HÜDA PAR Şanlıurfa Gençlik Kolları ile Yakubiye Eğitim ve Kültür Derneği (Yakubiye-Der), her hafta geleneksel hale getirdiği "Sabah Namazıyla Diriliş" programı kapsamında üye ve gönüllülerini Mevlid-i Halil (Dergah)Camii'nde bir araya getirdi.

Her hafta farklı camilerde düzenlenen programlarda gençler hep birlikte sabah namazında saf tutuyor. “Sen Uyan ki, Ümmet Uyansın”, “Sabah Namazıyla Diriliş” sloganlarıyla düzenlenen programlara katılımın her hafta artarak devam ettiği görüldü.

Namaz çıkışı cami avlusunda Şanlıurfa Valiliği tarafından cami cemaatine verilen çorba ikramının ardından gençler, Hz. İbrahim’in Nemrut tarafından ateşe atıldığı, odunların balık, ateşin suya dönüştüğü rivayet edilen, Balıklıgöl havuzunun yanına gelerek, musahafalaştı.

Sabah namazı programına HÜDA PAR İl Başkan Yardımcısı Fevzi Kav, Eyyübiye İlçe Başkanı Ahmet İdem, parti üyeleri ve birçok genç katıldı. Araştırmacı yazar Emin Özaslan ise yaptığı kısa sohbetinde “Sabır” konusuna değindi.

Özaslan; “Ey İman edenler, sabırla ve namazla Allah’tan yardım dileyin. Sabredenleri müjdele.” Ayetini hatırlatarak, hangi koşullarda olursa olsun, bir insanın üzerine düşen her şeyi yaptıktan sonra, Allah’tan yardım dilemesi gerektiğini belirtti.

“Sabır hiçbir şey yapmadan beklemek değildir”

Sabretmenin beklemek anlamına gelmediğini söyleyen Özaslan; “Sabretmek Allah’a yalvarmak, Allah’a yakarmak, İltica etmek, daha sonra da üstüne düşen vazifeyi yaptıktan sonra, kendisini aşan konularda Allah’tan yardım istemek, Allah’ın yardımı gelinceye kadar beklemektir. Ama o süre zarfında her zaman çok çalışması lazım.” Dedi.

Mekke Müşriklerinin Peygamber efendimiz ve Müslümanlara yaptıkları zulüm ve hakaretlerden örnekler veren Özaslan; “Peygamber efendimiz zamanında Müşrikler, Peygamber efendimize hakaret ediyorlardı, Müslümanların canlarına kastettiler, bazı Müslümanlar Şehit edildi. Ama Onlar, hiçbir zaman Müşriklere karşılık vermediler. Neden? Çünkü Sabretmeleri gerekiyordu. Burada dikkat etmemiz gereken asıl konu şu; Müslümanlar Sabrederken yerlerinde oturdular mı? Normal hayatını sürdürüp, “Allah’ın emri gelene kadar bekleyelim.” Dediler mi? Hayır. Evet, Sabrettiler ama Onların Sabrı şu şekilde idi, gece gündüz İslam davası için çalışıyorlar, kapı kapı dolaşıyorlardı, Herkese gidip İslam’ı anlatıyorlardı, çalışıyorlardı, çalışıyorlardı, çalışıyorlardı.

İşte Sabretmek budur. Üzerine düşen vazifeyi yapacaksın son noktasına kadar, seni aşan konularda Sabredeceksin Allah’ın Emri-yardımı gelene kadar. Bir Müslüman, yeryüzünde üstüne düşen bütün vazifeyi yapmadıktan sonra, Allah-u Teala hiçbir zaman yardımını göndermez. Bütün Peygamberlerin ve Resulullah’ın hayatına bakın hep öyle olmuştur. Bütün Müslümanlar üzerlerine düşen vazifeyi yapmışlardır, ondan sonra Sabretmişlerdir ve Allah-u Teala yardımını göndermiştir.

Program dua ve temennilerle son buldu.