Türk Tabipler Birliği (TTB) Suriye iç savaşı nedeniyle yaşanan göçler ve Türkiye'ye yansımalarına ilişkin "Savaş, Göç ve Sağlık" adlı kapsamlı bir rapor hazırladı. Savaştan kaçan göçmenlerin kamplarda ne tür sağlık sorunları yaşadıklarından, bu hizmetlere ulaşamamalarındaki engellere kadar birçok noktada bilgi derleyen TTB raporunda, savaşın olumsuz sonuçlarını çarpıcı bir şekilde açığa çıkıyor. Raporda mültecilerin yaşadığı temel sorun için getirilen temel çözüm önerisinin, emperyalizm ile mücadele olması gerektiği vurgusu yapıldı.
'Kamplarda hekim sayısı yetersiz'
TTB, mültecilere yönelik kurulan kampları Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) ve yerel belediye kampları olarak ikiye ayrıldığı bilgisini paylaşarak, AFAD kampları arasında en kalabalık kampın 29 bin 418 kişinin yaşadığı Akçakale Süleyman Şah Konaklama Tesisi olduğunu bildirdi. Raporda, sağlık hizmetlerinin yetersizliğine vurgu yapılarak, pratisyen hekimlerinin çok sık rotasyon yapmalarından kaynaklı olarak sağlık çalışmalarından sonuç alınmadığı belirtildi. Sadece Akçakale Süleyman Şah Konaklama Tesisi'ne günlük olarak acil polikliniğe 350-400, aile hekimliği polikliniğine 150-200, dâhiliye polikliniğine 150-200, çocuk sağlığı ve hastalıkları polikliniğine ise 150-200 kişinin başvurduğunu ve başvurulara cevap olacak hekim sayısının yetersiz olduğu kaydedildi.
'İçme suyuna ulaşım ciddi derecede sorun'
Kamplarda çok ciddi çevre sorunlarının olduğu bilgisine de yer verilen raporda özellikle temiz içme suyuna erişimde ciddi sıkıntıların yaşandığı belirtildi. AFAD kamplarında yaşayan Suriyeli sığınmacıların yüzde 27'sinin içme suyuna zor ulaştığı belirtilirken, sabun, bebek bezi, kadın hijyenik malzemeler ve diğer temel malzemelere de ulaşımın zorluklarına işaret edildi.
'Kamp nüfusları ilçe nüfuslarına yaklaştı'
Raporda, şunlara yer verildi: "Suriye'de savaşın başlamasının ve sınırdan yoğun sığınmacı geçişinin hemen ardından Hatay ve ilçelerindeki kamplarda TTB heyetinin yaptığı incelemeye göre bazı ilçelerde kurulan çadır kentlerin nüfusu ilçe nüfusuna yaklaşmakta hatta aşmaktadır. Bu durum başta su kaynakları olmak üzere kapasitenin üzerinde bir gereksinim doğurmuştur."
'Kamplarda günde 128 doğum yaşanıyor'
Savaştan en fazla ve olumsuz şekilde kadınların etkilendiğine yer verilen raporda, Türkiye'de özellikle Suriyeli kadın mülteci sayısının tam olarak tespit edilemediği belirtildi. TTB raporunda, sadece 2015 yılında günlük 128, toplamda ise 70 bin 728 doğum bilgisinin kaydedilebildiği belirtildi. "Doğumların nasıl, nerede olduğu ile ilgili ayrıntılı bir bilgi bulunmamaktadır" denilen raporda, Türkiye'deki 2 milyon 154 bin 826 Suriyeliden 538 bin 707'sinin üreme çağındaki Suriyeli kadından oluştuğuna işaret edildi. Raporda bu kadınların 34 bin 320'sinin ise gebelik durumunda olduğuna işaret edildi.
'Êzidîler Müslüman ülkelerde yaşamak istemiyorlar'
Raporda, "Özel gereksinimi olan bir grup olarak Êzidîler" başlığı ile ayrıca özel olarak incelenen Êzidîler'in problemlerinin ise daha yaşamsal olduğuna vurgu yapıldı. Rapora göre, Êzidîlerin Müslüman bir ülkede yaşamayı düşünmedikleri, bir Avrupa ülkesine gitmek istedikleri belirtildi. Boş evlere yerleştirilen bazı Êzidîlerin Müslüman nüfus içerisinde kendilerini güvende hissetmedikleri için kamplara taşınmak istediklerine de değinildi. Raporda Êzidî sığınmacı nüfusunun yüzde 55'inin 17 yaşın altındaki çocuklardan oluştuğu, nüfusun yüzde 52'sini ise kadınların oluşturduğu bilgisi verildi.
'Kürdistan'daki belediyeler BM ve Türkiye'nin açığını kapattı'
Raporda, belediyelerin oluşturdukları kamplarda benzer sorunlar olmasına rağmen AFAD kamplarına göre daha iyi durumda olduğu vurgusu yapıldı. Uluslararası kuruluşların ve devlet kurumlarının yetersiz olduğu vurgusu yapılan raporda, şunlara yer verildi: "Türkiye'de AFAD bünyesinde toplanan olağandışı durumlarda acil yanıt hizmetleri organizasyonu, Birleşmiş Milletler(BM) ve BM Mülteciler Yüksek Komiserliği gibi uluslar arası kuruluşlar, savaşın ve sığınmacı göçünün sürdüğü dört yıl boyunca kamp kurulumundan ilaç teminine dek gecikmeli adımlar atmıştır. Bu durum, sığınmacı geçişlerin yoğun olduğu Güneydoğu sınırındaki belediyeleri, inisiyatif geliştirerek BM, UNICEF gibi uluslar arası kuruluşlar, Kızılay ve AFAD'ın görevini üstlenmeye yöneltmiştir."
'Kamplarda yaşamanın en temel nedeni, yoksulluk ve kimliksizlik'
Raporda, mültecilerin kamplara "yoksulluk ve kendilerine kimlik verilmemesinden" dolayı mahkum edildiğini belirtilerek, "Hem kamplardaki yaşam alanlarının ve hizmet olanaklarının sınırlılığı, hem de kamplardan yaşam alanlarının ve hizmet olanaklarının sınırlılığı, hem de kamplardan yerleşik düzene geçiş konusunda devlet ya da uluslar arası kuruluşlardan destek alamamak, sığınmacıların kamp dışı hayata geçip insanca bir yaşam sürdürebilecek üretkenliğe kavuşmaları önündeki en temel sorunlardır" şeklindeki değerlendirmelere yer verildi.
'Suriye savaşı bir an önce bitirilmelidir'
Raporda sonsöz olarak ise, Suriye'de yaşanan savaşın bir an önce bitirilmesi gerektiği vurgusu yapılarak, olası hukuk dışı olayların önüne geçilmesinin önemli olduğu belirtildi. Raporda, şunlara yer verildi: "Avrupa Birliği ve Türkiye arasında yapılan görüşmeler değerlendirildiğinde, Suriyelilerin önemli bir kısmının ülkemizde uzun süre kalacakları anlaşılmaktadır. Türkiye'de yakın zamanda çıkartılan ve Suriyelilere tanınan çalışma hakkı ile ilgili mevzuat da bu gerçekliğin çalışma hayatına yansımasıdır. Bu gelişme olumlu olmakla birlikte, istendiğinde vatandaşlık hakkı dâhil, tüm insani haklardan yararlandırılmaları yönünde geliştirilmelidir."
diha)

