Geçtiğimiz sezon 3. Lig’de mücadele eden Bursaspor, yeniden dirilişin adını yazdı. Şampiyon olarak 2. Lig’e yükseldi. Spor camiası bu başarıyı konuşurken, gözler kulübün mali yapısına çevrildi. Rakamlar şaşırtıcı: 2.1 milyar TL olan borç, 1.1 milyar TL seviyesine indirildi. Kulüp başkanı Enes Çelik, eski Bakan Faruk Çelik’in oğlu. Faruk Çelik ise kamuoyunda açıkça “Bursaspor’un abisi” olarak anılıyor. Eski yöneticilerin büyük kısmı alacaklarını sildi. 513 milyon TL’lik transfer tahtası borcu kapatıldı. Kamu borçlarının büyük kısmı ödendi.

Yani birileri taşın altına elini koydu. Hem de gerçek anlamda…

Peki biz?

Şanlıurfaspor, 1. Lig’den 2. Lig’e düştü. Borcumuz 95 milyon TL civarında. Bursaspor’un borcunun neredeyse on birde biri. Ancak geldiğimiz noktada biz düşerken onlar yükseldi. Bursaspor, maçlarını 40 bin seyirci ortalamasıyla oynarken, bizde tribünlerde 5-10 bin kişi bile zor toplanıyor. Kombine hedefi olarak onlar 70 bin bilet diyor, bizde ise hedef yok, talep de yok.

Oysa nüfus açısından aramızda büyük fark yok. Bursa, Türkiye’nin 4. büyük şehri; Şanlıurfa 8. sırada. İkisi de büyükşehir, ikisi de genç ve dinamik nüfusa sahip.

Ama asıl fark ne biliyor musunuz?

Sahiplenilme farkı.
Vizyon farkı.
İnanma farkı.

Bursaspor’un “abisi” varsa, bizim de TBMM Başkanvekili Sayın Bekir Bozdağ gibi bir devlet büyüğümüz var. Şanlıurfa’da güçlü kamu yöneticileri, iş insanları, sivil toplum kuruluşları, belediye başkanları, kanaat önderleri var. Ama herkes ya beklemede ya da uzaktan izleyici konumunda.

Oysa bugün destek zamanı. İlk transfer olarak Mesut Bakkal gibi deneyimli bir teknik direktörle anlaşmak önemli bir adım. Ancak arkası gelmeli. Kalıcı gelir kaynakları oluşturulmalı, şirketleşme süreci başlatılmalı, kurumsallaşmaya yönelik adımlar ivedilikle atılmalı. Kombine satışlarıyla halk takımı olunduğu hatırlatılmalı.

Şehir takımı olmak; sadece adında “Şanlıurfa” yazmakla olmaz. O ruhu taşımak gerekir. Ve evet, o ruh ancak sahip çıkıldığında yaşar.

Bursaspor’un abisi varsa, Urfa’nın da olmalı.
Olmazsa, bu şehir daha çok düşer. Sadece ligde değil, inançta da, umutta da…