ABD ve Rusya, Suriye'de DAİŞ ve El Kaide uzantılı El Nusra çetelerini dışında bırakan bir ateşkes üzerinde anlaştıklarını açıkladı. 27 Şubat'ta devreye gireceği açıklanan ateşkesle Suriye'deki iç savaşı sonlandıracak Cenevre görüşmelerine yeniden dönülmesi hesaplanıyor. Böylelikle BAAS Rejimi ile Riyad'ta bir araya getirilen sözde ılımlı muhalefetten oluşan yüksek konsey, çözümü masaya yatıracak ve demokratik seçimin yolu açılacak!

 

Ateşkes zor hesap

 

Bu hesapların tutmayacağı, Almanya'nın Münih kentinde yapılan toplantıda alınan ateşkes kararının geçersiz kılınmasından öngörülebilir. Münih toplantısının hemen ardından Halep'in kuzeyinde rejim Nubul ve Zehra kasabalarını alarak, kendisine göre çeteleri sıkıştırmış, yine Demokratik Suriye Güçleri (QSD) Minih kasabası ve askeri havaalanı ile Til Rifat'ı El Nusra, Ehrar El Şam ve Sultan Murat Tugayı öncülüklü çetelerden alarak, Türkiye'nin Halep çeteleri ile bağlantısını kesmişti.

 

Kim terörist?

 

Sahaya bu gerçeklikle bakıldığında ilk başta "kimin terörist" olduğu olgusunun değiştiğiydi. ABD, Rusya anlaşmasında ismi geçen iki terör grubunun haricindeki ve Türkiye, Suudi Arabistan ve Katar destekli cihatçı grupların terörist sayılmaması antlaşmanın temel açmazı. Çünkü cihatçı Ehrar El Şam, Sultan Murat ve Fatih Sultan Mehmet Tugayları, Şam Cephesi, İslam Ordusu, Cund-ul Aksa ve irili ufaklı çok fazla sayıda çeteci grup, antlaşmada tanımlanmamış. Bu söz konusu çeteler, hem rejim, hem Rusya ve hem de QSD için Suriye halklarına yaptıkları katliamlar biliniyor ve bu çetelerle savaş devam ediyor. İkinci açmaz, DAİŞ çetesi farklı bir noktaya oturtulsa da Cund-ul Aksa'nın DAİŞ'in, Ehrar El Şam, Sultan Murat, İslam Ordusu, Şam Cephesi ve diğer grupların El Nusra'nın birer birliği konumunda oldukları sahanın gerçekliği olarak duruyor. 

 

Rusya-ABD hesapları

 

Bu çerçevede bakılırsa Rusya ve ABD'nin çıkarlarını sağlama almak için, antlaşmayı bir hamle olarak değerlendirilebilir. Rusya, El Nusra ve artıklarından temizleyeceği İdlip kenti ile Halep ve kuzeyinde rejim eliyle hakimiyet sağlamaya çalışıyor. Rejim de, alan kazanmak ve elinden yitip gidenlerden kurtarabildiğini kurtarmak istiyor. ABD ise, Güney Kürdistan sınırından Akdeniz'e kadar oluşturmak istediği koridorda "en temel müttefik" olarak QSD'yi esas alsa da yok edemeyeceği Rusya ile İdlip üzerinden denize açılmak istiyor. Demokratik Özerk Kanton yönetimleri ve Demokratik Suriye Meclisi ise, demokratik bir Suriye için öncelikle Şehba (Cerablus, Bab, Minbic, Ezaz) bölgesinden çeteleri arındırmak ve halklar mozaiği olan bu bölge üzerinden demokratik Suriye projesini hayata geçirmek istiyor.

 

En önemli aktör QSD

 

Bu hesapların içinde güçlü yer kapmak isteyen rejim, Halep'in kuzeyini sağlama almaya çalışırken, YPG/YPJ güçleri ile ortak yönettiği Halep'in kuzey mahallesi Eşrefiye'deki hesapları tutmadı. Kentin ortasındaki Şêxmaqsud'ta bulunan YPG/YPJ güçlerine saldıran çetelerin rejimden bağımsız olmadıkları söyleniyor. Rejim açıktan saldıramadığı Kürt bölgelerini daraltmak için bir taraftan savaştığı çetelere destek sunmayı ihmal etmediği belirtiliyor. Ancak her türlü politik senaryoya hazırlıklı olan YPG/YPJ güçlerinin, bölgeyi güvenli hale getirmek için Eşrafiye'nin de hemen hemen tamamında denetim sağladığı ifade ediliyor. Rejimin kuzeyde ilerlemesinin önüne de set çeken QSD güçlerinin önümüzdeki günlerde Şehba'dan DAİŞ çetelerini söküp atacağı kaydediliyor.

 

Türkiye için tek yol Kürtler

 

Bu uluslararası hesaplar içinde kendi "Stratejik derinliğini" Halep'te yitiren Türkiye ise, sonuç alamayacağı Ezaz üzerinden çetelere desteği ve Efrîn bölgesi köyleri bombalamayı sürdürüyor. 1516 yılındaki Mercidabık Savaşı'nın sonucunu göre Halep'te ve Efrîn-Ezaz arasındaki Dabık bölgesinde hak iddia ederek, Suriye hesaplarına nefes borusu açmak isteyen Türkiye'nin soluksuz kaldığı belirtiliyor. Ancak Türkiye'nin Suriye ve Rojava'da soluk alabilmesinin tek yolu, kantonları resmen tanıyarak, Kürtleri ittifak olarak görmesinden geçer. Yoksa Ezaz Kapısı'nı tükenmiş Asifet Şimal çeteleri üzerinden, şimdi de Şam cephesi üzerinden "ılımlı muhalefete" açılan kapı olarak gösterme çabasının uluslararası siyasette anlamsız kaldığı belirtiliyor.

 

(diha)