yana belirledi.
DAİŞ'e açık destek
Cihatçı görüşlerini, örgütün sahip olduğu Tevhid Dergisi ve tevhiddersleri.com adlı sitede yayınlanan videolar aracılığıyla duyuran Bayancuk, 11 Mayıs 2014'e sosyal paylaşım sitesi YouTube'a yüklenen bir videoda DAİŞ'e verdiği açık desteği şu sözlerle dile getiriyor: "IŞİD bizim Müslüman kardeşimizdir. Onlara yönelik her bir saldırıyı bize yapılmış sayarız. Ben inanıyorum ki o savaş akide savaşıdır. Ben o kardeşlerimin yanındayım. Kim o kardeşlerimize saldırı yapmışsa bunu bana yapılmış olarak kabul ediyorum. Onun için her birimiz bu konuda tarafımızı belli etmemiz lazım."
'Suriye'yi aldıktan sonra, İstanbul'u da alacağız'
DAİŞ'e yönelik desteğini bu ifadelerle ortaya koyan Halis Bayuncuk'un, sözlü olarak ifade ettiği bu desteği fiiliyata döktüğü görüntülerde daha önce kamuoyuna yansımıştı. Suriye'de baş gösteren çatışmaların ardından İslami gurupların Türkiye sınır hattındaki kampları dolaşan Kanal D haber kameralarına, bu kamplardan birinde konuşan Halis Bayancuk, "Suriye'yi fethettikten sonra inşallah İstanbul'u da alacağız. Sonra da Türkiye'yi de" demişti.
AKP-Cemaat çatışmasında da safını belirledi
DAİŞ çeteleri ile olan ilişkilerini bu biçimde ortaya koyabilen Bayuncuk ve örgütü, DAİŞ çetelerine yönelik desteği, son olarak yapılan silah yardımları ile açık bir biçimde açığa çıkan AKP iktidarı döneminde iyice palazlandı. Öyle ki iktidar ile Gülen Cemaati arasında baş gösteren çatışmada da gruba dönük polis operasyonu yapıldı.
14 Ocak 2014'te ayında Van merkezli olmak üzere Adana, Antep, İstanbul, Kilis ve Kayseri'de gerçekleştirilen operasyon kapsamında tutuklanan 13 kişiden biri de Halis Bayuncuk'tu. Söz konusu operasyonda basılan adresler arasında Tevhid Dergisi büroları da vardı. Van F Tipi Kapalı Cezaevi'nde tutuklu kalan Halis Bayancuk'un yazıları tutuklu olduğu dönemde de Tevhid Dergisi'nde yayınlanmaya devam etti. Dergiye ve Bayancuk'a ait bazı eğitim notları ise Rojava'ya yönelik saldırılar düzenleyen DAİŞ üyelerinin kaldığı, YPG tarafından ele geçirilen bazı noktalarda ele geçmişti.
Aynı yılın 9 Ekim tarihinde tekrardan serbest bırakılan Bayuncuk'un hükümet güdümünde yayın yapan Star gazetesi tarafından tahliyesi sonrası kendisi ile yapılan röportajda dikkat çekmişti. Bayuncuk, 21 Aralık tarihli bu röportajında Fethullah Gülen'i eleştirdiği için hedef haline getirildiğini belirtip, hakkında şu bilgileri paylaşıyor: "1984 doğumluyum, aslen Bingöllüyüz. Diyarbakır'da doğdum. İmam hatip Lisesi'ni Diyarbakır'da tahsil ettik. Katsayı problemi vardı. Mısır'da 4 yıldan fazla kaldım. 2008 ve 2011'deki operasyonlarda 'El Kaide lideri' iddiasıyla, 2014'teki operasyonda ise 'IŞİD ve El Kaide lideri' suçlamalarıyla yargılandım."
Operasyonu yürüten Van TEM Şube Müdürü Serdar Bayraktutan ise, iktidar ile cemaat arasındaki çatışmanın devamında "Tevhid-Selam soruşturması" sebebiyle tutuklandı.
Seçim öncesi girişilen provokasyonlar
Ağırlıklı olarak cami, mescit ve dernekler üzerinden yürütülen örgütlenme çalışmalarının yanı sıra Tevhid Dergisi, aynı doğrultuda yayın yapan internet siteleri ve sosyal paylaşım siteleri üzerinden propaganda ve örgütlenme yapan örgütün son dönemde adının karıştığı bir takım olaylar, Diyarbakır'da yaratılmak istenen provokasyonun ardında bu örgütün olabileceği yönünde dile getirilen iddiaları da güçlendiriyor.
Seçim haftasında Van merkezde üzerinde "Oy Kullanma, Yaratıcına Şirk Koşma" ve "Hâkimiyet Allah'ındır" yazılı olan Tevhid Dergisi imzalı broşürler dağıtan bir grup, kendilerine tepki gösteren bir kişiyi bıçakla boynundan yaralamış, bir diğer kişiyi ise darp etmişti. Aynı içerikli bildiriler, bölgenin diğer kentlerinde seçim süreci boyunca dağıtıldı. Dağıtılan bu bildirilerin yanı sıra 5 Haziran günü Diyarbakır'da düzenlenen mitinge yönelik yapılan bombalı saldırıların faili olduğu gerekçesiyle tutuklanan Orhan G.'nin, DAİŞ üyesi olduğu yönündeki bilgiler, daha önce Adana ve Mersin'de yapılan bombalı saldırıların arkasındaki kirli elin de aynı örgüt olduğu yönündeki hakim görüş ile birlikte yaratılmak istenen provokasyonun DAİŞ bağlantılı Tevhid Grubu eli ile yaratılmak istendiği yönünde Hatip Dicle'nin dile getirdiği görüşü destekleyecek nitelikte.
Asıl soru ise, Tevhid Grubu'nun, Kürt siyasetçilerinin de "ülkeyi kaos ve çatışma ortamına sürüklemekten" sorumlu tuttuğu AKP iktidarının alınan seçim sonuçları üzerine harekete geçirdiği ifade edilen kendisine bağlı yeni JİTEM yapılanmasının neresinde yer aldığı. Kaynak:diha

