Haber Merkezi Gaphaberleri.com

Herkes ölmeden önce belirledikleri hedeflerine ulaşmayı amaçlar öyle değil mi? Bunları geçelim. Benim de ölmeden önce asla yapmayacağım 10 şey var!

1 - Olur da bir gün milletvekili/belediye başkanı olursam, mensubu olduğum siyasi parti liderinin her dediğine "kabul" göstermeyeceğim. Her tweetini RT'lemeyeceğim.

2 - Halkın gözüne girmek için ayet-hadis paylaşmayacağım. İbadet yapacağım zaman etrafımda asla kameralar olmayacak.

3 - Kısmet olur da kutsal topraklara gitme şansım doğsa, orada dakikada bir tweet atmayacağım.

4 - Biri öldüğünde, önce ırkını sormayacağım, bir doğa yok olurken coğrafyasını sormayacağım.

5 - Aleyhimde bir haber yazdı diye bir gazeteciye asla "sen benim kim olduğumu biliyor musun" demeyeceğim. Bana dönüp "zaten senin kim olduğunu yazmışım. Daha fazlasını yazmamı ister misin" diyebilir.

6 - Ne 10 trilyona heykel yapacağım, ne de siyasetçi olarak toplu taşıma aracına bineceğim. Söz verirsem yaparım, "hadi ya hatırlamıyorum" demeyeceğim.

7 - Koltuğum uğruna insanların öldürülmesine göz yummayacağım. Hele hele bir insanı öldürtmeye asla teşebbüs etmeyeceğim.

8 - Bayramlarda halkla bayramlaşırken, çok ütopik bir şey yapıyormuşum gibi lanse etmeyeceğim. Bu davranış, halka lüksmüş gibi davranmayacağım.

9 - Çok fazla korumayla gezmeyeceğim.

10 - Diyelim ki siyasete atılmaz da gazeteciliğe devam edersem ne yaparım? Zulüm olduğu sürece tarafsız olmayacağım. Aykırı aykırı yazmaya devam edeceğim.

İLK KEZ İTİRAF EDİYORUM

Tarih 11 Mart 2015. Milletvekili Aday adaylık süreci. Şahsın biri de ne alaka bilmiyorum ama aday adayı olmuş. Bu adam ki normal sohbette bile konuşamıyor ama canlı yayına çıkması gerekiyor. Çıksa konuşamayacak, çıkmasa kimsenin kendisinden haber olmayacak. Ne yapsak diye düşünürken, bizim ünlü düşünürlerden birinin aklına paket yayın geldi. Evet bu harika bir fikirdi. Canlı olmayacaktı, tutukluk yaptığı yerde montajcı arkadaşlar bir ayar verecekti.

Neyse ki başladık programa, aday adayından tık yok. Uzatmayayım, konuşma metninin bir kısmını ben yazdım, bir kısmını da başka arkadaşlar. Bu şekilde konuşacağı konular, kuracağı cümleler belliydi. Ama gel gör ki bunu da başaramadı. 45 dakikalık yayın çekilecek, aradan 2 saat geçti daha adım atmış değiliz.

Baktım olacak gibi değil; tam da "neden böyle bir işe giriştin" diye soracakken, o bana sordu; "Usta siyasetçiler gibi konuşuyorsunuz, neden siyasete girmiyorsunuz?"

Sormadığım sorunun cevabını daha sonra normal sohbet arasında aldım; yukarıda saydığım özelliklere sahip olmak için milletvekili olmak istemişti.

EN SIK SORULAN SORU; KOALİSYON KURULACAK MI?

-İki türlü cevap verilebilir.

Birincisi; Hayır.

İkincisi; yüzde 20 ihtimal.

-AK Parti ve HDP gibi barış süreci ortaklarının birbirinin arkasından söylediklerine bakılacak olursa.

-Cumhurbaşkanının HDP'ye karşı tutumuna bakılacak olursa.

-HDP'nin prensiplerine bakılacak olursa. HDP'yi paydan düşelim.

-MHP'nin ırkçı söylemleri, koalisyon hakkındaki görüşünü açık açık beyan ediyor.

-Demokrasiye, kitleye, düşünceye saygı duymayan bir partiden uzlaşı beklenebilir mi?

-Taban olarak aslında AK Parti-MHP koalisyonu tahin-pekmez olurdu da; Bakma yine MHP'nin hazımsızlığı buna engel çıkartıyor. MHP'yi de aldık mı dışarı.

Çare CHP.

Kemal Kılıçdaroğlu'nun elinde olsa AK Parti'ye hükümeti kurma görevi verilmeden koalisyon kurulurdu.

-Adam iyi niyetli, kesinlikle kin beslemiyor.

-Bir bebek kadar masum. SGK'nın üstünü çizelim, başka hatasını söyleyin bu adamın.

-İyi niyetinden, bir çocuk saflığıyla herkese, her şeyin en iyisini sunmaya çalışıyor.

-Ama unutuyor; Ailede hiçbir birey tek başına karar vermez.

-Bakmayın öyle kırmızı çizgi falan dediğine, parti anlaşsın, Kılıçdaroğlu'nu ben de ikna ederim.

Dolayısıyla koalisyona verilen yüzde 20 ihtimal; Kemal.