Siyaseti neden sevmediğimi zaman zaman soranlar oluyor.
Cevabım aslında çok açık: Siyasette artık söz ile eylem arasındaki mesafe fazlasıyla açıldı.
Bugün bir siyasi partiyi ve onun politikalarını büyük bir kararlılıkla savunan bir siyasetçiyi, kısa süre sonra başka bir siyasi yapının yanında görmek artık kimseyi şaşırtmıyor. Dün ağır sözlerle eleştirilen isimlerle bugün aynı fotoğraf karesinde yer almak, dün karşı çıkılan politikaları bugün savunmak siyasetin sıradan görüntülerinden biri haline geldi.
Elbette insanların siyasi düşünceleri değişebilir.
Bir siyasetçi zaman içerisinde fikirlerini gözden geçirebilir, yanlış gördüğü politikaları terk edebilir veya farklı bir siyasi anlayışı benimseyebilir. Buna kimsenin itirazı olamaz. Çünkü demokrasi, düşünce değişikliğine ve siyasi tercihlere alan açar.
Ancak asıl mesele fikir değiştirmek değil, dün söylediklerini bugün yok saymaktır.
Dün “asla olmaz” dediğin bir anlayışın bugün savunucusu oluyorsan, seçmenin karşısına çıkıp bunun nedenini anlatmak zorundasın.
Dün ağır şekilde eleştirdiğin bir siyasetçiyle bugün aynı safta yer alıyorsan, bunun siyasi gerekçesini kamuoyuna açıklamak durumundasın.
Çünkü siyasetçinin sözü sadece kendisine ait değildir.
O sözün arkasında ona inanmış, güvenmiş ve oy vermiş insanlar vardır.
Siyaset Gömlek Değildir
Siyasi parti değiştirmek demokratik siyasetin içinde mümkündür. Ancak siyaset, bugün giyilip yarın çıkarılan bir gömlek değildir.
CHP, AK Parti, MHP, DEM Parti, İYİ Parti veya diğer siyasi partiler…
Partilerin isimleri değişebilir, politikaları zaman içerisinde farklılaşabilir, ittifaklar kurulabilir ve siyasi dengeler değişebilir. Bunların tamamı siyasetin doğal süreçleridir.
Fakat değişmemesi gereken bir şey vardır:
İlke ve duruş.
Bir siyasetçi dün söylediği sözün bugün arkasında durabiliyorsa, siyasi tercihine saygı duyulur. Ama dün söylediğini bugün inkâr ediyor, dün eleştirdiğinin bugün savunuculuğunu yapıyor ve bütün bunları hiçbir açıklama yapmadan gerçekleştiriyorsa, burada seçmenin sorgulaması gereken ciddi bir durum ortaya çıkar.
Çünkü seçmen artık şunu soruyor:
“Dün ne söylüyordun, bugün ne söylüyorsun ve yarın ne söyleyeceksin?”
Asıl Sorun Parti Değiştirmek Değil
Burada önemli bir ayrım yapmak gerekiyor.
Siyasetçilerin parti değiştirmesine karşı değilim. Demokratik sistem içerisinde herkes siyasi tercihini değiştirebilir. Hatta bazen parti değiştirmek, kişinin kendi siyasi çizgisi açısından doğru bir karar bile olabilir.
Ancak bunun bir gerekçesi, bir açıklaması ve kamuoyuna karşı bir sorumluluğu olmalıdır.
Seçmen, kendisine verilen sözlerin hesabını sormayacaksa siyasette güven duygusunu nasıl koruyacağız?
Bugün bir partinin en ateşli savunucusu olup yarın başka bir partinin en güçlü destekçisi haline gelmek; üstelik dün söylenenleri hiç yaşanmamış gibi kabul etmek, siyasetin en büyük sorunlarından biri haline geliyor.
Bu durum yalnızca bir partiye veya bir siyasi görüşe özgü değildir.
Siyasetin tamamını ilgilendiren bir güven problemidir.
Dün Söylenenler Unutulmuyor
Sosyal medya çağında hiçbir söz kaybolmuyor.
Dün söylediğiniz bir söz, bugün karşınıza çıkıyor. Dün eleştirdiğiniz bir siyasetçiyle bugün yan yana geldiğinizde, geçmişte söyledikleriniz yeniden gündeme geliyor.
İşte bu nedenle siyasetçinin en büyük sermayesi makam değil, güvendir.
Milletvekilliği biter, belediye başkanlığı değişir, parti yönetimleri değişir, ittifaklar dağılır ve yeni siyasi oluşumlar ortaya çıkar.
Ama toplumun hafızası kolay kolay silinmez.
Siyasetin Cilki Çıktı!
Bugün geldiğimiz noktada siyaset, zaman zaman hizmet ve proje yarışından çok makam, mevki, ittifak ve siyasi transfer tartışmalarıyla gündeme geliyor.
Vatandaş ise çok daha temel sorunların cevabını bekliyor:
Ekonomi ne olacak?
Gençlerin geleceği nasıl olacak?
İşsizlik nasıl çözülecek?
Tarımın sorunları nasıl giderilecek?
Eğitim, sağlık ve ulaşımda hangi adımlar atılacak?
Vatandaş bunları konuşmak isterken, siyaset gündeminin sürekli “Kim hangi partiye geçti?” tartışmasına sıkışması toplumdaki güven duygusunu daha da zedeliyor.
Siyasetçinin görevi, koltuğunu korumak değil; kendisine verilen yetkiyi milletin hizmetinde kullanmaktır.
Partiler değişebilir.
İttifaklar değişebilir.
Siyasi dengeler değişebilir.
İnsanlar fikirlerini değiştirebilir.
Bunların tamamı siyasetin doğasında vardır.
Ama değişmemesi gereken bir şey varsa o da samimiyet, ilke ve duruştur.
Çünkü seçmen dün söylediğini bugün unutmuyor.
Ve artık vatandaşın siyasetten beklentisi çok basit:
Dün ne söylediysen bugün de onun arkasında dur.
Siyaset bir gün A, ertesi gün B, sonraki gün C olmak değildir.
Siyaset; inandığın doğruyu savunmak, yanlışını kabul etmek ve millete karşı verdiğin sözün arkasında durmaktır.
Aksi halde siyasetin gerçekten de cilki çıkar.
Kalıba koysanız da düzelmez.


Köşe Yazısı | Süleyman Turan