Siyasal iktidarların bağımlı bir mesnevi durumuna getirilen dünyayı algılama sürecinin ilk aşaması medya toplumları değiştirmeye iten sosyal siyasal gelişimleri belirleyen bir aygıttır.

Ana akım medyaya ait ne varsa tüm kavramların içeriğini boşaltmış durumundadır.

 Özlükler vicdanı insanı kendi davranışları hakkında bir yargıda bulunmaya iten yeti diye tanım ılıyor.

Genel anlamda ise vicdan komu da kolektivisteyim barındıran bir davranıştır. Sivil itaatsizlik vicdanla iç içe geçer ama ‘iç sesinden ’beslenir.

Toplumsal bütünlük bireyin kendi evreni ilk ilişki karması benliği ile ilişki kurması kendi benliğini harekete geçirme bireyi toplum arasında vicdanı muhakeme bir yargılama sürecidir.

Tüm vicdani kararların belirleyici unsuru insanın kendi benliğiyle olan ilgisidir.

Çağımızda kapitalist, modernime işitsel, görsel basının tümünü kapsayan iletişim araçlarını ele geçirmiş günümüz koşularında medya eşittir sermaye iktidar ve devlet birlikteliğini 0luşturan hegomanik bir yer ve yozlaştırma aracı oluşturmuştur.

Bireyi nesneleştiren ve psikolojikteki analitik bir tek düze yaşama mahkûm etmiştir.

Toplumları ve bireyleri bu nedenlidirler. Kapitalizm ve onun sınırsız küresel tüketim toplumu yaratma sürecini ana akım medyayla gerçekleştiriyor.

Toplumun tüm hücrelerini modernizenin taşımayla görevli başta adalet ve vicdan sömürüsünü gerçekleştirmektedir.

Ülkemizde medya, devletten, iktidardan ve sermayeden gerçekten hiçbir zaman bağımsız olmadı kendisini okuyucularına karşı sorumlu hissetmeli devlete ve güç odaklama karşı sorumlu hissetti medya mevcut haliyle hiçbir zaman toplumun sesi olmadı.

Vicdanı asla iktidarca sistem ve onun biricik gücü başta din, vatan, millet ,hassasiyetini kullanarak toplumu kontrol etmeye çalışıyor.

Bugün spekülasyonlarla toplumu kategorilere ayırarak her türlü yalan ve manigületüf gücüyle kiltleleri etkilemeye çalışır.

Devletçi zihniyet topluma tek tipleştirme girişimleri ideolojik ,ekonomik ,ahlaki politik esaslara göre olayları bilgileri gerçek dışı veriyor.

Medya ve sermaye tekelleri iç içedir.

İktidarın görüş ve propagandasını yapmak için medya ve sermaye iç içedir.Yapmak için medya gruplarının çoğu birbiri ile rekabet içindedir.

Tek ulus devlet ideolojisine bürünen yeşil sermaye medyası en başta kadın bedeni ve parayı bütün değerleri önüne koyarak milli duygular ayaklandırarak vatanı bölünmez bütünlüğünü bahane ederek elindeki bütün baskı araçlarını kullanarak kendi ürettiği vicdanı topluma dayatır. Egemen ideolojinin kültürel toplumsal değer ölçülerine uymayan toplumun varlığından rahatsız olduğu yada dışladığı nefret söylemi ile insanı hemen kendi değerlerine hem de topluma yabancılaştıran insanların vicdanların ölüm çığlığı atan bir topluma dönüştüğümüzü gösteriyor.

Medya vidanı nasıl bilir,her türlü şiddet ve sokakta dayak, yaralama, ölüm, tecavüz, aşağılama ,işsizlik, çocukların peşini bırakmayan polis şiddeti var.

En belirgin örnek 35 yıldır bu ülkede sürdürülen kirli bir savaş var.

Binlerce faili meçhul var zindanlar, köy boşaltmalar ,egemen medyanın her defasında yıllardır pişkince o defa temcit pilavı gibi tekrar tekrar ısıtıp sunulan haberlerle kamu oyu adı altında vicdanları yereleyen medya bir yandan susturulmaya çalışılan muhalif özgür basın geleneğinde ısrar eden bir bir zorluklar varlığını ve toplumu doğru bilgilendirme mücadelesi içinde olanlarala diğer taraftan ise iktidaraların ve devletin siyasal ve politik söylemleri ile görülünen psikolojik savaşı bizzat yürüten medya örneğin yıllardır ülkemizde bu tür haberler yapıldı.

’Terörist’in öldürülmesini ve hatta inanılmaz şiddet fantezileri öğreten birey bir kuşun kanadın kırılmasına duyarlı olabilir yada evsizlere üzülüp onların durumunun derinden hissedebilir.

Diğer bir konu ise kırk yıldır devam eden bir savaş var ve bu savaşı bitirmeye yönelik başlatılan bir süreç var.

Geleneksel egemen medya üslubunda halen savaş sürecini söylemler siyasal iktidarın dilinde kurtulmuş değildir.

Ana akım medya cinsi iktidarı ile varlığını korumaktadır.

Bin yıldır sürdürülen tehekümünün sömürücü gücü kamu oyu adı altında toplumu denetlemeyen çalışmaktadır.İlkeci,cinsiyetçi,ektik,ayrımcı,dini,milliyetçi sistemi verili düzenini korumaktadır.Oysa vicdanlı olmanın karşılığı başkalarının haklarını gözetmek ve merhametli olmak diye bilinir fakat bunu ana akım medyada bulunmak çok zor medya bazen kendini devletin mahkemelerinin yerine polis ordunun yerine koyar yargılar ve infazını gerçekleştirir bütün bunları yaparken kamu yararı yada milli çıkarlar gerekçe gösterilir toplumun en göz alıcı sorunu kadın katliamları ve bedeni üzerinde cinsiyetçi hiçleştiren cinsiyet ayrımcılığını geçiştirilen haberler,görüntüler her gün gazete ve TV’ ler de iyi bir haber sunulan doğa katliamları her tür ekolojik katliama karşı sessiz kalmayı yeğleyen bir medya kapitalist sermaye ile bütünleşmiş durumdadır.

Toplumun özlemini yerine nefreti yerine yozlaştırmayı dayatan bir sömürü aygıtına dönüşmüştür.

Kartel medyası bu anlamda kendine ‘dördüncü kuvvet’ iddalarını toplumlar nezni

Saldırı sürüsüne insani toplumla anlamla ısrarı hep sürecektir.

Nezdinde tüm inandırıcılığını yitirmiş durumdadır.  Günümüz tüketim kitle yayınları sınırsız Mengületif özelikleriyle kamu oyu altında her türlü dağıtıyor dolayısıyla  bağımsız bir dördüncü kuvvet olmaktan çıkmış  iletilen ve sermayenin  aygıtına dönüşmüştür.

Vicdan insanı sorgulamaktır. Vicdanı dili rengi yoktur evrenseldir insan olmayan cok yaklaştığımız nadir egemen medya hiçbir yaman vicdanları olmaya değil vicdanları inciten yalanları yanlışları tipikleştirmenin koşulsuz hâkimiyetinden başka bir şey değildir.

Yazar.Ayten Avdan