BİR SOHBETİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

Ali Haydar Üzülmez

04-11-2025 11:00

Nar ağaçlarının altında başlayan sohbet, sürece, demokrasiye ve Kürtlerin birliğine uzandı.
Beş Kürt, iki Türkmen, her branştan mamoste (öğretmen), küçük ve şirin bir bahçede nar ağaçlarının altında oturup sohbet ederse, sizce ne konuşurlar?
Elbette eğitimi, çocukları, çevredeki sosyal-kültürel etkinlikleri, özel olarak Amed Kitap Fuarı’nı ve tabii ki siyaseti, “süreci” konuşurlar. Biz de öyle yaptık.
Masamızda bölgenin üç kutsal yiyeceği; nar, incir ve Ergani’nin güzel şire üzümü var. Çay da sırada.
Konuşma/sohbetimiz üç konuda yoğunlaştı:
Süreç, Kitap Fuarı ve benim yazılarımda işlediğim katı ideolojilerden arınma, demokrasi ve Kürtlerin birliği.

SÜREÇ
Sürecin başlaması ve silahların devreden çıkması olumlu değerlendirildi; ancak çözüme yönelik beklenti ve eleştiriler farklıydı. Ortak bir konsensüse varılamadı.
Üç arkadaş; Türk devletine güvenilmez diyerek, sürecin doğal ve inandırıcı olmadığını; Ortadoğu’daki gelişmelerin —özellikle ABD, Birleşik Krallık ve İsrail’in askeri ve siyasi başarısının -Türk devletini korkuttuğunu; Kürtlerin ABD ve İsrail’le ittifak yapmaması için devlet Öcalan’la bu süreci başlatmak zorunda kaldığını, sürecin Kürt meselesinin çözümüne yönelik olmadığını, devletin bu konuda farklı beklentiler içinde olduğunu, bu hassas dönemde zaman kazanmaya, bölgede rol kapaya çalışıldığını belirttiler. Sonrasında ise hiçbir şey çözülmüş değil, deyim yerinde ise yöneticiler uygun bir konjonktür bekliyor, o nedenle top çeviriyor. Şu an için top ortada, dediler.
İki arkadaş; Öcalan Kürtleri hayal kırıklığına uğrattı. Kendi fantezi ve ütopyalarıyla (devletsiz komünal toplum, devletsiz demokratik sosyalist toplum ve ne olduğu bilinmeyen ucu açık her yere çekilebilen entegrasyon istemi) Kürtleri yeni, belirsiz maceralara sürüklüyor, oysa bugün için Kürtlerin talepleri ortada: dilinin, kültürünün, tarihin, coğrafyasının, tek cümle ile hukuki olarak varlığının tanınmasıdır fikrini ileri sürdüler.
Diğer iki arkadaş ise, sonuç ne olursa olsun silahlar sustuğu için sürecin olumlu olduğunu, bunun Kürtler için yeni bir dönemin kapısını araladığını, demokratik zeminin yolunun açıldığını ve bu zeminin Kürtlerin birliğine katkı sağlayacağını belirttiler. Ayrıca Öcalan çizgisinin dışındaki hareketlerin demokratik zeminde alternatif oluşturmaları gerektiğini, ancak bu konuda umutsuz olduklarının da altını çizdiler.
Sonuç: Silahların susması olumludur, ancak kapalı kapılar ardında yapılan, halkların gönüllü iradesini yansıtmayan, adeta halklara zorla dayatılan bir süreçle karşı karşıya olduğumuzun altı çizildi. 

KİTAP FUARI

Kitap fuarına katılan arkadaşlar, bu yıl fuarın geçmiş yıllara göre sönük geçtiğini, beklentileri karşılamadığını ve bu durumun yayınevlerini zor durumda bıraktığını belirttiler. 
Sönük geçmesinin nedenlerini de kendilerince şöyle açıkladılar:
Sürecin yarattığı belirsizlik ve Öcalan’ın açıklamalarının Kürtlerde yarattığı hayal kırıklığı. Bu kırgınlık devrimci sinerjinin, motivasyonun düşüklüğünü getirdi, insanlar kendilerini beklemeye aldılar. O nedenle; klasik eserleri basan büyük yayınevlerine ve genç popüler yazarlara ilgi iyiydi, Kürdî yayınlara ise ilgi düşüktü. Stant kiralarının yüksek olmasının kitap fiyatlarına yansıması ve internet satışlarının cazibesi de fuara ilgiyi azaltıp, katılımı düşürdü, dediler.

BENİM YAZILARIM

Bir arkadaşımın, “Hocam, yazılarında özellikle katı ideolojilerden arınmak gerektiğini söylüyor ve sık sık demokrasi vurgusu yapıyorsun. Bu konuyu biraz açıp düşüncelerini bizimle paylaşır mısın?” demesi üzerine konu tartışma/sohbet gündemine geldi.
Özet olarak düşüncelerimi şöyle açıkladım:
Bu coğrafyada insanlar, Batı’daki gibi özgür bireylerden oluşmuyor. O nedenle özgürlük değil, hep liderlerinden ve tanrılarından adalet bekliyorlar. Halkların beklentileri hiç bitmiyor, nesilden nesille aktarılıyor uzadıkça uzuyor.
Cumhuriyet tarihi boyunca devlete iki katı ideoloji egemen olmuştur:
Biri kurucu iradenin Türk-İslamcı, Kemalist, tutucu, ırkçı Türkçü ideolojisi; diğeri ise katı İslamcı ideolojidir.
Daha açık söylemek gerekirse, biri siyasal İslamcı, diğeri ulusalcı-ırkçı Türkçü ideolojidir.
Bu ikisinden de ne Türkiye halklarına, ne de bölgeye ve insanlığa bir fayda olmuştur. Son yüzyılda yaşadığımız olumsuzluklar bunun kanıtıdır. Devletin, yeni sivil bir anayasa ile bu ideolojilerden arındırılması gerekir.
Bir diğeri de, benim de geçmişte  savunduğum katı Marksist-Leninist ideolojidir. Bunun da kalıcı, sağlıklı olmadığını Sovyetler’in yıkılması ve komünist partilerin iktidarda olduğu devletlerdeki sosyalizm uygulamalarında gördük, görüyoruz.
Bizde, bu ideolojinin küçük küçük kalıntıları hâlâ var, ama her geçen gün azalıyor. Bilim ve teknolojinin yeni olanakları onların aleyhine işliyor.
İnternet ve yapay zekâ, dünyayı, insanlığı başka mecraya taşıyor. Yeni nesil çok şanslı. Olanakları çok fazla. O nedenle bize göre çok farklılar, çoklu zekayı kullanıyor, birçok işi birlikte yapıyorlar. Artık işçi sınıfı değil, dijital çağın bu genç, akıllı bireyleri belirleyici hale geliyor. İşçi sınıfının artık eski hükmü yok. Bırakalım insanlığı kurtarmayı, kendi geçiminin derdine düşmüş durumda. Bu nedenle ideolojik kalıplardan kurtulmak gerekir ve bu bağlamda düşünsel bir yenilenmeye ihtiyaç var.

DEMOKRASİ
Bugün insanlık için en iyi yönetim biçimi, İskandinav ülkelerindeki özgürlükçü ve adaletli sosyal demokrasidir.
Var olanlar içinde en iyi demokrasi oralarda yaşatılıyor.
Bizim coğrafyamızda ise demokrasi, hâlâ bir mücadele alanı.
Çünkü katı İslamcılar ve Türkçü-Kemalistler, demokrasinin kökleşmesine en büyük engeli oluşturuyorlar. Halklara kendi doğmalarını dayatıyorlar. Bunu aşmalıyız.

KÜRTLERİN BİRLİĞİ
Çaylarımızı yudumlarken son olarak, bölgenin en kadim halkı olan Kürtlerin durumu üzerine sohbet ettik ve şu konularda fikir birliğine vardık:
Kürtler, kendi aralarındaki didişmeyi, kavgayı bırakmalı; kişileri, liderleri değil fikirleri tartışmalı, dil, üslup değişmeli; eski alışkanlıklardan ve katı ideolojilerden arınmalılar.
Benzer düşüncelere sahip örgütler, hareketler, aydınlar ve siyasi partiler daha büyük yapılarda birleşmeliler.
Öcalan çizgisini beğenmeyenler, Kürtlere yeni bir alternatif sunmalı; Öcalan üzerinden siyaset yapmayı bırakmalılar.
Kürtler yalnızca silahlı ve siyasi mücadelenin yeterli olmadığını görmeli; bilime, sanata, edebiyata, kültüre ve diplomasiye önem vermeliler. Kürt çocukları mutlaka okumalı, birkaç dil öğrenmeli ve dünyaya açılmalılar.
Kürtler, uluslararası kurum ve kuruluşlarda yer almalı, temsilciler bulundurmalılar.
Her parçada demokratikleşmeye katkı sunmalı, ama önce kendi çıkarlarını gözetmeliler.
Kürtlerin sorunu ulusal birlik sorunudur. Hal böyle olunca, ayrım gözetmeksizin tüm Kürtler Ulusal Birlik temelinde ortak bir siyaset inşa etmeli, birlik olmalılar. Bu birliğin zemini, ideolojiler değil; dil, tarih, kültür, ekonomi, coğrafya, ortak akıl ve demokratik dayanışma olmalıdır.
Her parçadaki kazanımlara sahip çıkılmalı ve tüm Kürtleri temsilen acilen bir KÜRT KONSEYİ oluşturulmalıdır.
Öcalan, birlikte yaşama kararı ile ilgili açıklama yaptığı günlerde,  Erdoğan Kıbrıs’ta federasyon istemediğini, Kıbrıs Türkleri için ayrı devlet istediğini kesin, net bir dille açıkladı. Kürtler, nasıl bir zihniyetle, Türk devletinin katı ideolojisinden kaynaklanan, nasıl bir çifte standart uygulamasıyla karşı karşıya olduklarının farkında/bilincinde olmalılar.
Kürtler, 50 milyon bir halk olduklarını; Türk devletinin 50 yıldır Kıbrıs’ta yaklaşık 500 bin Türk için devlet istediğini, Türkiye Cumhuriyeti devletinde yaşayan 20 milyon Kürdün varlığını ise hukuken tanımadığının bilinci ile hareket etmeliler. 
Bu güzel sohbeti yazıp kamuoyu ile paylaşmak görevi bana verildi.
Ben de yazdım. Umarım herkes payına düşeni alır, ahvalımız bu! Selametle kalın.

DİĞER YAZILARI ÜÇ KADİM SORU 01-01-1970 03:00 İRAN VE SURİYE’DEKİ SON GELİŞMELER IŞIĞINDA KÜRTLER 01-01-1970 03:00 AYDINLAR VE ASKERLER 01-01-1970 03:00 DÜNDEN BUGÜNE KÜRTLERE KARŞI DUYULAN KİN, NEFRET, DÜŞMANLIK VE PSİKOLOJİK SAVAŞ 01-01-1970 03:00 SEMAVİ DİNLER VE LUTİLİK 01-01-1970 03:00 İDEOLOJİLERİN TUTUCULUĞU VE AYDINLAR 01-01-1970 03:00 MECLİS KOMİSYONU, YENİ ANAYASA VE BARO BAŞKANININ ÇAĞRISI 01-01-1970 03:00 ÖZGÜRLÜK PLATFORMU 01-01-1970 03:00 BÖLGESEL TEK GÜCE DOĞRU! 01-01-1970 03:00 İLK CİNAYET VE İLK MİRAS KAVGASI 01-01-1970 03:00 YETKİLERİ GÖREVE ÇAĞRIYORUM 01-01-1970 03:00 GELDİK BUGÜNLERE 01-01-1970 03:00 İSRAİL’IN İRAN’I ÇÖKERTME STRATEJİSİ VE İSLAM’IN SİYASAL BİR DİN OLARAK KURUMSALLAŞMASI 01-01-1970 03:00 ÖCALANIN ÇAĞRISI: KURBANSIZ KURBAN BAYRAMI 01-01-1970 03:00 Matematik ve Ezanın Evrensel Ölçüleri 01-01-1970 03:00 Bir İnsanlık Hali Üzerine Düşünceler 01-01-1970 03:00 SOSYALİZM ÖLDÜ MÜ? 01-01-1970 03:00 KÜRTLER GÜNEŞ Mİ, RÜZGÂR MI OLMALI? 01-01-1970 03:00 KARARI SİZLERE BIRAKIYORUM 01-01-1970 03:00 Anayasa Tartışmaları ve Kenan Paşa’nın Gizli Hayranları 01-01-1970 03:00 TENEKE VE ALTIN 01-01-1970 03:00 ARAYIŞ DEVAM EDİYOR; MARSA YOLCULUK  01-01-1970 03:00 DOMOKRATİK SİYASETE VE KARDEŞLİĞE ÇAĞRI 01-01-1970 03:00 ÇOCUKLARIMIZIN MATEMATİK KORKUSU 01-01-1970 03:00 GÖZLER ÖCALAN’DA 01-01-1970 03:00 TARİH YENİDEN KÜRTLERİN KAPISINI ÇALDI, KÜRTLER ÇOK DİKKATLİ OLMALI! 01-01-1970 03:00 KÜRTLER TARTIŞIYOR 01-01-1970 03:00 HAYBER KALESİ CENGİ VE BİTMEYEN DİN SAVAŞLARI 01-01-1970 03:00 KEDİ, SİNCAP, KUŞ VE MÜSLÜMAN KADINLAR 01-01-1970 03:00 DÜRÜST, GÜZEL NARİN! 01-01-1970 03:00 MUNDAR OLMAK 01-01-1970 03:00 Baskın Oran Hocama Açık Mektup 01-01-1970 03:00 EŞİTLİĞE DOĞRU 01-01-1970 03:00 İSLAMCILARIN KENDİ EKONOMİK MODELLERİ VAR MIDIR? 01-01-1970 03:00 DAYANAK NE? 01-01-1970 03:00 DİKTATÖR, SAVAŞ VE HAYAT 01-01-1970 03:00 BENİMDE BİR HAYALİM VAR 01-01-1970 03:00 ÇIKIŞ YOLU 01-01-1970 03:00 İKİ BÜYÜK YALAN 01-01-1970 03:00 GELEN İKİ TELEFON VE DÜŞÜNDÜKLERİ 01-01-1970 03:00 CARİYE VE HÜR KADININ ÇOCUKLARI 01-01-1970 03:00 DEM Parti ve Kürtler 01-01-1970 03:00 YÜREĞİMİN SESİ 01-01-1970 03:00 "Nietzsche: Kendisinden bir şeyler öğrendiğim tek psikolog Dostoyevski olmuştur 01-01-1970 03:00 MARKSİZM VE SOVYET PRATİĞİ 01-01-1970 03:00 AŞKIN YÜZÜ, ELAZIĞ VE ADNAN YÜCEL 01-01-1970 03:00 GÜLÜMSEME ZAMANI 01-01-1970 03:00 AŞKI YAŞAYAMAYANLARIN HAZİN DURUMU 01-01-1970 03:00 ÜÇ KURAL VE ZAHİR DEĞİL ÖZ 01-01-1970 03:00 ANA AKTÖR KÜRT BİRLİĞİ OLABİLİR 01-01-1970 03:00 İDEAL OLAN 01-01-1970 03:00 ÜÇ GÜZEL VARLIK 01-01-1970 03:00 Değişim iyidir, güzeldir, hayattır! 01-01-1970 03:00 MERAK EDİLEN YAKIŞIKLI 01-01-1970 03:00 Yakışıklının devamı. 01-01-1970 03:00 YAKIŞIKLI VE DİCLE’NİN YİĞİT ÇOCUKLARI 01-01-1970 03:00 ÖNCE SÖZ DEĞİL SES VARDI 01-01-1970 03:00 Alevileri Ne Kadar Anlayabiliyoruz? 01-01-1970 03:00 Önyargıları Kırıp Alevileri Tanımak ve Sevmek 01-01-1970 03:00 EĞİTİM Mİ, KÜLTÜR MÜ? 01-01-1970 03:00 Gönüllere Dokunma 01-01-1970 03:00 8 Mart ve Erkekler 01-01-1970 03:00 YENİ BİR PARADİGMA VE STRATEJİK DEĞİŞİKLİK NEDEN GEREKLİDİR 01-01-1970 03:00 Hangi sosyalizmi istiyoruz? 01-01-1970 03:00 YENİ DURUM VE ÜÇ YAZIM-1 01-01-1970 03:00 GÜLHANE PARKI, POSTACI VE BEN 01-01-1970 03:00 SEVGİLER GÜNÜ 01-01-1970 03:00 Çaresizliğin Çaresi: Demokrasi-2 01-01-1970 03:00 Çaresizliğin Çaresi: Demokrasi-1 01-01-1970 03:00 ÜÇ ROMAN İKİ DÜŞÜNÜR 01-01-1970 03:00 HAYAT/ YAŞAM 01-01-1970 03:00 KÜRTLER, "İSLAM KARDEŞLİĞİ"SARMALINDAN ÇIKABİLECEK Mİ? 01-01-1970 03:00 AĞLAYIP SIZLAMA ÇARE DEĞİL 01-01-1970 03:00 DİCLE KURURKEN! 01-01-1970 03:00 EĞİTİMİMİZİN l-İ PÜR MELALİ-2 01-01-1970 03:00 EĞİTİMİMİZİN HAL-İ PÜR MELALİ-1 01-01-1970 03:00 EĞİTİMİMİZİN HAL-İ PÜR MELALİ GİRİŞ 01-01-1970 03:00 "Keké 01-01-1970 03:00 Hayatının Sonbaharını Yaşayanlara Öneriler 01-01-1970 03:00 ŞEYHMUS KAPTANI VE AMEDSPOR 01-01-1970 03:00 DEVLET, ÇIKAR MI HİZMET Mİ ARACIDIR ? 01-01-1970 03:00 Bir Asırdır Demokrasiyi Kurumsallaştıramadık, Neden? 01-01-1970 03:00