DAİŞ'in katliamlarından kaçıp Türkiye'ye sığınan ancak, Türkiye'nin tahsis ettiği kamplarda yaşamlarını sürdürmek istemeyen Suriyeli mültecilerin Avrupa'ya gitmek için Edirne'deki bekleyişleri sürüyor. Irkçılığa ve Ayrımcılığa DurDe Platformu'nun verilerine göre; ülkelerini terk etmek zorunda kalan Suriyeli mültecilerin Türkiye'deki sayısı 2 milyonu bulurken, bu sayının 1 buçuk milyonunu kadın ve çocuklar oluşturuyor. Platformun verilerine göre, son 3 ayda Türkiye'den Yunanistan'a gitmek isterken ve aralarında Suriyelilerin de bulunduğu 2 bin 500 mülteci yaşamını yitirdi. Eğitim, çalışma, yaşam ve sağlık gibi birçok hak ihlali ile karşılaşan mülteciler, Türkiye üzerinden Avrupa'ya geçmek istese de orada da ucuz iş gücü olarak kullanılıyor. Kapitalizmin en ağır koşullarında yaşayan mültecilerin ne tür sorunlar yaşadıklarını Irkçılığa ve Ayrımcılığa DurDe Platformu'ndan aktivisti Çağla Oflas anlattı.
'Mülteciler birçok haktan mahrum bırakılıyor'
Ortadoğu'da yaşanan savaşta Avrupa'nın payı olduğunu, Türkiye ve Avrupa'nın mültecilere karşı ikiyüzlü bir politika izlediğini belirten Oflas, Türkiye'nin mültecilerin hukuki haklarını esas alan Cenevre Sözleşmesi'ne taraf olmasına rağmen mülteci haklarını tanımadığını belirtti. 2013 yılında yürürlüğe giren Uluslararası Yabancıları Koruma Kanunu'na göre mültecilere geçici koruma statüsü verildiğini belirten Oflas, ancak geçici koruma statüsüne alınan mültecilerin Türkiye'nin çalışma, barınma, eğitim izinleri gibi birçok haktan mahrum bırakıldığını söyledi.
'Milyonlarca insanın hayatı kurtulabilir'
Ortadoğu'da süren göç dalgasının tek sorumlusunun Ortadoğu'ya müdahalelerde bulunan Avrupa ülkeleri olduğunun altını çizen Oflas, "Ortadoğu'ya müdahaleleri sonucu Suriye'nin bu hale gelmesinin tek sorumlusu Avrupa'dır. Avrupa Ortadoğu'dan elini çeksin. IŞİD de aslıda bu müdahaleler sonucu oluşan bir yapı. Ortadoğu'ya atılan bombaların maliyetiyle milyonlarca insanın hayatı kurtulabilir" diye konuştu.
'Mülteci meselesi politik bir meseledir'
Mülteci sorununun insani yardımlarla da çözüme kavuşturulmayacağını belirten Oflas, problemlerin siyasal zeminde ortadan kaldırılması ve mülteci haklarının yasallaştırılması gerektiğini vurguladı. Oflas, "İnsanlara her gün çocuk bezi, süt, battaniye, verilebilir ama meselenin kendisi politik bir mesele. İnsanların statüsünün kabul edilmesi gerekiyor. Eğitim, barınma, sağlık, savunma, çalışma ve örgütlenme haklarının tanınmasını sağlayacak bir hareketin oluşturulması gerekiyor. İnsanların yaşamlarının garantisi buradan geçiyor" ifadesinde bulundu.
'Ortadoğu'nun hikayesi Avrupa'ya da sıçrar'
Rojava'da yaşanan direnişe işaret ederek, Rojava'nın Ortadoğu'da yaşayan halkların yaşam biçimini belirleyebileceğini ifade eden Oflas, "Batılıların ve emperyalistlerin Ortadoğu'dan ellerini çekmesi gerekiyor. Mısır, Suriye, Rojava'da yaşayan insanların en doğru yaşam biçimini bulacağını düşünüyorum. Çünkü halklar arasında bir sorun yok. Mezhepçilik de yok. Avrupa şöyle mi düşünüyordu? 'Biz her şeyi yaparız ama insanları sınırlarda tutarız ve bu hikâye bize sıçramaz' Öyle bir şey olmayacaktır tabi ki" dedi. (kaynak:diha)

