GÜNCEL SİYASİ NOTLAR

Ali Haydar Üzülmez

24-06-2026 11:15

Güncel siyasetle ilgili yazı yazmadığımın farkındayım. Zaman zaman arkadaş ve dost sohbetlerinde bu konuda eleştiriler de alıyorum. Daha önceki yazılarımda; CHP, DEM Parti, süreç ve Kürt meselesiyle ilgili yazılarım/değerlendirmelerim olmuştu. Bu konularda temelde değişen bir durum olmadığı için yazmak istemedim; günlük ve kısır siyasetin tekrarına düşmekten kaçınmaya çalıştım. Ancak madem ki bu konudaki düşüncelerim merak ediliyor, ben de düşüncelerimi sizlerle paylaşayım.
CHP ile ilgili düşüncelerimi özet olarak şöyle ifade edebilirim:
CHP, kurucu parti olarak ektiğini biçiyor. Türk-İslam sentezi çerçevesinde yaptıklarının başka bir versiyonu olan İslam-Türk sentezi kapsamında, bugün Erdoğan ve AKP tarafından geçmişte HDP/DEP partisine uygulanan yöntemler, şimdi de CHP’ye uygulanıyor. Yani rüzgâr ekenler fırtına biçiyor.
Kamuoyunda geçmişten günümüze, süregelen bir algı ya da yanılsama vardır: CHP ilericiliği, CHP dışındaki sağ partiler ise gericiliği temsil eder. Bunun doğru olmadığını düşünüyorum. Bu, yıllarca uygulanan politikaların ve ideolojik kuşatmanın sonucu oluşmuş bir algıdır.
CHP, kuruluşundan bu yana gerçek anlamda özgürlükleri, hukuku ve demokrasiyi savunmadı. Bugün iktidarda olanlar da özgürlükleri, hukuku ve demokrasiyi savunmuyor. Aynı ideolojik zeminden/kaynaktan ve rant düzeninden besleniyorlar.
Ara not olarak şunu söyleyebilirim: Gezi olayı ve Ekrem İmamoğlu’nun peş peşe iki kez, tüm engel ve müdahalelere rağmen seçimi kazanması, Erdoğan ve AKP’nin kimyasını bozdu.
AKP’nin 24 yıllık iktidarı döneminde rejimin temel yapısında esaslı bir değişiklik olmadı. Bugün de hak arayanlar baskı altında tutulmaya devam ediliyor, Kürtler ve Aleviler ise Cumhuriyet’in kuruluşundan bu yana yok sayılıyor. Mustafa Kemal’in bizatihi hazırlattığı 1924 Anayasası ve onun ırkçı, inkârcı 66. maddesi halen yürürlükte, varlığını sürdürüyor.
Özetle, bürokraside Kemalist ideolojiden siyasal İslamcı ideolojiye bir kayış söz konusudur. Yönetim ve bürokrasi bir uçtan diğer uca savrulmuştur. Olan biten; iktidar, rant ve “ben” olma kavgasıdır. Temel ideoloji ve onu koruyan, kollayan yasalar yerli yerinde duruyor.
Peki, çare nedir?
Bana göre çare, Türkiye’nin gerçek bir paradigma değişikliğine gitmesi; Avrupa Birliği üyeliği için temel hak ve özgürlükleri, hukuku ve demokrasiyi önceleyen bir sosyal demokrat partiye sahip olmasıdır. Bunun iç ve dış koşulları mevcuttur.
Özgür Özel ve ekibi bunu başarabilir mi? Bundan çok emin değilim; kuşkularım var. Koşa koşa Anıtkabir’e giden bir lider ve ekibinden, gerçek anlamda sosyal demokrat bir parti çıkmasını beklemek bana çok gerçekçi gelmiyor. O ideolojinin halka bir faydası olsaydı, şimdiye kadar olurdu. Yaşadığımız sıkıntıların önemli bir kısmını da yaşamazdık.
CHP, isminde geçtiği gibi hiçbir zaman halkın partisi olmamıştır; devletin ve devleti elinde bulunduran elitlerin partisi olmuştur. Bu anlayış terk edilmeli; özgürlük, hukuk ve demokrasi temelinde halkla bütünleşen, “çakma” değil gerçek bir sosyal demokrat partide buluşulmalıdır. Sonrası kolaydır. Aksi hâlde bu kayıkçı kavgasının süreceğinden hiç kuşkum yok.
CHP belediyelerindeki yolsuzluk soruşturmaları, vicdanlı, erdemli ve ahlak sahibi her insanın aklına şu soruyu getiriyor: “Bu kadar da siyasi ve hukuksal skandal olmaz. Allah aşkına, bütün bu yolsuzluklar ve rüşvetler sadece CHP belediyelerinde mi oluyor? AKP ve MHP belediyelerinde hiç mi yolsuzluk, rüşvet, adam ve iş kayırma olmuyor? El insaf!”
Gelelim DEM Parti’ye.
Bazı can alıcı tespitlerle başlayalım.
DEM Parti’nin kadroları ve tabanı uzun yıllardır ciddi biçimde yıpranmış, yorulmuş ve bir anlamda DEM Parti arafta kalmıştır. Parti Kürtlerin oyunu alıyor ama yöneticiler kendilerini bir Kürt partisi olarak tanımlamıyor. “Türkiye partisiyiz” diyorlar ama Türkiye partisi de olamıyorlar. Çünkü rejim tarafından dışlanıyor; Türk toplumunun önemli bir kesimi ise Kürtlere ve onların siyasi temsilcilerine kuşkuyla bakıyor ya da karşı tavır alıyor. Aslında fiiliyatta HDP/DEM, Türkler tarafından “Kürtlerin partisi” olarak kabul görüyor. Ama memlekette anayasal olarak Kürtler yok. İşin can alıcı noktası burasıdır.
Bu çelişkili durumun daha fazla sürdürülebileceğini düşünmüyorum.
DEM Parti, Eylül ayında kongresini yapacak. Kongreye şimdiden büyük umut bağlayanlar var. Kongre bu çelişkili duruma son vermeli. Açık konuşmak gerekirse; DEM Parti’nin, birlik arayışındaki Kürtlerle birlikte yeniden yapılanması ve gerçek anlamda Kürtlerin sosyal demokrat partisi hâline gelmesi gerekir. Bana göre Kürtlerin ve Türkiye’nin çıkarı böylesine bir partidedir. DEM Parti yenilenmiş hali ile parlamentoya Kürtleri temsilen güçlü bir grupla girmeli ve hükümete ortak olmayı hedeflemeli; tüzük ve programını da buna göre yenilemelidir. Türkiye’de sosyalist olduğunu söyleyen parti ve grupları kendi hâllerine bırakmalı; kırkı aşkın bileşeni sırtında taşımaktan vazgeçmelidir. Kürtlerin bu yapılardan artık ciddi bir fayda göreceğine inanmıyorum. TİP Genel Başkanı Erkan Baş’ın son talihsiz açıklaması da bunun bir göstergesi olmuştur. Kürtlerle sosyalistlerin arası her geçen gün açılıyor.
Ancak gelişmeler de farklı yönde ilerliyor gibi görünüyor.
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, geçenlerde yaptığı grup konuşmasında şunları söyledi:
“Ortak ad: Türkiyelilik. 
Çatı: Demokratik Cumhuriyet. 
Zemin: Eşit yurttaşlık.” 
Bu açıklama bana, “Eski söylem ve yapılanma anlayışında devam edeceğiz” mesajı veriyor. Eğer kongreden bu doğrultuda bir karar çıkarsa, DEM Parti’nin bugünkü arafta kalma hâlini aşamayacağını düşünüyorum. O zaman da değişen bir şey olmaz.
Farklı bir gelişmenin yaşanabilmesi için sürecin ilerlemesi ve etkili olması, Öcalan’ın ve Selahattin Demirtaş’ın devreye girip inisiyatif alması gerekir. O zaman da bu günkü HDP, DEM ve Demokratik Bölgeler Partisi olmaz, başka bir şey ortaya çıkar diye düşünüyorum.
Bekleyip göreceğiz.
Son olarak iş insanı Rahmi Koç’un “esprisine” değinmek istiyorum.
Bu olayın bir vaka olduğunu düşünüyorum. Kendi adıma iki sonuç çıkardım.
Birincisi; Kemalist rejimin tornasından çıkan burjuva da olsa insan mantalitesi budur. Onun özenle yetiştirdiği burjuvazide görülen kibir, kendini muktedir görme hâli ve gerçek anlamda burjuva ahlakından yoksunluk ancak bu kadar olabilir. Bu kibir ve üstünlük duygusu, tarihsel olarak Kürtleri küçümsemek ve yok saymakla da bağlantılıdır: Bilinçaltındakini dile getirmiştir.
Yıllarca bakanlık ve başbakanlık yapmış olan Binali Yıldırım’ın durumu da bana göre tek kelimeyle vahim ve düzeysizliktir.
İkinci sonuç ise şudur: Bu sözleri Rahmi Koç yerine Cumhur İttifakı’ndan bir siyasetçi ya da bir iş insanı söylemiş olsaydı, acaba Kürt siyasetçi ve aydınlarından bu kadar geniş ve yer yer abartılı bir tepki gelir mıydı?  Hiç sanmıyorum.
Erdemli ve dürüst insanlar, özellikle de Kürtler, dolduruşa gelmemeli; Kürtler olgun davranmalı, dikkatli ve esnek bir siyaset izlemelidir. Kendilerini merkeze koyup ortaklaşmalı; temel hedefleri özgürlük, hukuk ve demokrasi çerçevesinde eşit yurttaşlık ve anadilde eğitim olmalıdır.
Yanılıyor olabilirim, ancak bugün için  düşüncelerim böyle.

DİĞER YAZILARI DÜNDEN BUGÜNE 01-01-1970 03:00 KAKOLAR VE GAKOŞLAR: BİR KİMLİK SORUSU 01-01-1970 03:00 TARTIŞMAYA DEVAM, KIRAL ÇIPLAK! 01-01-1970 03:00 Ne Olacak Bu Müslümanların Hali? 01-01-1970 03:00 EKSİK OLAN 01-01-1970 03:00 İNSANLAŞMA SÜRECİMİZ 01-01-1970 03:00 ÜÇ KADİM SORU 01-01-1970 03:00 İRAN VE SURİYE’DEKİ SON GELİŞMELER IŞIĞINDA KÜRTLER 01-01-1970 03:00 AYDINLAR VE ASKERLER 01-01-1970 03:00 DÜNDEN BUGÜNE KÜRTLERE KARŞI DUYULAN KİN, NEFRET, DÜŞMANLIK VE PSİKOLOJİK SAVAŞ 01-01-1970 03:00 BİR SOHBETİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ 01-01-1970 03:00 SEMAVİ DİNLER VE LUTİLİK 01-01-1970 03:00 İDEOLOJİLERİN TUTUCULUĞU VE AYDINLAR 01-01-1970 03:00 MECLİS KOMİSYONU, YENİ ANAYASA VE BARO BAŞKANININ ÇAĞRISI 01-01-1970 03:00 ÖZGÜRLÜK PLATFORMU 01-01-1970 03:00 BÖLGESEL TEK GÜCE DOĞRU! 01-01-1970 03:00 İLK CİNAYET VE İLK MİRAS KAVGASI 01-01-1970 03:00 YETKİLERİ GÖREVE ÇAĞRIYORUM 01-01-1970 03:00 GELDİK BUGÜNLERE 01-01-1970 03:00 İSRAİL’IN İRAN’I ÇÖKERTME STRATEJİSİ VE İSLAM’IN SİYASAL BİR DİN OLARAK KURUMSALLAŞMASI 01-01-1970 03:00 ÖCALANIN ÇAĞRISI: KURBANSIZ KURBAN BAYRAMI 01-01-1970 03:00 Matematik ve Ezanın Evrensel Ölçüleri 01-01-1970 03:00 Bir İnsanlık Hali Üzerine Düşünceler 01-01-1970 03:00 SOSYALİZM ÖLDÜ MÜ? 01-01-1970 03:00 KÜRTLER GÜNEŞ Mİ, RÜZGÂR MI OLMALI? 01-01-1970 03:00 KARARI SİZLERE BIRAKIYORUM 01-01-1970 03:00 Anayasa Tartışmaları ve Kenan Paşa’nın Gizli Hayranları 01-01-1970 03:00 TENEKE VE ALTIN 01-01-1970 03:00 ARAYIŞ DEVAM EDİYOR; MARSA YOLCULUK  01-01-1970 03:00 DOMOKRATİK SİYASETE VE KARDEŞLİĞE ÇAĞRI 01-01-1970 03:00 ÇOCUKLARIMIZIN MATEMATİK KORKUSU 01-01-1970 03:00 GÖZLER ÖCALAN’DA 01-01-1970 03:00 TARİH YENİDEN KÜRTLERİN KAPISINI ÇALDI, KÜRTLER ÇOK DİKKATLİ OLMALI! 01-01-1970 03:00 KÜRTLER TARTIŞIYOR 01-01-1970 03:00 HAYBER KALESİ CENGİ VE BİTMEYEN DİN SAVAŞLARI 01-01-1970 03:00 KEDİ, SİNCAP, KUŞ VE MÜSLÜMAN KADINLAR 01-01-1970 03:00 DÜRÜST, GÜZEL NARİN! 01-01-1970 03:00 MUNDAR OLMAK 01-01-1970 03:00 Baskın Oran Hocama Açık Mektup 01-01-1970 03:00 EŞİTLİĞE DOĞRU 01-01-1970 03:00 İSLAMCILARIN KENDİ EKONOMİK MODELLERİ VAR MIDIR? 01-01-1970 03:00 DAYANAK NE? 01-01-1970 03:00 DİKTATÖR, SAVAŞ VE HAYAT 01-01-1970 03:00 BENİMDE BİR HAYALİM VAR 01-01-1970 03:00 ÇIKIŞ YOLU 01-01-1970 03:00 İKİ BÜYÜK YALAN 01-01-1970 03:00 GELEN İKİ TELEFON VE DÜŞÜNDÜKLERİ 01-01-1970 03:00 CARİYE VE HÜR KADININ ÇOCUKLARI 01-01-1970 03:00 DEM Parti ve Kürtler 01-01-1970 03:00 YÜREĞİMİN SESİ 01-01-1970 03:00 "Nietzsche: Kendisinden bir şeyler öğrendiğim tek psikolog Dostoyevski olmuştur 01-01-1970 03:00 MARKSİZM VE SOVYET PRATİĞİ 01-01-1970 03:00 AŞKIN YÜZÜ, ELAZIĞ VE ADNAN YÜCEL 01-01-1970 03:00 GÜLÜMSEME ZAMANI 01-01-1970 03:00 AŞKI YAŞAYAMAYANLARIN HAZİN DURUMU 01-01-1970 03:00 ÜÇ KURAL VE ZAHİR DEĞİL ÖZ 01-01-1970 03:00 ANA AKTÖR KÜRT BİRLİĞİ OLABİLİR 01-01-1970 03:00 İDEAL OLAN 01-01-1970 03:00 ÜÇ GÜZEL VARLIK 01-01-1970 03:00 Değişim iyidir, güzeldir, hayattır! 01-01-1970 03:00 MERAK EDİLEN YAKIŞIKLI 01-01-1970 03:00 Yakışıklının devamı. 01-01-1970 03:00 YAKIŞIKLI VE DİCLE’NİN YİĞİT ÇOCUKLARI 01-01-1970 03:00 ÖNCE SÖZ DEĞİL SES VARDI 01-01-1970 03:00 Alevileri Ne Kadar Anlayabiliyoruz? 01-01-1970 03:00 Önyargıları Kırıp Alevileri Tanımak ve Sevmek 01-01-1970 03:00 EĞİTİM Mİ, KÜLTÜR MÜ? 01-01-1970 03:00 Gönüllere Dokunma 01-01-1970 03:00 8 Mart ve Erkekler 01-01-1970 03:00 YENİ BİR PARADİGMA VE STRATEJİK DEĞİŞİKLİK NEDEN GEREKLİDİR 01-01-1970 03:00 Hangi sosyalizmi istiyoruz? 01-01-1970 03:00 YENİ DURUM VE ÜÇ YAZIM-1 01-01-1970 03:00 GÜLHANE PARKI, POSTACI VE BEN 01-01-1970 03:00 SEVGİLER GÜNÜ 01-01-1970 03:00 Çaresizliğin Çaresi: Demokrasi-2 01-01-1970 03:00 Çaresizliğin Çaresi: Demokrasi-1 01-01-1970 03:00 ÜÇ ROMAN İKİ DÜŞÜNÜR 01-01-1970 03:00 HAYAT/ YAŞAM 01-01-1970 03:00 KÜRTLER, "İSLAM KARDEŞLİĞİ"SARMALINDAN ÇIKABİLECEK Mİ? 01-01-1970 03:00 AĞLAYIP SIZLAMA ÇARE DEĞİL 01-01-1970 03:00 DİCLE KURURKEN! 01-01-1970 03:00 EĞİTİMİMİZİN l-İ PÜR MELALİ-2 01-01-1970 03:00 EĞİTİMİMİZİN HAL-İ PÜR MELALİ-1 01-01-1970 03:00 EĞİTİMİMİZİN HAL-İ PÜR MELALİ GİRİŞ 01-01-1970 03:00 "Keké 01-01-1970 03:00 Hayatının Sonbaharını Yaşayanlara Öneriler 01-01-1970 03:00 ŞEYHMUS KAPTANI VE AMEDSPOR 01-01-1970 03:00 DEVLET, ÇIKAR MI HİZMET Mİ ARACIDIR ? 01-01-1970 03:00 Bir Asırdır Demokrasiyi Kurumsallaştıramadık, Neden? 01-01-1970 03:00