Kıymetli Dostlarım, Değerli Okuyucularım; Bazı insanlar yalnızca meslekleri ve üstlendikleri görevlerle değil; insanlara gösterdikleri yakınlık, samimiyet, vefa ve yardımseverlikle gönüllerde yer edinirler.
Avukat Selahattin Görkey de hukuk alanındaki birikimini yerel yönetim tecrübesi ve toplumsal hizmet anlayışıyla birleştiren; başta hemşehrileri olmak üzere kendisine ulaşan insanların meselelerini kendi meselesi gibi gören kıymetli bir hukukçu, yönetici, vakıf insanı ve gönül dostudur.
Şanlıurfa’nın tarihî ve köklü yerleşim bölgelerinden biri olan Ellisekiz Meydanı’nda başlayan hayat yolculuğu, daha sonra İstanbul’a uzanmıştır. Doğup büyüdüğü şehrin kültürünü, insan sevgisini, misafirperverliğini, dayanışma ruhunu ve dostluk anlayışını hayatının her döneminde yaşatmıştır.
HUKUK VE HİZMETLE GEÇEN BİR ÖMÜR
Avukatlık mesleğini uzun yıllar büyük bir ciddiyet ve sorumluluk anlayışıyla sürdüren Selahattin Görkey, yalnızca hukuki bilgi ve tecrübesiyle değil; insanlara yaklaşımı, sorunları sabırla dinlemesi ve çözüm üretme gayretiyle de tanınmıştır.
Onun hukuk anlayışında yalnızca kanun maddeleri değil; vicdan, adalet, hakkaniyet ve insana saygı da önemli bir yer tutmuştur. İnsanların sıkıntılarına kulak vermeyi, bildiklerini ve tecrübelerini toplum yararına kullanmayı önemli bir sorumluluk kabul etmiştir.
Kendisine danışan insanları imkânları ölçüsünde yönlendirmiş; bazen hukuki bilgisiyle, bazen bir telefon görüşmesiyle, bazen de bizzat girişimde bulunarak meselelerin çözüme kavuşmasına yardımcı olmuştur.
UZUN YILLAR SÜREN BAKIRKÖY BELEDİYE BAŞKAN YARDIMCILIĞI
Selahattin Görkey ağabeyimiz, İstanbul’un en önemli ilçelerinden biri olan Bakırköy’de uzun yıllar Belediye Başkan Yardımcılığı görevini sürdürmüştür.
Üstlendiği bu önemli görev sırasında makamını kişisel bir üstünlük veya ayrıcalık olarak değil; halka hizmet etmenin, vatandaşların meselelerine çözüm bulmanın ve insanların hayatını kolaylaştırmanın bir vesilesi olarak görmüştür.
Başta İstanbul’da yaşayan Urfalı hemşehrilerimiz olmak üzere, kapısını çalan ve kendisinden yardım isteyen vatandaşların meselelerine hiçbir karşılık beklemeden yaklaşmıştır. İnsanlar arasında ayrım yapmadan, imkânları ve yetkileri ölçüsünde herkesin derdini dinlemeye ve çözüm bulmaya gayret göstermiştir.
Kendisine ulaşan bir hemşehrisinin veya vatandaşın meselesini sıradan bir başvuru olarak görmemiş; çoğu zaman kendi işiymiş gibi sahiplenmiştir. Birinin işi sonuçlandığında duyduğu memnuniyeti, adeta kendi işi çözülmüş gibi samimiyetle paylaşmıştır.
İstanbul gibi büyük bir şehirde resmî kurumlarda işi bulunan, yolunu ve yöntemini bilmeyen veya bir konuda desteğe ihtiyaç duyan insanlar için güvenilir bir kapı olmuştur. Kimisini ilgili birime yönlendirmiş, kimisinin sorununu yetkililere aktarmış, kimisinin de işini yakından takip etmiştir.
Bütün bunları herhangi bir menfaat, karşılık veya teşekkür beklentisi içerisinde olmadan gerçekleştirmiştir. Onun için önemli olan, bir insanın sıkıntısının giderilmesi ve yüzünün gülebilmesiydi.
Selahattin ağabeyimizin belediyecilik anlayışında insanı merkeze alan bir hizmet düşüncesi bulunuyordu. Çünkü o, kamu görevlerinin kişilere makam kazandırmak için değil; millete ve topluma hizmet etmek için verildiğine inanan bir anlayışa sahipti.
Görev yaptığı yıllarda sergilediği bu samimi yaklaşım, birçok insanın gönlünde unutulmaz izler bırakmıştır. Makamlar ve görevler gelip geçse de iyilikle yapılan hizmetler ve insanların kalbinde bırakılan güzel hatıralar kalıcıdır.
MAKAMININ KAPISI HERKESE AÇIKTI
Selahattin Görkey ağabeyimizin kapısı, yalnızca tanıdığı veya yakın olduğu insanlara değil; bir derdi, talebi ve haklı beklentisi bulunan herkese açıktı.
Özellikle İstanbul’a yeni gelmiş, büyükşehrin bürokratik işleyişine yabancı olan Urfalı hemşehrilerimizin karşılaştıkları meselelerde onlara yol göstermiş ve destek olmuştur. Ancak hizmet anlayışını yalnızca hemşehrilik sınırları içerisinde tutmamış; kendisine ulaşan bütün vatandaşlarla aynı samimiyetle ilgilenmiştir.
İnsanların kimliğine, maddi durumuna veya toplumdaki yerine bakmadan, elinden gelen yardımı yapmaya çalışmıştır. Böylece hem Urfalı hemşehrilerimizin sevgisini hem de Bakırköy halkının takdirini kazanmıştır.
Onun hizmet anlayışında gösterişten ziyade samimiyet, sözden ziyade icraat ve karşılık beklemekten ziyade insan duası vardı.
VAKIF VE DERNEK ÇALIŞMALARINA VERDİĞİ ÖNEM
Selahattin Görkey, mesleki ve yerel yönetim çalışmalarının yanında sosyal dayanışmaya, vakıf hizmetlerine ve hemşehri birlikteliğine de büyük önem vermiştir.
UR-DER başta olmak üzere çeşitli sivil toplum çalışmalarında görev üstlenmiş; İstanbul’daki Urfalıların bir araya gelmelerine, birbirlerini tanımalarına, kültürlerini yaşatmalarına ve dayanışma içerisinde olmalarına katkıda bulunmuştur.
Vakıf Gureba ile ilgili üstlendiği başkanlık ve hizmet görevlerinde de sosyal sorumluluk anlayışını ortaya koymuş; toplum yararına gerçekleştirilen çalışmalara hukukçu kimliği, yöneticilik tecrübesi ve insan sevgisiyle destek vermiştir.
Onun anlayışında vakıf ve dernek hizmetleri yalnızca bir unvan taşımaktan ibaret değildir. Esas olan; insanların ihtiyaçlarına cevap verebilmek, yardımlaşmayı güçlendirmek, kültürel değerleri yaşatmak ve geride hayırla anılacak hizmetler bırakabilmektir.
Selahattin ağabeyimiz, kamudaki görevi sona erdikten sonra da insanlarla bağını koparmamış; hukukçu, vakıf insanı ve gönül dostu kimliğiyle çevresine katkı sunmaya devam etmiştir.
URFALILARIN HER ZAMAN YANINDA OLDU
İstanbul gibi büyük bir şehirde hemşehrilik dayanışmasının ne kadar önemli olduğunu bilen Selahattin Görkey, kendisine ulaşan Urfalıların taleplerine hiçbir zaman kayıtsız kalmamıştır.
İşi düşen, bir konuda yol gösterilmesine ihtiyaç duyan veya hukuki yardım talep eden hemşehrilerine elinden geldiğince destek olmuş; bazen bir telefonla, bazen bir görüşmeyle, bazen ilgili kişilere ulaşarak, bazen de bizzat devreye girerek sorunların çözülmesine katkı sağlamıştır.
Bunu yaparken hiçbir karşılık beklememiş; yapılan iyiliğin reklamını yapmaya veya insanları minnet altında bırakmaya çalışmamıştır. Sessizce yardımcı olmayı ve insanların hayır duasını kazanmayı her türlü takdirin üzerinde tutmuştur.
Geçmiş yıllarda benim de kendisine ilettiğim bir ricayla yakından ilgilenmesi ve meseleyi sahiplenerek çözümüne yardımcı olması, hafızamda güzel bir vefa örneği olarak yerini korumaktadır.
Aradan uzun yıllar geçse bile yapılan iyilikler unutulmuyor. İnsan kendisine uzatılan samimi bir eli, sıkıntılı zamanında söylenen teselli edici bir sözü ve karşılıksız yapılan bir yardımı gönül defterinde daima muhafaza ediyor.
SELAHATTİN AĞABEY’İN URFA LAHMACUNU SEVDASI
Selahattin Görkey ağabeyimizin Urfa lahmacununa özel bir sevgisi vardır. Ancak onun istediği lahmacun sıradan bir lahmacun değildir. Etinden sebzesine, baharatından hazırlanışına kadar bütün malzemelerini büyük bir titizlikle kendisi seçer ve hazırlatır eksiklerinide İstanbul lokantasından temin eder
Hazırladığı malzemeleri Bakırköy İstanbul Lokantası’na götürür ve özellikle:
“Bana güzel, gerçek bir Urfa sıra lahmacunu yapın” diyerek Urfa usulüne uygun şekilde pişirilmesini ister.
İstanbul Lokantası’nın kıymetli sahipleri de beni “kirve” diye severler. Bu güzel sofralarda dostluğun, hemşehriliğin, kirveliğin ve Urfa kültürünün en samimi örnekleri yaşanır.
Bu lahmacun sofraları yalnızca yemek yenilen sofralar değildir. O sofralarda eski Urfa hatıraları konuşulur, dostluklar tazelenir, geçmiş günler yâd edilir; sevgi, muhabbet ve gönül birlikteliği paylaşılır.
Selahattin ağabeyimizin özenle hazırlattığı Urfa lahmacununun tadı kadar, onun etrafında kurulan dostluk sofrasının sıcaklığı ve samimiyeti de hafızalarımızda güzel bir hatıra olarak yaşamaktadır.
YEMEK SIRALARIMIZIN KIYMETLİ BÜYÜĞÜ
Selahattin ağabeyimizle kendi aramızda oluşturduğumuz bir yemek sıramız da bulunmaktadır. Dostlarımızla belirli zamanlarda bir araya gelir, sırayla sofralar kurar ve güzel sohbetler gerçekleştiririz.
Selahattin ağabeyimiz de zaman zaman bu yemek sırasını üstlenerek bizleri bir araya getirir. Onun kurduğu sofralar yalnızca ikramlarıyla değil; samimiyeti, sıcak sohbeti, güzel hatıraları ve dostluk havasıyla da ayrı bir güzellik taşır.
Çünkü Urfa kültüründe sofra, yalnızca karın doyurulan bir yer değildir. Sofra; gönüllerin birleştiği, dostlukların güçlendiği, hatıraların anlatıldığı, dargınlıkların unutulduğu ve kardeşliğin paylaşıldığı kutsal bir buluşma yeridir.
Selahattin ağabeyimiz de bu kültürü İstanbul’da yaşatan ve gelecek kuşaklara aktarmaya çalışan kıymetli büyüklerimizden biridir.
MAKAMLAR GEÇİCİ, GÖNÜLLERDE BIRAKILAN İZLER KALICIDIR
İnsan hayatında üstlenilen görevler ve taşınan unvanlar bir gün sona erer. Ancak insanlara yapılan iyilikler, zor zamanlarında uzatılan eller ve gönüllerde bırakılan güzel izler nesiller boyunca yaşamaya devam eder.
Selahattin Görkey ağabeyimiz de uzun yıllar sürdürdüğü Bakırköy Belediye Başkan Yardımcılığı görevi, avukatlık mesleği, vakıf ve dernek çalışmaları boyunca insan odaklı bir anlayış benimsemiştir.
Hiçbir karşılık beklemeden ilgilendiği hemşehrilerinin ve vatandaşların gönlünde bıraktığı güzel izler, onun en değerli eserlerinden biridir.
Kendisine güvenerek başvuran insanları mahcup etmemeye, imkânı varsa yardımcı olmaya, imkânı bulunmadığında ise en azından doğru yolu göstermeye çalışmıştır. Bu özelliğiyle makamından güç alan değil, makamına değer kazandıran yöneticilerden biri olmuştur.
VEFA, DOSTLUK VE TEŞEKKÜR
Avukat Selahattin Görkey; hukukçuluğu, uzun yıllara dayanan Bakırköy Belediye Başkan Yardımcılığı ve yerel yönetim tecrübesi, vakıf ve dernek hizmetleri, Urfalılara ve bütün vatandaşlara gösterdiği yakınlık, dostluğa verdiği değer ve hiçbir karşılık beklemeden insanlara yardım etme gayretiyle gönüllerde yer edinmiş kıymetli bir büyüğümüzdür.
Kendisini tanımaktan, aynı sofralarda bulunmaktan, sohbetinden ve engin tecrübelerinden faydalanmaktan büyük bir mutluluk ve onur duyuyorum.
Başta şahsıma olmak üzere, İstanbul’daki Urfalı hemşehrilerimize ve kendisine ihtiyaç duyan bütün insanlara gösterdiği ilgi, yakınlık ve yardımlarından dolayı kıymetli Selahattin Görkey ağabeyimize gönülden teşekkür ediyorum.
Rabbim kendisine; ailesi, dostları ve bütün sevdikleriyle birlikte sağlık, huzur ve mutluluk içerisinde hayırlı ve uzun ömürler nasip etsin. Dostluğu, muhabbeti ve güzel hizmetleri daim olsun.
İyi ki varsınız Selahattin ağabeyim…
İyi ki dostumuz, büyüğümüz ve kirvemizsiniz…
Saygı, sevgi ve muhabbetlerimle…
Ecz. Bakır YEGENOĞLU
ÖNEMLİ NOT:
Bu yazı; kıymetli Selahattin Görkey ağabeyimizi uzun yıllardır yakından tanımam, kendisiyle paylaştığımız dostluklar, sohbetler ve şahsi hatıralarımdan hareketle hazırlanmıştır.
Kendisine önceden danışılmadan, tamamen kişisel bilgilerim, gözlemlerim ve hatıralarım doğrultusunda kaleme alınmıştır.
Bilmeden eksik veya hatalı ifade ettiğim bir husus varsa, kıymetli Selahattin ağabeyimin hoşgörüsüne sığınır; peşinen affını rica ederim.
▪️︎ Şanlıurfa’nın tarihî Ellisekiz Meydanı’nda başlayan bir hayat, İstanbul’un hukuk ve hizmet dünyasına nasıl uzandı?
▪️︎ Uzun yıllar sürdürdüğü Bakırköy Belediye Başkan Yardımcılığı görevi sırasında, başta Urfalılar olmak üzere vatandaşların meseleleriyle nasıl yakından ilgilendi?
▪️︎ Makamını ve imkânlarını hiçbir karşılık beklemeden insanların hizmetinde nasıl değerlendirdi?
▪️︎ Hukukçuluğunun yanı sıra vakıf ve dernek çalışmalarına hangi hizmetleriyle katkıda bulundu?
▪️︎ Dostluk sofraları, kirvelik bağları ve özel olarak hazırlattığı Urfa lahmacunları hangi güzel hatıralara vesile oldu?
URFA’NIN ELLİSEKİZ MEYDANI’NDAN İSTANBUL’A UZANAN BİR HUKUK, YEREL YÖNETİM, VAKIF VE HİZMET YOLCULUĞU
BAKIRKÖY BELEDİYE BAŞKAN YARDIMCILIĞINDAN VAKIF VE DERNEK HİZMETLERİNE;
URFALILARIN VE BÜTÜN VATANDAŞLARIN HER ZAMAN YANINDA OLAN KIYMETLİ BİR HUKUKÇU VE GÖNÜL İNSANI

