Hükümetin 7 Haziran sonrasında hayata geçirdiği savaş konsepti ile Kürdistan kentlerinde iç savaş manzaraları yaşanırken, onlarca kişi devlet güçlerinin katliamıyla yaşamını yitirdi. Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı Selma Irmak, Kürdistan'da bir işgal yaşandığını ve buna karşı direniş sergilendiğini ifade ederek, "Sur'da 48 gündür direnen halk var.  Aynı şekilde Cizre ve Silopi'de bir direniş yaşanıyor. Bütün baskılara rağmen şiddeti bu kadar yükseltilmiş savaşa rağmen bölgeye sürekli yapılan sevkiyata rağmen bu halkın direnişi ve iradesi kırılamamıştır" dedi.

 

'Türkiye o ilçelerde yenik düşmüştür'

 

Irmak, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan yine Başbakan Ahmet Davutoğlu başta olmak üzere hükümet yetkililerinin operasyonlara ilişkin yaptıkları açıklamaları anımsatarak, "Sözüm ona 'sivil halkın zarar görmemesi için' uzun sürdüğünü ifade ediyorlar.   Yoksa kaç gün içerisinde hal edilebilir bir operasyonmuş! Aslında bunlar çok açık şekilde bir itiraftır.  Kürt halkının Sur, Cizre ve Silopi'deki halkımızın görkemli direnişi karşısında Türkiye cumhuriyetinin ordusu, askeri, özel kuvvetleri yenik düşmüştür. O mahallere girememiştir. Bundan sonra girmesi de mümkün değildir" ifadelerini kullandı.

 

Kürdistan'ın Guernicası…

 

Devletin direnişin olduğu mahallelere girişinin sadece bir şekilde mümkün olacağına işaret eden Irmak, devletin ancak topyekûn bir bombardımanla o mahallelere girebileceğini ifade ederek, şunları söyledi: "Yoksa oraya girmesi mümkün olmayacaktır. Ancak şunu da ifade etmekte fayda var; tek başına Sur'da Cizre ve Silopi'de hendekler arkasındaki direniş bu direnişi güçlendirmeye yetmiyor, bu ablukayı ve ölüm saldırılarını engellemeye yetmiyor. Bu nedenle ülkenin dört bir yanında direnişe takviye olması gerekiyor. Diktatöryal bir rejimin devrilmesine dönük bir yönelim, mücadele var bu yüzden buna katılım sağlanmalıdır."

 

'Durmak ölümdür'

 

Devrim çizgisi ile bu devrimi ezmek isteyen faşist bir çizgi arasında amansız bir savaş yaşandığını belirten Irmak, "Durmak bizi öldürecektir, susmak bizi öldürecektir. Tereddüde girmek bizi öldürecektir. O yüzden bizim yaşamı örgütleyebilmek için büyük bir inanç ve kararlılıkla yürümek zorundayız" diye konuştu.  Irmak şöyle devam etti:  "Bizler dilimizde tüy biterek sürecin bu çıkmazdan, bu handikaptan çıkarılması gerektiğini ifade ettik.  Bu sorun demokratik alanlarda siyasi zeminlerde pek ala çözülecek bir sorundur. DTK'nin deklarasyonu bunun için çok büyük bir fırsat ve imkân yaratıyor. Ancak bunu da hükümet tarafından elinin tersiyle itildiğini görüyoruz.  Bu yolların tıkandığı yerde savaşın şiddetlenerek ve dozajının yönteminin değişerek devam etmesi mümkündür.  Bende kaygıyla söylemek isterim ki bizi daha zor günler bekliyor olabilir. Hala geç değil hala bu işin dönüşümü mümkün."

 

'Son virajdayız…'

 

Irmak, bahara bir barış atmosferi ile girilmesinin bu kadar yıkıntıya bu kadar bedele rağmen halen mümkün olduğunu dile getirdi. Ancak "son virajdayız" uyarısında bulunan Irmak,  "Bu viraj aşılırsa kimse olabilecekleri tahmin edemez. Çünkü bu savaşın şekli değişti. Artık 30 yıldır devam eden bir savaşa benzemez.  Daha farklı bir boyut kazanacaktır.  Savaşın niteliği değişti artık, savaş dağdan şehre indi" diye kaydetti.

 

'Ülkeyi tiranlardan kurtarmaya ramak kalmıştır'

 

Kimsenin umutsuzluluğa kapılmaması gerektiğini belirten Irmak, "Çok çetin günler geçiriyoruz, zor zamanlar geçiyoruz. Kayıplarımız olacak, belki ağır bedeller de ödeyeceğimiz günler de bekliyor bizleri ama biz o kadar avantajlı bir süreçteyiz ki kazanmaya ramak kalmıştır. Ülkeyi sultanlardan tiranlardan kurtarmaya çok az kalmıştır. Ancak bu kolay olmayacaktır. Bunun için topyekûn bir direniş hattını oluşturulması gerekmektedir."  Kürdistan'da yaşanılanları Kobanê ile benzeştiren Irmak, Kobanê'de DAİŞ'in yenilgisi gibi AKP'nin de bu savaşta yenileceğini ifade etti.

 

(kaynak.diha)