Sabah saatlerinde HDP Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ başkanlığında toplanan HDP Merkez Yürütme Kurulu'na (MYK) ilişkin Parti Sözcüsü Ayhan Bilgen tarafından bilgilendirme toplantısı yapıldı. Halen devam eden toplantının içeriğine ilişkin konuşan Bilgen, gündemdeki gelişmeleri değerlendirdi.
'Hükümet kokteyl ciddiyetsizliğinden vazgeçsin'
Bilgen, Sultanahmet Meydanı'nda dün meydana gelen canlı bombalı saldırısında yaşamını yitirenleri anarak başladığı konuşmasında hükümete yüklenerek, "Bu saldırının son olması umuduyla siyasal iktidarı da artık kokteyl ciddiyetsizliğinden vazgeçmeye ve tehlikenin farkında etkin ve ciddi bir mücadele yürütmeye davet ediyoruz. Diyarbakır'daki saldırıdan gerekli ders alınsaydı yeterli tedbir alınsaydı, Suruç'ta onlarca gencimizi kaybetmezdik. Suruç'ta gerekli ders alınsaydı manipülasyona odaklanmak yerine ilişkiler ortaya çıkarılmaya çalışılsaydı Ankara'da yüzün üzerinde yurttaşımızı kaybetmezdik. Ama hala bu ciddiyetin olmadığını dünkü saldırıdan sonra bir kez daha gördük. Bir taraftan hükümet sözcüsü zafiyet olmadığına dair ifadeler kullanırken tam da açıklama içerisinde zafiyeti teşhir eden cümleler kuruyor. Olay yerinde güvenlik güçlerinin hem de bir kaç dakika önce bazı çalışmalar yaptığını da itiraf ediyor. Ne yazık ki yayın yasakları ve tek taraflı açıklamalar toplumun gerçeği bilemesini engelliyor. Oysa artık dünyada insan güvenliği kavramı güvenlik politikalarının böyle ele alınmasını artık aşmayı gerektiriyor" dedi.
Erdoğan'a tepki
Sultanahmet saldırısının ardından da saldırıya sadece 30 saniyesini ayıran buna rağmen barış isteyen akademisyenlere ilişkin 10 dakikalık bir açıklama yaparak hedef gösteren Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamalarına da sert tepki gösterdi. Bilgen, "Bu olayın yaşanmasının hemen ardından Sayın Cumhurbaşkanı açıklama yaparken, ele geçen bilgiye rağmen bombacının adeta uyruğunu söylememek için çaba sarf ediyor. Bu konuyla ilgili saniyelerle ifade edebileceğimiz bir zaman ayırırken, neredeyse 10 dakika boyunca 'müsvedde' gibi son derece kaba ve hedef gösterici bir yaklaşımla barış isteyen aydınları tehdit ediyor" dedi.
'Müsveddeyi akademisyen kullansa doğrudan tutuklanır'
Bilgen, "müsvedde" tabirinin akademisyenlerden ya da her hangi bir yurttaşın cumhurbaşkanına karşı kullanmasının doğrudan tutuklanma gerekçesi olduğuna işaret ederek, "Ama bir cumhurbaşkanı sırf kapı kulu ulemalığı yapmadığı için ülkedeki yanan ateşe su taşımak için duyarlılığı artırmak için çağrı yapıyorlar diye akademisyenleri hedef gösterebiliyor. Açıklamasında da devletin ekmeği ifadesini kullanıyor. Bu ülkede evine ekmek götürürken bunu en çok hak eden eğitimcilerdir, akademisyenlerdir. Cumhurbaşkanı'nın yazdıklarını bile anlamakta zorlanacağı uluslararası kamuoyunun son derece saygın bulduğu isimler var. Barış mücadelesine çok ciddi katkılar sunmuş muhalif aydınlar var. Ama Sayın Cumhurbaşkanı devletin ekmeğini hatırlatarak, sanki o ekmek onun ulufesi gibi eleştiri yapılmasına tahammülsüzlüğü açıkça beyan eden bir yaklaşımı ortaya koyuyor" diye konuştu.
'Devletin değil milletin meclisi vardır'
Bilgen, İçişleri Bakanı Efkan Ala'nın DBP'li belediyeye yönelik sözlerine de yanıt verdi. Bilgen, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın akademisyenlere ilişkin yaklaşımının Ala için de söz konusu olduğunu ifade ederek, "Belediyeler ile ilgili sarf ettiği sözler içerisinde el koymayı ima eden açıklamalar yapıyor. Seçilmişlerin görevlerinin nasıl biteceği, onların kimler tarafından görevden alınacağı demokrasilerde bellidir. Ama belli olan başka bir şey daha var; o da bunu içine sindirememiş, bir siyaseten tahammülsüzlüğünü yaşıyoruz. Aynı bakan milletvekillerini uyarırken de 'devletin meclisindesiniz' diyor, bizim bildiğimiz milletin meclisi var ve seçilenler de devletin memurları değil. Kendilerini devletin partisi olarak görüyorlarsa ve onlara oy vermiş insanları da devlete yönelik bir itaat içerisinde görmek istiyorlarsa o onların tercihidir. Ama bizim milletvekilimiz halkın temsilcileridir" dedi.
'AİHM kararında topyekûn bir ret yok'
Bilgen, AİHM'den sokağa çıkma yasağına ilişkin verilen karara ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, AİHM kararının topyekûn bir ret gibi kamuoyun taşınması ve sokağa çıkma yasaklarını böylece meşrulaştırma eğilimin tümüyle yanıltıcı olduğunu ifade etti. Bilgen, bunun aksine kararda bir uyarı olduğunu ve yeni bilgi ve başvuruların acil olarak yapılması yönünde bir talep olduğunu kaydetti. Bilgen, bunu Türkiye'deki hukuksuzluğa kılıf yapmak gibi bir yaklaşım olduğuna işaret etti.
Bilgen, kongre hazırlılarının da toplantıda ele alındığını aktardı.
Son olarak Meclis Başkanı İsmail Kahraman'ın Anayasa Uzlaşma Komisyonu'na ilişkin partilerin üye vermeleri için gönderdiği mektup ve HDP'nin komisyona isim verip vermeyeceği yönündeki tartışmalara da değindi. Bilgen, HDP olarak anayasa konusu en çok önemseyen ve toplumun bu konudaki ihtiyaçlarını her fırsatta gündeme getirdiklerini kaydederek, "Biz beklerdik ki Meclis başkanı bir yeni anayasa ihtiyacını bu mektupta vurguladığı kadar ve bugüne kadar yüzlerce değişikliğin bu ihtiyacı karşılamadığına dair ifadeleri kadar yeni anayasayı yapmanın imkanlarının ve koşullarının ne ölçüde olduğuna dair gerçekçi bir değerlendirme yapsın. Biz İskandinavya ülkelerinden birine anayasa yapmayı tartışmıyoruz. Bu ülke için yeni bir anayasa ihtiyacından bahsediyoruz. Bu ülkede bir öğretmen 'çocuklar ölmesin' dediği için linçe maruz kalıyorsa, aynı zamanda soruşturma süreçleri çok hızlı biçimde işletilmeye başlanıyorsa o ülkede daha demokratik bir anayasayı tartışmanın ne kadar anlamlı olduğunu herkesin sorgulaması gerekiyor" dedi.
Anayasa Uzlaşma Komisyonu tartışmaları
Bilgen, komisyona isim verme konusunda parti içindeki tartışmaların sürdüğünü aktardı. Bilgen, şu ifadeleri kullandı: "Bu koşullarda anayasal talepleri tartışmanın bile yargılanma konusu yapıldığı gerçeğiyle Meclis başkanının yüzleşmesi gerektiğini düşünüyoruz. Gerçekçi olmak o işin başarılı olmasını sağlamanın da ilk adımıdır. Bu konuda herkesin hem yapıcı hem umutlu ama aynı zamanda gerçekçi olması gerekiyor. Biz komisyona katılıp katılmayacağımızla ilgili toplumsal kesimlerle devam edeceğiz. Kongre öncesinde bu konuda talebi olan şimdiye kadar çalışmaları bilinen STÖ'ler, anayasa hareketleri ve farklı toplumsal kesimlerle komisyonda yer alıp almamayı birlikte değerlendireceğiz. Birlikte karar vereceğiz. Toplumun beklentileri konusunda bir anlamlı çalışma olduğu yönünde ortak kanaat olduğunda ondan sonra da komisyonda yer alırsak onlarla birlikte onlarla birlikte toplumsal çalışmayı yürüteceğimiz için onların değerlendirmelerini önemsiyoruz. Bu açında da bütün toplumsal kesimlerin anayasa yapım sürecine dair yaklaşımlarını paylaşmalarını, seslerini yükseltmelerini ve bizim de bu konuda nasıl hareket etmemiz gerektiğini konusunda düşüncelerini paylaşmalarını istiyoruz."
'HDP ziyaretinin geri çekmesi kabul edilir değil'
Açıklamasının ardından bir basın mensubunun komisyona katılmakla ilgili HDP'nin Başbakan Ahmet Davutoğlu'ndan çağrı beklediği yönündeki iddiaları yöneltmesi üzerine Bilgen, "Biz kişisel olarak hükümetle görüşme heveslisi falan değiliz. Ama bir girişimde bulunuyor ve girişimi önemsiyorlarsa seçimden sonra hükümet kuran partinin diğer partilerle kurduğu diyalogu önemsiyorlarsa bunu küçük gerekçe ve bahanelerle çifte standartla dönüştürmemeleri gerektiğinin bilinmesini istiyoruz. Partimizi doğrudan hedef alan milletvekillerimizin dokunulmazlığını kaldırmakla tehdit eden yaklaşımlarla, partimizin bütün etkinliklerinin engellendiği bir ortamda kurulan bir diyalogun ne kadar samimi olduğunu sorgulaması gereken taraf biziz. Bizim bu konuda ret edici bir tavır takınmamızın yaşandığımız durum dolayısıyla anlaşılabilir bir ortamda farklı bahaneler gerekçe gösterilerek, ülkede herkesi ilgilendiren bir konuda partimizle görüşme talebini geri çekmenin bizim açımızdan kabul edilir bir tarafı yok" diye konuştu.
Başbakan'ın Diyarbakır ziyareti
Başbakan Davutoğlu'nun önümüzdeki hafta Diyarbakır'a gerçekleştireceği ziyarette DTK ya da belediye üzerinden bir görüşme ihtimali üzerine ilişkin değerlendirmesinin sorulması üzerine de Bilgen, böylesi bir talebin henüz gelmediğini aktardı. Bilgen, "Hükümet yetkililerinin orada ne yaşandığını doğrudan dinleyebilecekleri her girişimi önemsiyoruz. Hala Başbakan sivillerin ölmediğini iddia edecek kadar oradaki can yakıcı gerçeklikten uzak duruyor. Halen bu eksende değerlendirmeler yapabiliyor. Dolayısıyla bu ziyarette kiminle görüşür, kimden bilgi almayı doğru bulur o tabi ki onun tercihidir. Ankara'dan hamaset yapmaktan, yerinde yüzleşerek hakikati anlamak çok daha önemli olacaktır" dedi.
(diha)


