Bölgedeki savaştan dolayı zorunlu göçün hali
Kürdistan kentlerinde ilan edilen sokağa çıkma yasakları sırasında yaşanan hak ihlalleri ve "göçertme" politikalarına ilişkin aylardır süregelen bir durum söz konusu. Kürdistan'da başlatılan savaşla birlikte yaşama hakkı ihlalleri başta olmak üzere barınmadan, sağlığa kadar birçok hak ihlalinin yaşandığını ve bu süreçte yüz binlerce insanın yasaklar nedeniyle göç etmek zorunda kaldığı da bilinen bir gerçek.
Cumhurbaşkanı, Başbakan ve yerel mülki amirler bu yasakları, yasağa bağlı olarak devreye sokulan sokak sokak, ev ev “aramaların”, “çatışmaların” süreceğini, okulların, işyerlerinin açılmayacağını sanki pek başarılı ve olağan bir yönetim tarzıymış gibi yeniden yeniden söylüyorlar.

Öyle ki Sur’da, Silopi’de, Cizre’de, Nusaybin’de defalarca uygulamaya sokulan bu “yasak”, şimdi de Şırnak ve Yüksekova’da da haftaları geride bıraktı. Bu savaş konseptiyle birlikte binlerce bölge insanının yaşam hakları ihlal edildiği gibi, göçertildi ya da göç etmek zorunda kaldı.
Hal böyle iken günlerdir mağduriyet altında ve göç etmek zorunda kalan halk zor bir süreçten geçtiği
Hal böyle iken, bu savaş konseptinden dolayı zorunlu göçe maruz kalan halk, bölgede sokağa çıkma yasağıyla başlayan savaş, beraberinde göçü, sürgünü ve sefaleti dayatıyor. Bunlarla birlikte binlerce ailenin şu an çektiği ızdıraplar, vicdanları sızlatacak derece. Evinden göç etmek zorunda kalıp, şimdilerde yaşam mücadelesi veren Uğur ailesi, yaşadıkları acıları anlatmakta güçlük çeken binlerce aileden sadece biri.
Zorunlu göç nedeniyle Şırnak'tan, Gaziantep'e akrabaların yanına yerleşen, 2-3 aileyle birlikte aynı evde kalan ve kaldıkları ailenin de durumunun iyi olmadığın söyleyen Tayyip Uğur, 2 çocuk sahibi ve astım hastası olduğundan kaynaklı hiç bir yerde çalışmıyor.

Baba Tayyip Uğur: ‘’Ben iki çocuk sahibi bir babayım. Emekçi ve bulduğu her işi yapan Şırnak’lı yüzlerce aileden biriyim. Bildiniz gibi Şırnak’tan çıkmak zorunda bırakıldık ve çıktık. Ben ve benim gibi yüzlerce aile var. Çıktık çıkmasına ama parasi olan kendine ev tuttu, ben ve benim gibi emekçi olanlar da bölgedeki tanıdıklarına sığındılar. Gittik, belki sığındık ama tanıdığı da kendi gibi emekçi ve fakir olduğundan kendi mağduriyetimizle tanıdıklarımızı da kendimizle mağdur ettik. Değerli dostlar, anlayacağınız şudur ki, ben ve benim gibi yüzlerce aile çok zor durumda ama bazı insanlar bunu dile getirmiyor veya getirmekten çekiniyor. Ama benim iki çocuğum var, onlar için mağduriyetimi dile getirme zorunluluğum var. Yardımcı olabilecek birilerini tanıyan ya da yardımcı olabilecek birileri varsa, çok acil yardımlarını bekliyoruz. Ciddi anlamda İhtiyacimiz var.’’ dedi.

Son olarak ta hayatın müşterek olduğuna dikkat çeken Uğur; ‘’ Bu zor durumda olan bir babanın çağrısıdır ve benim durumumda olan yüzlerce aile, baba vardır. Bu anlamda uzatılacak her elin vicdan eli olduğunu düşünüyorum’’ dedi.
Not: Bu haberde yer alan Uğur ailseinin çağrısına gelebilecek cevapların alınabileceği (iletişim) e yer verilmesi gerekiyor.


