Yarın gerçekleşecek olan Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın para politikası toplantısında faizde bir değişiklik olmasını beklemiyoruz. Aralık ayında gevşeme döngüsü noktasında sona gelindiğini ön plana çıkaran PPK açıklamasının ardından, piyasa ve makroekonomik gelişmeler nezdinde bir durum değerlendirmesi dönemi içinde olduğumuzu düşünüyoruz. Son konseptte; TCMB Aralık ayında gevşeme döngüsünün sona erdiğinin sinyallerini verdikten sonra elde olan geçerli temada liranın kırılganlığını koruması ve enflasyonun kontrol alanı dışında kalması olguları elimizde var. Enflasyonda önümüzdeki aylarda beklenen artış, faiz oranlarının çok ayrışık noktalarda kalmaya devam etmesine neden olacaktır.
Arka arkaya dört toplantıda gerçekleştirilen 500 baz puanlık faiz indiriminin ardından Merkez bankası Aralık ayında gevşeme için mevcut “sınırlı odayı” tamamladığını açıkladı. Ayrıca, gevşeme döngüsünün etkisini 1Ç22'de izleyeceğini de belirtti. Gelişmekte olan piyasa emsalleri arasında en kötüsü olan Türkiye'nin geniş reel getiri farkı, gelişmiş dünyanın merkez bankalarının enflasyonu sınırlamak için para politikasını sıkılaştırmaya hazırlanırken para birimi üzerinde baskı oluşturuyor. Bu noktada, Fed’den yüksek enflasyon nedeniyle beklenen agresif sıkılaşma döngüsü, ABD’de tahvil getirilerinin yükselmesine yol açmaktadır. Bu durumun genel olarak gelişen ülkeler üzerinde yaratacağı sermaye çıkışı etkisini, aradaki derin faiz makasından dolayı Türkiye açısından ilave kırılganlığa maruz kalınabilecek bir etken olarak değerlendiriyoruz. Bu durum, kur seviyeleri ve oynaklığı açısından fiyat istikrarına yardımcı olmayabilir ve enflasyonun ısınma etkisinin sönümlenmesini de geciktirebilir.

1 yıllık lira volatilitesi... Kaynak: Bloomberg…
Cumhurbaşkanı Sn. Recep Tayyip Erdoğan, borçlanma maliyetlerinin "yavaş, kademeli ve acele etmeden" düşeceğini söyledi. Hazine ve Maliye Bakanı Sn. Nureddin Nebati de, Merkez bankasının kararlarında önümüzdeki üç ayın görülmesi gerektiği değerlendirmesinde bulundu. Merkez bankasının 4 aydır süregelen gevşeme döngüsüne rağmen, piyasa bazlı faiz oranları ise yükseliş eğilimini sürdürüyor. Bir başka deyişle; Merkez bankası fonlamasıyla ilişkili faizler düşerken, piyasa ve banka bazlı faizler yükselmektedir. Bu da mevcut gevşeme politikasını sürdürülebilir bir zemine oturtmamakta ve amaçlanan finansal gevşeme olgusunu sağlamamaktadır.
Geçen yılın sonundaki gevşeme politikası döviz piyasasında şiddetli bir tepkiyi ateşlemişti. Lira, 2021'de dolar karşısında %44 düşerek, başlıca gelişen piyasalar arasındaki en keskin düşüşü gerçekleştirmişti. De-dolarizasyon olgusu açısından, lira varlıklarının fiili risklerine ilişkin faktörlerin ortadan kalkmamış olması nedeniyle son dönemde ortaya konan kur korumalı mevduat başta olmak üzere finansal ürünlerin etkisi sınırlı kalabilir. Asıl meseleyi liraya değer kaybettiren ana faktörler ve politikalar üzerinden değerlendirmeyi uygun buluyoruz. Merkez bankası, daha fazla faiz indirimi ile lirada başka bir kaçışı tetiklemekten kaçınmak isteyebilir. Bugüne kadar yapılan gevşemenin tamamına yakın bir şekilde önden yüklemeli yapıldığını düşünüyoruz. Bu nedenle, TCMB'nin yarın faiz oranlarında değişiklik yapmasını beklemiyoruz. Ancak, küresel finansal sistemin kabul ettiği piyasa yaklaşımı dışında heterodoks politika uygulaması ve ekonomi yönetimi temelinde, yükselen enflasyona karşı önümüzdeki dönemde herhangi bir parasal sıkılaştırma öngörmüyoruz. Yani para ve maliye politikalarının ana zemini, büyüme hedeflerinin gerçekleştirilmesi konusunda gevşek kalmayı sürdürebilir. Şimdilik daha ortodoks politikalara geçiş olasılığının düşük olduğunu görüyoruz.
Kaynak Tera Yatırım-Enver Erkan
Hibya Haber Ajansı

