ALANYA’YA MECBURİ TATİL
Misbah Hicri

ALANYA’YA MECBURİ TATİL

Bu içerik 100 kez okundu.
Üç aydan beri Alanya’dayım. Sanmayın üç ay tatil yapacak biriyim. Yaşamın gereği risk altında olduğumdan dolayı bir nevi terki sıla ettim. Çünkü Urfa’da siteden dışarı adım atamıyorduk.  Bir gece sabaha doğru arabama atlayıp yola çıktım. 
Tabi bu bu kadar kolay olmadı. Yaşım altmış beş üstü olduğu için, izinsiz çıkılmıyordu. Bizim gibi yaşlılara izin çıktığını duyunca 122 nolu telefonu aradım. Bana izin Trabzon valiliğinden çıktı. Urfa nire, Trabzon nire…
72 saatlik yol hakkı mesajı gelince artık bir mecburiyetin yol çatısındaydık.  Virüs korkusundan yolda kimseyle muhatap olmama adına nevalemizi önceden hazırladık. Sadece özel durumlar için bir iki sakin yerde durakladık. Size uğrarız dediğim arkadaşları baypas ettik.
Kendi özel otumuzla on iki saatlik bir yolculuktan sonra Alanya’ya kalacağımız eve vardık. Sanmayın bütçem burada izin yapmaya müsait. Oğlum burada Alaattin Keykubat Üniversitesinde öğrenci. Kendine tuttuğu evde bizde misafir olduk. 
Burada kaldığım sürede iki kez muayene ve tedavi için Akdeniz üniversitesi hastanesine gittim. Sağlığım şimdilik çok iyiyi, yarın ne olacağını Xudayê azim şan bilir. 
Kaldığım sitenin önünde bir çocuk parkı, büyüklerin sportif hareket yapacakları aletler ve bir tenis kortu bulunmaktadır. Bu tenis kortunda kimi zaman basketbol oynandığı gibi bazen ayak topuda oyunların kaçınılmazıdır. 
Alanya’nın hava durumuna gelince; insanlar sokaklarda yarı çıplak geziyorlarsa sıcak ve nem oranın ne kadar yüksek olduğunu anlamışsınızdır. Sıcaklık 33O ise de nem oranı bazı günler yetmiş beşi bulmaktadır. Korona için çok sakin bir çevre. İnsanlar önlemler karşısında duyarlı…  Kaldığımız süre zarfında bazı turistik ve tabiat varlıklarını gezdik bunlardan “Dim Çayı” görülmeye değer bir yer. Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı medeniyetlerine ev sahipliği yaptığı  Alanya kalesini özellikle akşamları oturup denizi izlerken, yıldızların yeryüzüne inmiş halindeki Alanyalı seyretmek bir ayrıcalık. 
Alanya’da çeşitli meyve türleri var. Pazarlarına uğrayıp aralarında ejder meyvesi, avakado, hunnap, hint ayvası, mango, pitaya, kaktüs inciri ve ismini bilmediğimiz birçok egzotik meyve ve sebzeyi alabilirsiniz. Bazıları damak tadımıza uygun olmadığı için almadık.Muz, hunnap, avakadoyu bolbol yedim.
Parkın temizliğine gelince; her gün olmasa da iki günde bir hijyenik bir temizlik ve aletler kontrol edilmektedir. Parkın iki tuvaleti var. Tuvaletin bakımını yapan bayanın temizlik koşullarını ifa ettiğini görüyorum. Tenis kortunu genelde sabahları kullanırlar. Akşamları genelde top oynanır. Top oynamak isteyenler parkın ışıklarını yakar. Oyunları bitince söndürüp giderler.
Bu turistik beldenin bir özelliği, ilçe belediyesi için de bir mahalle belediyesi var. Kaymakam bir tane ama belediyecilikte en hizmeti versin diye mahalle belediyeciği oluşturulmuş. 
Sitemizle deniz arasında bir otoyol bulunmaktadır. Bu sitemizin denize sıfır anlamına gelmektedir. Karayolun altından bir alt geçitle denize varıyoruz. Sitemizin bahçesi ve ön tarafı palmiye ağaçları ile çevrilir. Yoldan geçen egzozu patlak motosikletler ve o kocaman tır ve kamyonlar gürültüleri olmasa sakin bir çevre. Çok apartmanlı bir köy gibi… 
Sitemizin önünde yine bir restoran var tek katlı olması sitemizin boylu boyunca denizi görme anlamına gelmektedir. Tabi bu et-balık restoran kapalı. Kapalı demişken burada otellerin tamamına yakını kapalı… Antalya’ya gidip gelirken en çok otel yoğunluğunun bulunduğu Manavgat’ın otelleri tabiri yerinde ise “kilit çekmiş.” Bu yıl turizm diye bir şey yok. Bu yıl değil; ama gelecek yıl için umutludurlar. 
Denize yakınlığımızdan dolayı her sabah denizin serili bir atlas gibi seyrederim. Üzerinde gezinen tekneler gözlerimize ayrı bir ahenk katmaktadırlar.  Ancak geceleri sabaha kadar denizin hırçın dalgalarını dinliyoruz. Bir hışımla gelir çarptığı kayalıklar arasında susarak çekilir. Bazen varlığını bize kanıtlarken bazen ne kadar zalim ve gaddar olduğunu ve nice insanı yuttuğunu gururla seslenerek çıldırır adeta... 
Sitemiz çevresiyle çok sakin. Etrafında beş altı katlı binalar var ama tamamına yakını boş. Her binada üç beş dairede ancak birilerini bulursun. Onlarda hafta sonu fırsat bulup tatile gelen ailelerdir. Sitemizin çevresinde çoğunlukla Ruslar ikamet etmektedirler. Bunlar öteden beri buraya yerleşmiş olanlardır. Bunların ikametgâhları burada… Yeni gelen kimse yok. Bizim gittiğimiz plajda denize gelenlerin sayısı elliyi anca bulur. Gün doğumuyla çocuk genç yaşlı denize koştururlar. Sanki denizi birileri ellerinden alacak gibi…Güneş, su ve kum onların en büyük arzuları… 
Biraz denize gidenlerden bahsedeyim. Genelde burada ikamet edenler ve denize gidenler Ruslardır. Özellikle güneşe hasret Ruslar güneşi adeta içercesine çekercesine sere serpe kendilerini güneşe vermektedirler. Evden çıplak, bikini ile çıkar öyle denize giderler. Malumunuz Rusya’nın üç ay yazı var, o da bir bahar mevsimi gibidir. Onun için bunlar ellerinden gelse güneşi sinelerine saklayıp Rusya’ya götürürler. 
Denize herkes istediği giyinme şekliyle girmekte. Haşeme ile girenler, kendi özel kıyafetleri ile girenler. Zaten bikini denize has özel kıyafet… Çıplak dedikse de peştamal ile plaja kadar giden erkekler,  üzerine abiye türü geniş bir şeyler giyip bedenlerini koruyan bayanlar da var.  
Evimizin hemen önünde sabahın erinden yürüyüş yapan bayan, erkek gençler görürüz. Bisikletle gidenler, koşuşturanlar hepsinin gayesi sağlıklı kalma çabasıdır. Bende bu yürüyüşlerden kendimi nasiplendiriyorum. 
Rusça bilmediğimiz için sosyal ilişkiler maalesef sıfır. Ancak bu Rusların en güzel huyu site içinde ve önünde gördükleri herkese “selam, günaydın, merhaba” söylemlerini eksiltmiyorlar. Anlamlarını bilip bilmediğini bilmiyorum. Ama öğrenmişler. Aklıma ne geldi bilir misiniz? Bir arkadaş oturduğu apartmanda selam bir yana kimseyi tanımadığını söylemesi etik değerlerin nasıl alaşağı olduğunu görüyoruz. 
Rus kızları sarışın mavi-çakır gözlü hepsi filinta gibi… Erkekleri ve yaşı kırkın üstünde olanlar tabiri mi hoş görün hepsi sığır gibi. İri yarı kaya parçası da dersek yerinde bir söylem. Bazen spor yapan yaşlı dediğim yetmişin üzerinde,  Rus erkek ve kadınlarına rastlıyorum, pürsünmüş vücutları ile kurumuş bir ağacı andırsalar da fazlasıyla hareketlidirler. Azimle sporlarını sürdürmektedirler.
Elbette üç aylık bir sürü iki sayfaya az gelir. Kısa ve öz olarak bir şeyler paylaşmak istedim. Kalın sağlıcakla…
 
 
   
  
 
 
 
DİĞER YAZILAR
Yorum Yap
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
KONDA Genel Müdürü: Erken seçim 2022’de olabilir
KONDA Genel Müdürü: Erken seçim 2022’de olabilir
İbo Show'un başlayacağı tarih netleşti
İbo Show'un başlayacağı tarih netleşti