Jeffrey Epstein dosyaları, yalnızca bir fuhuş ve istismar ağının ifşası değildir. Bu dosyalar; yıllardır dünyaya “uygarlık”, “modernizm” ve “etik” dersi veren küresel elitlerin yaşadığı toplu bir ahlaki çöküşün belgesidir. Karşımızdaki tablo münferit bir suç vakası değil; çocukların bedeni, masumiyeti ve hayatı üzerinden yükselen sistematik bir modern barbarlık düzenidir.
İSLAM’A SALDIRANLARIN KİRLİ MAHZENİ
Yıllarca İslam dünyasını “gericilik”le suçlayan, Müslüman coğrafyalardaki her krizi evrensel bir ahlak meselesi gibi sunup parmak sallayan çevrelerin; kendi lüks malikânelerinde ve izole adalarında insanlık tarihinin en ağır suçlarıyla anılması tesadüf değildir. İslam’a, kutsallara ve dini değerlere saldırmayı “aydınlanma” sayan bu çevrelerin, perde arkasında çocuk istismarı, insan ticareti ve ağır suç iddialarıyla gündeme gelmesi; küresel bir maskeli balonun çöküşüdür.
Kâbe’nin kutsal örtüsüne kadar uzanan saygısızlık iddiaları, bu zihniyetin özgürlükle değil; sınırsız haz, dokunulmazlık ve ahlaksızlıkla ilgilendiğini açıkça göstermektedir. Buradaki mesele inanç değil; ahlaki sınırların bilinçli şekilde yok edilmesidir.
“SİZİN DEMOKRASİNİZ BU MU?”
Batı’nın Ortadoğu’ya ihraç etmeye çalıştığı, uğruna şehirlerin yerle bir edildiği o meşhur “demokrasi” paketinin içinden; özel uçuş kayıtları, gizli ağlar, dokunulmazlık zırhına bürünmüş seçkinler çıktı. Demokrasi söylemi, bu sistem için çoğu zaman bir kamuflaj aracına dönüştü.
Uluslararası mekanizmalar; konu zayıf milletler olduğunda yüksek sesle konuşurken, kendi içlerindeki bu çürümeye karşı derin bir sessizliğe gömülmüştür. Bu çifte standart, sadece siyasi değil, ahlaki bir iflastır.
ŞU SORUYU SORMAK ARTIK KAÇINILMAZDIR:
Çocukların sistematik biçimde sömürüldüğü, bedenlerinin metalaştırıldığı ve ağır suç iddialarının örtbas edildiği bir düzenin demokrasi vaadi ne kadar samimidir? Bu tablo, bir yönetim biçiminden çok; elitlerin suçlarını gizlemek için kullandığı bir hukuksuzluk kalkanını andırmaktadır.
Küresel Bir Ahlaki Çöküş: Dokunulmaz Oligarşi
Dosyalarda geçen isimler; eski devlet başkanları, kraliyet çevreleri, teknoloji devleri ve “hayırsever” maskesi taşıyan milyarderlerdir. Bu isimlerin yan yana gelmesi tesadüf değil; küresel ölçekte örgütlenmiş bir dokunulmazlık sisteminin göstergesidir. Coğrafyalar değişse de, paranın ve gücün ahlakı nasıl rehin aldığı gerçeği değişmemektedir.
Çocuk haklarından bahseden komisyonlar, her fırsatta “etik” vurgusu yapan kurumlar ve sanatçılar; bu dosyalar karşısında neden suskundur? Bu sessizlik bir ihmalkârlık değil, bilinçli bir tercihtir. Ve bu tercih, adalet arayışına vurulmuş ağır bir darbedir.
SON SÖZ: HESAPLAŞMA VAKTİ
Epstein dosyaları bir söylenti ya da basit bir komplo anlatısı değildir; modern dünyanın yüzleşmekten kaçtığı en utanç verici gerçekliklerden biridir. Elbette hukuk devleti ilkeleri ve masumiyet karinesi esastır; ancak delillerin, tanıklıkların ve belgelerin üzerinin örtülmesi asla kabul edilemez.
Eğer bu ağlar bütünüyle ortaya çıkarılmaz, suç kimden gelirse gelsin adalet önüne çıkarılmazsa; kimse bir daha insan haklarından, barıştan ve evrensel değerlerden söz etmemelidir. Çünkü adalet, seçici uygulandığında adalet olmaktan çıkar.
Demokrasi çocukların istismarıyla lekeleniyorsa, uygarlık ahlaki çöküşün üzerine inşa ediliyorsa; bu düzenin sorgulanması bir tercih değil, insani bir zorunluluktur. Bu mesele yalnızca hukuki değil; insanlığın haysiyetiyle ilgilidir. Ve bu karanlık karşısında sessiz kalan herkes, tarihin vicdanında yerini alacaktır.