DBP kongresinde Kürt siyaseti özerkliği tartışıyor

DBP kongresi konuşmalarla sürüyor. DBP Eş Genel Başkanı Emine Ayna, kongrenin yapıldığı döneme işaret ederek, yapacakları kongrenin Türkiye'yi demokratikleştirme kongresi olduğunu söyledi. Nasıl bir Türkiye öngördüklerini, temel sorunları tespit ederek tartışacaklarının altını çizen Ayna, toplumsal kesimlerin sorunlarının farklılıklarına dikkat çekerek, "Hepsinin kökeni egemenlik dayatmasıdır" dedi. Siyasi partilerin "ya egemenlikten yana ya da karşısında" tutum alabileceğini dile getiren Ayna, "Ulusal egemenlikten yanayken, cins sömürüsüne karşıyım diyemezsiniz. Ya hepsine karşı olacaksınız, yada birine karşı çıkarken diğerini beslemeniz anlamına gelecek" diye konuştu.

 

DBP'nin bir "emek partisi" olduğunun altını çizen Ayna, "Biz emeğe para ile değer biçmiyoruz, Bizim için emeğin değeri ne kadar toplumlaştığıdır" ifade ederek, "Sadece emeği zamlandırarak emek özgürleştirilemez" dedi.

 

'Emek ve kadın partiyiz'

 

Ayna,  "Emek sömürüsüne karşı emeğin özgürleştirilmesi mücadelesi veriyoruz" diyerek, DBP'nin aynı zamanda bir "kadın partisi" olduğuna dikkat çekti. "Toplumun özgürlüğü ancak kadının özgürlüğüyle mümkündür" diyerek sözlerini sürdüren Ayna, kadın özgürleşmeden toplumun özgürleşemeyeceğini dile getirdi.

 

Ermeni Soykırımı yüzüncü yılında Kürtlere dayatılıyor

 

Türkiye'de farklılıklara yönelik ayrımcılıklara dikkat çeken Ermeni sözünün hakaret olarak kullanıldığını hatırlatan Ayna, "Böylesi keskin sömürüde de kendimizi sömürülenden yana tanımlıyoruz. Her halk kendi kaderini tayin hakkına sahip olmalıdır ve bu anayasa da tanımlanmalıdır" şeklinde konuştu. Türkiye'deki yönetim modelinin "faşizm" olduğunu dile getiren Ayna, buna karşı savundukları modelin "demokratik özerklik" olduğunu söyledi. Ayna, "1915 yılında Ermenilere uygulanan katliam ve soykırım, bu katliamın yüzüncü yılında 2015 yılında Kürtlere uygulanıyor. Asker ve polis evleri tarıyor, insanları katlediyor, faşistler Kürtleri linç etmeye çalışıyor. Kürtlere dayatılan ve ya ölüm ya da sürgün yani tehcirdir" dedi.

 

'Türkler kendi adına uygulanan IŞİD yöntemlerine karşı çıkmalı'

 

"2013 yılında Başkan Öcalan'ın silahların susması çağrısı hepimizde umuda neden olmuştu" diyen Ayna, Türkiye'nin bu çağrıya yeniden silah ve savaş ile karşılık verildiğini belirtti. Başlatılan savaş konseptinin "Bu tür şeyler yaşanabilir" denilerek, yaşananlara "politik" kılıf giydirilmek istendiğini söyleyen Ayna, "Yani bize diyorlar ki bu bir politik satranç ve piyonlar yerine de insanlar kullanılıyor. Daha kaç kişinin öleceğine de Cumhurbaşkanı Erdoğan karar veriyor" dedi.  Ayna, Erdoğan'ın "daha çok ölüm daha çok savaş" söylemlerinin "IŞİD'i anımsattığını" dile getirdi ve ekledi: "IŞİD'in yaptığı gibi, köyleri ormanları yakıyor, insanları katlediyor, öldürdüğü kadın gerillaları çırılçıplak soyarak teşhir ediyor. Size Türkün gücünü göstereceğiz diyerek IŞİD'in yaptıklarının yanışını yapıyor. Türkler kendileri adına yapılan bu yöntemlere karşı çıkmalıdır."

 

Ayna, yaşanan savaşta Türk halkının tutumunun önemli olduğunu vurgulayarak, "Kürtler bu savaşı tek başına da verebilir, kazanırlar da. Ama Türkler karşı çıkarsa çok daha kısa sürede ve daha az acıyla bu sona erer" dedi.

 

Özerklik taleplerinin yanındayız

 

Özerklik taleplerine de dikkat çeken ve "Oradaki halk, 'Ben devleti tanımıyorum' demiyor, 'Bu yönetimi kabul etmiyorum' diyor" diyen Ayna, demokratik özerkliğin DBP siyasetinin merkezi olduğunu belirterek, "Bu taleplerin her zaman yanında olacağız" dedi. (kaynak:diha)