KAKOLAR VE GAKOŞLAR: BİR KİMLİK SORUSU

Ali Haydar Üzülmez

13-05-2026 13:23

İnsan bazen kendisini bir sorunun içinde bulur. Ne aradığı tam olarak bellidir ne de cevabı. “Ben kimim?” sorusu, çoğu zaman, ancak hayat karmaşıklaştığında gerçek ağırlığıyla hissedilir. Ve arayış başlar, aslında bu arayış bir var oluş, bir kimlik arayışıdır. Çocuklukta sorulmaz bu soru, çocuk olmanın doğasına aykırıdır; gençlikte ise uçukluk, ütopya ve ideolojiler onu kolayca bastırır. Ancak zaman geçtikçe, olgunlaşma başlar insan kendi geçmiş hikâyesiyle yüzleşmek zorunda kalır. İçinde bulunduğumuz anı sıfır olarak kabul edersek geçmişimiz negatif dönemdir. Bu dönemi tükettik. Yeniden bu dönemi yaşamak mümkün değil, ancak bu dönemde yaşadıklarımızın muhasebesini yapıp, sorgulayabiliriz. Önümüzdeki yaşayacağımız dönemi pozitif olarak düşünürsek, bilinmezlik ve merakla iç içe yaşarız. Gelecekle ilgili kesin hükümlerle konuşamayız, varsayımlar üzerinden konuşabiliriz. Hayat böyle bir şey, elden ne gelir.
Kendimi ne Türk, ne de Kürt olarak hissediyorum. Bu cümle, bir reddiye değil; bir tespittir. Şayet şecerede genel kabul gören babayı esas alırsak, ailem, Ergani’de bilinen, köklü ve eski bir aileye mensuptur. Ancak aile büyüklerim hiçbir zaman kendilerini etnik bir kimlikle tanımlamadılar. Ne Kürt dediler kendilerine ne Türk. Müslümanlıklarından şüphe etmedikleri için, ayrıca “Müslümanım” deme ihtiyacı da duymadılar. Kimlik konusunda sessiz, hatta mesafeli kaldılar. Evliliklerde önceleri Sıtatü farkı gözetilse de, bizim dönemimizde kültürel ve etnik farklılar sorun olmadı. Bu sessizlik zamanla bende bir meraka dönüştü: Atalarım kimdi? Nereden geldiler? Ergani’nin verimli, güzel topraklarına nasıl sahip oldular?
Gençlik yıllarımda bu soruların cevabına ihtiyaç duymuyordum. Çünkü sosyalisttim. Sınıf merkezli bir dünyada, etnik kimliklerin anlamı ve önemi yoktu. İnsanlar eşitti; herkes kardeşti. “Ben dünyalıyım” demek yetiyordu. Hayat basitti. Fakat zaman geçtikçe anladım ki, gerçek hayat ideolojilerden daha karmaşık. Kimlik, sandığımız kadar kolay silinmiyor. Çünkü yıllarca aile ile birlikte süre gelmiş, o, seni var etmiş; dışarıdan gelen tüm tehlikelere karşı korumuş.
Geçmişe yolculuk yaptım!
Bu merakla ailemin ve yaşadığım coğrafyanın tarihini araştırmaya başladım. Karşılaştığım gerçek şuydu: Biz, bugünkü Türkçü söylemlerin iddia ettiği anlamda Türk değildik. Bu kimlik bize ait değildi. Öte yandan Kürtlerle iç içe yaşamıştık; çocukluğum, gençliğim onlarla geçmişti. Hâlâ da birlikteyiz. Aramızda sarsılmaz bir sevgi ve saygı var. Ancak dilimiz, kültürümüz ve yaşam biçimimiz aynı değildir. Ben kendimi Kürt olarak da hissetmiyorum.
İşte sosyal bilimler, tarih burada devreye girdi.
Kaynaklar beni Akkoyunlu Türkmenlerine götürdü. Oğuzların Bayındır boyuna mensup olan bu topluluk, 13. yüzyılın sonlarında Türkistan’dan Azerbaycan’a, oradan da Mezopotamya’ya göç eder.
Dönemin kendine özgü koşulları sonucu Ergani, Harput, Amed ve çevresi, Akkoyunlular için hem stratejik hem ekonomik bir merkez hâline gelir. İpek Yolu üzerindeki bu bölge, kaleleri, yaylakları ve ticaret yollarıyla yeni bir düzenin başlangıcı olur. Aynı dönemde Karakoyunlularda bölgeye yerleşmeye çalışırlar. Bu dönemde, Akkoyunlular ile Karakoyunlular arasındaki mücadele, yalnızca bir iktidar savaşı değil; aynı zamanda bu coğrafyanın kaderini belirleyen bir kırılmadır. Sünni Akkoyunlular ile Şii Karakoyunlular arasındaki savaşlar, akıl almaz bir vahşet üretir. Kelle kesmeler, kellelerden tepeler oluşturmalar, insanları diri diri kalelerden atmalar, esirleri diri diri yakmalar, ellerini yüzlerini kızgın demir çubuklarla dağlamalar, kaynar suda haşlamalar, insanların sağ sağ derilerini yüzmeler, mağaralarda aç susuz bırakmalar; kadın ve genç kızlara anne, baba, eş ve kardeşlerinin önünde tecavüz etmeler; günümüz insan haklarına aykırı, aklınıza zalimlik ve rezillikle ilgili ne gelirse hepsini bu iki Türkmen ve Müslüman kavim birbirine karşı uygular. (Hiçbir toplumun, inancın, devletin geçmişi masum ve temiz değildir.) Elbette bu şiddetten yerleşik Kürtler de payına düşeni alır. Yaklaşık yüz yıl süren bu kanlı dönemden galip çıkan Akkoyunlular olur ve bölgeye kalıcı biçimde onlar yerleşirler.
Ergani’de doğan Uzun Hasan dönemiyle birlikte Ergani ve Amed, Akkoyunlu Devleti’nin merkezine dönüşür. Bu süreçte Türkmenler kalelere ve stratejik noktalara yerleştirilir. Yaklaşık yüz yirmi yıl süren Akkoyunlu egemenliği, bölgede derin bir demografik değişime neden olur ve güçlü bir şekilde gelecek kuşaklara kültürel iz bırakır. Türkmenler, Kürtler, Süryaniler, Araplar, diğer halklar ve inançlar iç içe geçerek bölgede, bugünkü toplumsal yapının temellerini oluşturur. Osmanlı döneminde bu yapı varlığını sürdürür, Cumhuriyet döneminde ise yapı hırpalansa da, var olmaya devam eder.
İşte bana göre, Ergani’de “Kako”, Elazığ’da ise “Gakoş” olarak anılan insanlar, Akkoyunlu Türkmen mirasının yaşayan bakiyesidir. Dilleri Türkçedir; ancak kültürleri Anadolu’nun merkezinden farklıdır. Katı dinî anlayışlara mesafelidirler; günümüz ırkçı Türkçülüğünün de dışında dururlar. Müzikleri, oyunları, sosyal yaşamları ve günlük hayat pratikleri, geçmişin ve bu coğrafyanın özgün bir sentezidir. Elazığ’ın Çayda Çıra oyunu eşliğinde söylenen uzun havalar ve Harput türküleri; Urfa (Ruha) Sıra Geceleri ve Kazancı Bedih’in seslendirdiği Nemrudun Kızı; Eğin türküleri; Erzurumlu Dadaşların Bar oyunu ve Huma Kuşu ile Amed/Diyarbakır’ın o güzelim türküleri, bunun hâlen canlı yaşayan örnekleridir.
“Keko” Kürtçede kardeş demektir. “Kako” ise yerel Türkmenlerde büyük ağabeye saygıyı ifade eden bir hitaptır. Zamanla idari ve toplumsal konumları nedeniyle (çünkü onlar hep yönete gelmiştir) bu hitap Türkmenlere verilen bir kimlik adlandırmasına dönüşmüştür. Elazığ’da ise şive farkıyla “Gakoş” olmuştur.
Bugün, iletişimin ve etkileşimin bu denli arttığı, kültürlerin ve kimliklerin birbirine karıştığı melezleşen bir dünyada; Kürtleri yok saymaya, Türk ırkçılığını büyütmeye, bakiye kalan Türkmenleri bastırmaya gerek yok.
Bu toprakların gerçeği çoğulluktur. Herkesin diliyle, kültürüyle, inancıyla var olabildiği bir yaşam bu topraklarda mümkündür. Unutmayalım ki bunlar bizim zenginliğemizdir.
Ben ve ailem büyük ihtimalle Akkoyunlulardan kalan Türkmenleriz. Yüz yıllara dayanan bir geçmişimiz var. Bizler bu coğrafyanın hafızasıyız. Hafıza ise inkâr edilerek ya da hor görülerek değil, korunarak ve anlaşarak yaşatılır. Hayatın bayram gibi yaşanması için gelin birbirimizi olduğumuz gibi kabul edelim; özgürlüğü ve aşkı birlikte yaşayalım.

DİĞER YAZILARI GÜNCEL SİYASİ NOTLAR 01-01-1970 03:00 DÜNDEN BUGÜNE 01-01-1970 03:00 TARTIŞMAYA DEVAM, KIRAL ÇIPLAK! 01-01-1970 03:00 Ne Olacak Bu Müslümanların Hali? 01-01-1970 03:00 EKSİK OLAN 01-01-1970 03:00 İNSANLAŞMA SÜRECİMİZ 01-01-1970 03:00 ÜÇ KADİM SORU 01-01-1970 03:00 İRAN VE SURİYE’DEKİ SON GELİŞMELER IŞIĞINDA KÜRTLER 01-01-1970 03:00 AYDINLAR VE ASKERLER 01-01-1970 03:00 DÜNDEN BUGÜNE KÜRTLERE KARŞI DUYULAN KİN, NEFRET, DÜŞMANLIK VE PSİKOLOJİK SAVAŞ 01-01-1970 03:00 BİR SOHBETİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ 01-01-1970 03:00 SEMAVİ DİNLER VE LUTİLİK 01-01-1970 03:00 İDEOLOJİLERİN TUTUCULUĞU VE AYDINLAR 01-01-1970 03:00 MECLİS KOMİSYONU, YENİ ANAYASA VE BARO BAŞKANININ ÇAĞRISI 01-01-1970 03:00 ÖZGÜRLÜK PLATFORMU 01-01-1970 03:00 BÖLGESEL TEK GÜCE DOĞRU! 01-01-1970 03:00 İLK CİNAYET VE İLK MİRAS KAVGASI 01-01-1970 03:00 YETKİLERİ GÖREVE ÇAĞRIYORUM 01-01-1970 03:00 GELDİK BUGÜNLERE 01-01-1970 03:00 İSRAİL’IN İRAN’I ÇÖKERTME STRATEJİSİ VE İSLAM’IN SİYASAL BİR DİN OLARAK KURUMSALLAŞMASI 01-01-1970 03:00 ÖCALANIN ÇAĞRISI: KURBANSIZ KURBAN BAYRAMI 01-01-1970 03:00 Matematik ve Ezanın Evrensel Ölçüleri 01-01-1970 03:00 Bir İnsanlık Hali Üzerine Düşünceler 01-01-1970 03:00 SOSYALİZM ÖLDÜ MÜ? 01-01-1970 03:00 KÜRTLER GÜNEŞ Mİ, RÜZGÂR MI OLMALI? 01-01-1970 03:00 KARARI SİZLERE BIRAKIYORUM 01-01-1970 03:00 Anayasa Tartışmaları ve Kenan Paşa’nın Gizli Hayranları 01-01-1970 03:00 TENEKE VE ALTIN 01-01-1970 03:00 ARAYIŞ DEVAM EDİYOR; MARSA YOLCULUK  01-01-1970 03:00 DOMOKRATİK SİYASETE VE KARDEŞLİĞE ÇAĞRI 01-01-1970 03:00 ÇOCUKLARIMIZIN MATEMATİK KORKUSU 01-01-1970 03:00 GÖZLER ÖCALAN’DA 01-01-1970 03:00 TARİH YENİDEN KÜRTLERİN KAPISINI ÇALDI, KÜRTLER ÇOK DİKKATLİ OLMALI! 01-01-1970 03:00 KÜRTLER TARTIŞIYOR 01-01-1970 03:00 HAYBER KALESİ CENGİ VE BİTMEYEN DİN SAVAŞLARI 01-01-1970 03:00 KEDİ, SİNCAP, KUŞ VE MÜSLÜMAN KADINLAR 01-01-1970 03:00 DÜRÜST, GÜZEL NARİN! 01-01-1970 03:00 MUNDAR OLMAK 01-01-1970 03:00 Baskın Oran Hocama Açık Mektup 01-01-1970 03:00 EŞİTLİĞE DOĞRU 01-01-1970 03:00 İSLAMCILARIN KENDİ EKONOMİK MODELLERİ VAR MIDIR? 01-01-1970 03:00 DAYANAK NE? 01-01-1970 03:00 DİKTATÖR, SAVAŞ VE HAYAT 01-01-1970 03:00 BENİMDE BİR HAYALİM VAR 01-01-1970 03:00 ÇIKIŞ YOLU 01-01-1970 03:00 İKİ BÜYÜK YALAN 01-01-1970 03:00 GELEN İKİ TELEFON VE DÜŞÜNDÜKLERİ 01-01-1970 03:00 CARİYE VE HÜR KADININ ÇOCUKLARI 01-01-1970 03:00 DEM Parti ve Kürtler 01-01-1970 03:00 YÜREĞİMİN SESİ 01-01-1970 03:00 "Nietzsche: Kendisinden bir şeyler öğrendiğim tek psikolog Dostoyevski olmuştur 01-01-1970 03:00 MARKSİZM VE SOVYET PRATİĞİ 01-01-1970 03:00 AŞKIN YÜZÜ, ELAZIĞ VE ADNAN YÜCEL 01-01-1970 03:00 GÜLÜMSEME ZAMANI 01-01-1970 03:00 AŞKI YAŞAYAMAYANLARIN HAZİN DURUMU 01-01-1970 03:00 ÜÇ KURAL VE ZAHİR DEĞİL ÖZ 01-01-1970 03:00 ANA AKTÖR KÜRT BİRLİĞİ OLABİLİR 01-01-1970 03:00 İDEAL OLAN 01-01-1970 03:00 ÜÇ GÜZEL VARLIK 01-01-1970 03:00 Değişim iyidir, güzeldir, hayattır! 01-01-1970 03:00 MERAK EDİLEN YAKIŞIKLI 01-01-1970 03:00 Yakışıklının devamı. 01-01-1970 03:00 YAKIŞIKLI VE DİCLE’NİN YİĞİT ÇOCUKLARI 01-01-1970 03:00 ÖNCE SÖZ DEĞİL SES VARDI 01-01-1970 03:00 Alevileri Ne Kadar Anlayabiliyoruz? 01-01-1970 03:00 Önyargıları Kırıp Alevileri Tanımak ve Sevmek 01-01-1970 03:00 EĞİTİM Mİ, KÜLTÜR MÜ? 01-01-1970 03:00 Gönüllere Dokunma 01-01-1970 03:00 8 Mart ve Erkekler 01-01-1970 03:00 YENİ BİR PARADİGMA VE STRATEJİK DEĞİŞİKLİK NEDEN GEREKLİDİR 01-01-1970 03:00 Hangi sosyalizmi istiyoruz? 01-01-1970 03:00 YENİ DURUM VE ÜÇ YAZIM-1 01-01-1970 03:00 GÜLHANE PARKI, POSTACI VE BEN 01-01-1970 03:00 SEVGİLER GÜNÜ 01-01-1970 03:00 Çaresizliğin Çaresi: Demokrasi-2 01-01-1970 03:00 Çaresizliğin Çaresi: Demokrasi-1 01-01-1970 03:00 ÜÇ ROMAN İKİ DÜŞÜNÜR 01-01-1970 03:00 HAYAT/ YAŞAM 01-01-1970 03:00 KÜRTLER, "İSLAM KARDEŞLİĞİ"SARMALINDAN ÇIKABİLECEK Mİ? 01-01-1970 03:00 AĞLAYIP SIZLAMA ÇARE DEĞİL 01-01-1970 03:00 DİCLE KURURKEN! 01-01-1970 03:00 EĞİTİMİMİZİN l-İ PÜR MELALİ-2 01-01-1970 03:00 EĞİTİMİMİZİN HAL-İ PÜR MELALİ-1 01-01-1970 03:00 EĞİTİMİMİZİN HAL-İ PÜR MELALİ GİRİŞ 01-01-1970 03:00 "Keké 01-01-1970 03:00 Hayatının Sonbaharını Yaşayanlara Öneriler 01-01-1970 03:00 ŞEYHMUS KAPTANI VE AMEDSPOR 01-01-1970 03:00 DEVLET, ÇIKAR MI HİZMET Mİ ARACIDIR ? 01-01-1970 03:00 Bir Asırdır Demokrasiyi Kurumsallaştıramadık, Neden? 01-01-1970 03:00