Hayatın en zor yazısı, bir dostun ardından yazılanlar olsa gerek.Bu sabah öğrendim Misbah hocanın vefatını. Hicri hocayı tanıdığım günler filim gibi geldi aklıma. Hele kitap çalışmalarında en büyük destekçimdi. Seçtiğim konuları evvela onunla tartışır, analiz ederdik. Urfa tarihinin girdisi- çıktısının tanığı idi. Duyduğum yâda araştırdığım konuları ondan öğrenirdim. Ömrünü Urfa’da tüketmiş olan bir sürü Urfalı tanıdıklarımda var. Bazen araştırmalarımı onlarla da paylaşıyorum ama bilinen ezber bilgilerle karşılaşıyorum. Samimi doyurucu cevap alamıyorum. İşte Hicri hocanın farkı buradaydı. Urfa tarihine vakıftı. Bilmediğini de mutlaka öğrenirdi. Çok mütevazi bir kişiliği vardı.
            On günde bir mutlaka bürosuna gider, çay eşliğinde sohbet ederdik. Urfa İş hanında bulunan Bürosuna tüm dostlarını burada ağırlardı. Kendisi de bu çay sohbetlerinden büyük bir keyif alırdı. Misbah Hoca Urfa için bir deryaydı. Sohbeti benim içinde bağımlılık yapmıştı. Urfa ile ilgili bilmediklerimi not alır, sohbetlerde bu notları paylaşır görüşünü alırdım. Şahsen bu görüşlerden çok faydalandığımı belirteyim. Hicri hoca ile tanışmamız Taa 1990’lı yıllara gider. Meğer o tarihte babamla tanışmış, dostluklarını Dörtyol kahvesinde pekiştirmişler.


           Misbah hoca 1987-90 yıllarında Şerif özden veya Turan ilkokulunda öğretmenlik yaparken, Bey kapısında Babamın manav işleten dükkânı vardı. Babam müşteri olmadığı zamanlarda gazetesini okuyordu. Misbah Hocada okul çıkışında eve giderken yol üstünde bulunan manavdan sebze, meyve alıp öyle eve gidiyordu. Misbah hoca dükkânın önünde geçtiğinde selam vermek ister ama babam gazete okumakla meşgul olduğundan görmez. Bazen dükkâna girince babam elindeki gazeteyi bırakır müşteri ile ilgilenmeye başlar. Bu durum Misbah hocanın hoşuna gitmişti, “amca ver bi gözde ben atayım” der. Cumhuriyet gazetesini inceler. Başlarlar sohbete arkadaşlıktan öte dostluk gelişir. Bir dönem de Dörtyol kahvesinde domino taşı oynamışlar.
          Misbah Hoca’nın bürosunda otururken bir gün bunları bana anlattı:
         “okulumun güzergâhında manavlık yapan bir amca vardı. Günde iki kez önünden geçiyorum. Bazen bende sebze, meyve alıyordum. Baktım gazete okuyor, hem de Cumhuriyet gazetesi. Bizim buralarda esnaf okumaz. Hele Cumhuriyet gazetesini hiç okumaz. Baktım İbrahim amca boş biri değil, bunda bir keramet var. Yani tarihi bilinç var, gündemi takip ediyor. Sonra samimi olduk, bana “Azizim” diye hitap ederdi. Sonra öğrendim ki, bu İbrahim amcanın ön konuşması bir giriş olarak herkese “Azizim” derdi.”
Hicri Hocanın dostları çoktu. Onlarla da sohbet ederdi. Bizim dostluğumuz daha samimi idi. Hicri Hoca kimsenin yanında konuşmadıkları düşüncesini bana rahatlıkla paylaşırdı. 1987 yılında oğlunu bir mağarada kesen mürit babanın, kendince “Adak” yapıp, Hz. İsmail gibi geri geleceğine inanmasından tut, “Axırwan” denen şehrin kanalizasyonundan alınan sidikli suyun “her türlü sihiri bozar” inancının nereden kaynaklandığını konuşurduk. Medeniyetin ve uygarlığın merkezi olan Urfa’nın nasıl oluyor da “sidikli sudan” medet bulmaya çalışan bir halka dönüştüğünü... İşte Urfabu kadar gerilere gitmiş. 1947 yılında Kendirli (çekeri) mahallesinde bir gecede katledilen 7 Yahudi ailesinin dramını konuşurken konu ile ilgili yazılan kitabın doğru yazmadığı konusunda hemfikir olmuştuk. 
        Misbah Hoca, İmam Hatip mezunuydu. İnançlı, namazını kılan bir birey olarak, sistemin imam hatiplere biçmeye çalıştığı rol ve misyonu da elinin tersiyle itmiş, o sürekli okuyan, kendini geliştiren araştıran ve hesap soran gerçek bir Aydın’dı.
            Misbah Hicri, Urfa’nın bir değeridir. Onun anısını ve eserlerini yaşatma adına büyükşehir Belediyesi Kültür daire başkanlığı sorumluluğunda “Misbah Hicri Kütüphanesi” nin kurulması ve tüm Urfalı edebiyatçıların da zaman zaman gelip burada sohbet etme ortamını sağlamaları fena olmaz.       Öneridir, sonuçta kabul edip edilmemesi belediye başkanının yetkisindedir. 2017 yılında Haliliye belediyesine, meclis üyesi olarak önerge vermiştik, “Yazar Bekir Yıldız’ın isminin bir parka ve caddeye verilmesi” şeklindeki önerimiz AKP’li meclis üyelerin oyları ile ret edilmişti. Ama biz doğru olanı yapıp ilimizde yetişen böyle değerlerimize sahip çıkıyoruz ama gerisi başkanlara kalmış. 

Şanlıurfalı gazeteci ve köşe yazarı Misbah Hicri koronavirüse yenik düştü.

Şanlıurfalı yazar koronaya yenik düştü