İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, paralel devlet yapılanmasının "takipsizlikle sonuçlanan 25 Aralık soruşturmasında usulsüzlükler yaptığı ve şüphelilere kumpas kurduğu" iddiasıyla 69 şüpheli hakkındaki iddianameyi kabul etti. Fethullah Gülen ile yardımcısı Sinan Dursun hakkında yakalama kararı çıkardı. Mahkeme, Gülen ve Dursun hakkında kırmızı bülten çıkarılması amacıyla Adalet Bakanlığı'na yazı yazılmasına hükmetti.

 

Erdoğan ailesi şikayetçi, bakanlar mağdur

 

Gülen'in yanı sıra İstanbul Mali Şube eski Müdürü Yakub Saygılı'nın da aralarında bulunduğu 69 şüpheli hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcıvekili İsmail Uçar tarafından hazırlanan iddianame, 1453 sayfadan oluşuyor. İddianamede, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, oğlu Bilal Erdoğan, damadı Berat Albayrak, Serhat Albayrak, MİT Müsteşarı Hakan Fidan, Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, Yargıtay Başkanı İsmail Rüştü Cirit ve Kamu Başdenetçisi Nihat Ömeroğlu şikayetçi olarak yer alıyor.

 

Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun yanı sıra aralarında Beşir Atalay, Binali Yıldırım, Faruk Çelik, Ali Babacan, Taner Yıldız, Hüseyin Çelik, Zafer Çağlayan, Egemen Bağış, Erdoğan Bayraktar ve Muammer Güler'in de bulunduğu AKP'de bakanlık yapmış 20 ismin yanı sıra CHP Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin, eski CHP Milletvekilleri Melda Onur ile Kamer Genç ise iddianamede mağdur olarak yer aldı.

İddianamede 1 numaralı şüpheli sıfatıyla Fethullah Gülen yer alırken, eski emniyet müdürleri Hamza Tosun, Yakub Saygılı, Kazım Aksoy ve Yasin Topçu'nun da olduğu 6 kişi kurulduğu iddia edilen örgütün yöneticisi olarak suçlanıyor. Şüphelilerin tamamı ise "örgüt üyeliği" suçlanıyor.

 

'Örgüt önlerinde kimsenin duramayacağı fikrine kapıldı'

 

Örgütün aşama aşama devleti ele geçirdiği savunulan iddianamede, "Örgüt çok büyük bir camiaya sahip olduklarını düşünerek, artık önlerinde kimsenin duramayacağı fikrine kapılmışlardır. Yaşadıkları özgüven patlamasının neticesi olarak 2007 yılından beridir devletin güvenliğinin teminatı olan TSK'deki vatansever subayları pasifize edebilmek için kendi uydurdukları delillerle operasyon yapmışlardır. Bu şekilde yüzlerce subayın hayatını kararttılar ve birçok masum insanın ekmeğiyle oynadılar" ifadelerine yer verildi.

 

MİT TIR'larının durdurulması 'devlete karşı intihar saldırısı' olarak görüldü

 

İddianamede örgütün Gezi direnişini de desteklediği ifade edildi. Gülen'in bunu tasvip eden konuşma yaptığına yer verildi. MİT TIR'larının durdurulması da örgütün "yeterli olgunluğa eriştiğini düşünerek, devlete karşı intihar saldırısına kalkışmıştır" değerlendirmesiyle iddianamede yer aldı.

CHP ve MHP'ye kaset kumpasları dizayn edildiğine de yine iddianamede yer buldu.

 

'Kurumlardaki militanlarıyla anayasal düzeni yok etmeye çalıştılar'

 

İddianamede, "FETÖ terör örgütü de yerli bir örgüt değildir" denilerek, bir "ihanet örgüt" olarak görüldü ve örgütle mücadelenin zorluğunun dini temalarla halk tabanında yer bulmuş olmasından kaynaklandığı kaydedildi. Buna dair ise şu ifadelere yer verildi: "Bütün kurumlara yerleştirdiği militanları vasıtasıyla Anayasal düzeni yok etmeye yönelik çalışmalar yapmıştır. Üniversite, memurluk, askeri okullar, komiserlik sınav sorularını sınav merkezlerine yerleştirdikleri militanlarıyla temin ederek, kendine bağlı örgüt üyeleri kazanmak için kullanmışlardır. Emniyet ve yargıya yerleştirdiği örgüt üyeleri ile ülkenin yargı sistemini tamamen kendisine hizmet eder hale getirmiş, adeta devlet içerisinde paralel bir yargı ve polis teşkilatı kurmuştur."

 

'25 Aralık yolsuzluk değil devlete operasyondur'

 

Takipsizlikle sonuçlanan 25 Aralık soruşturmasına ilişkin olarak ise devlete operasyon yapılmaya istendiğine yer verilerek, "Bu dosyanın hedefinde asla yolsuzluklar olmamıştır. Yolsuzluk takibi yapılsa idi, takibi yapılan ihalelerin nihayetlenmesinin beklenilmesi gerekirdi. Ayrıca cemaate yakın işadamları ve bürokratların ses kayıtları olduğu halde tape haline getirilmeyerek, ya da tape haline getirildiği halde fezleke konusu edilmeyerek gerçek niyetin yolsuzlukları soruşturmak olmadığı ortaya konulmuştur" denildi.

 

'Amaç, TC hükümetini ortadan kaldırmak'

 

İddianamede, "Örgütün hedefi sadece hükümet değildir. Devletin bütünüdür" denilerek, "FETÖ'nün toplumda barışık olduğu hiçbir kesim yoktur. Sadece kendi menfaatleri vardır. Kendi menfaatleri uğruna diğer insanların istikballeriyle, siyasi kariyerleriyle, malvarlıklarıyla, itibarlarıyla hiç çekinmeden oynayabilmektedirler. 17 Aralık soruşturmasında, aralarında irtibat bulunmayan birkaç dosyanın operasyonu birlikte yapılmış, 25 Aralık dosyasının fezleke şekli ve içeriği itibariyle Bakanların çoğunu ve Başbakan'ı gözaltına alacakları açıkça anlaşılmaktadır. Bu şekilde ülkeyi kaos ortamına sürükleyecek ve muhtemel bir iç savaşın manivelası görevini görerek kendilerini kullanan patronlarının istediği şekilde yönetilebilir bir Türkiye teslim edeceklerdi. 'Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs' eyleminin FETÖ/PDY terör örgütü mensuplarınca örgüt liderinden aldıkları talimatla gerçekleştirildiği dosya içerisinde mevcut delillerle açıkça ortaya konulmuştur" ifadeleri kullanıldı.

 

Gülen'e ağırlaştırılmış müebbet ve 52 yıla kadar hapis istendi

 

Kabul edilen iddianamede, örgüt lideri olmakla suçlanan Fethullah Gülen ve yardımcısı olduğu belirtilen Sinan Dursun'un "Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs", "FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünü kurmak ve yönetmek", "Gizli kalması gereken bilgileri, siyasal casusluk maksadıyla elde etmek" suçlarından ağırlaştırılmış müebbet hapsi ve 37 yıl 6 aydan 52 yıl 6 aya kadar hapsi istendi. Örgüt yöneticisi olmakla suçlanan eski Emniyet Müdür Yardımcısı Hamza Tosun, eski İstanbul Mali Şube Müdürü Yakub Saygılı, eski Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdür Yardımcısı Kazım Aksoy ve eski Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdür Yardımcısı Yasin Topçu hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis ve 162,5 yıldan 338 yıla kadar hapis cezası talep edildi. Örgüt üyeliğiyle suçlanan diğer şüphelilerin de 7,5 yıldan 330 yıl 6 aya kadar hapisleri istendi.(diha)