İslami referanslar ile yıllardır siyaset yapan ancak buna karşılık ilk kez kendi döneminde camilerin yakılmasına, mezarlıkların bombalanmasına ve kendi halkına karşı savaş ilan etmesine neden olan AKP iktidarı, ciddi bir inanç kırılmasına da neden oluyor. AKP iktidarını ve uygulamalarını yakından bilen İlahiyatçı Profesör M. Hayri Kırbaşoğlu, AKP'nin uygulamalarını ve bunların inanç referanslarını değerlendirdi.
İslami şartlara göre devlet yöneticilerinin son derece özgürlükçü olmaları gerektiğine vurgu yapan Kırbaşoğlu, hali hazırda bölgede uygulanan kirli savaşın ise dinen, vicdanen ve hukuken İslamiyet inancında yerinin olmadığını söyledi.
"Sokağa çıkma yasakları hiçbir şekilde uygulama alanı bulmamalı" diyen Kırbaşoğlu "Masum insanların mağdur edildiği bir sokağa çıkma yasağı, dinen doğru değildir. Sivil olmasa bile yapılan bu uygulamaların ne dinde ne ahlakta ne de hukukta bir yeri vardır" diye konuştu. Kırbaşoğlu, uygulananların şaşırtıcı olduğunu da belirterek, "Ülkemizde hangi iş hukuk ve vicdan ahlak çerçevesinde yapıldı ki" şeklinde konuştu.
Yaşananların AKP'nin bitirmekle övündüğü "askeri vesayet dönemindeki uygulamaları" hatırlattığını da dile getiren Kırbaşoğlu, devletin derhal bu savaş politikasına son vermesi gerektiğini kaydetti.
'Öz savunma dinen, hukuken ve vicdanen meşru bir haktır'
Devletin basiretsiz politikalarından kaynaklı olarak insanların kendi savunmamalarını almalarının mecburi bir hak ve görev olduğunu vurgulayan Kırbaşoğlu, devletin insanları savunmaya itecek durumlar içerisine girmemesi gerektiğini söyledi. "Saldırıya uğrayan bireylerin, toplumların dinen ve hukuken nefsi müdafaa hakkı vardır" diyen Kırbaşoğlu, "Devlete düşen görev, bu insanların sokağa çıkma, taş atma durumunun nedenini anlayıp ve bu sorunun çözümüne yönelik hareket etmektir. Bir kere bu toplumun mağdur olduğu kesindir. Nefsi müdafaa şarttır ve İslamiyet'te de yeri vardır" ifadelerini kullandı.
İslam hukukuna göre insanların maddi ve manevi saldırılar karşısında her türlü yöntemi kullanabilme hakları olduğuna değinerek, direnme hakkına işaret eden Kırbaşoğlu, hendeklerin Hz. Muhammed döneminde müşriklere karşı uygulanan bir yöntem olduğuna da dikkat çekti. Kırbaşoğlu, "İnsanların kendilerine ait olan ile yaşaması İslamiyet'te göre de vicdanen de hukuken de meşrudur" şeklinde konuştu.
'Hükümet dini yerlere saldırmanın vebali altından kalkamaz'
İslam savaş hukukuna göre, savaşanlar dışında hiçbir şeye ya da hiç kimseye karışılmaması gerektiğini söyleyen Kırbaşoğlu, buna rağmen camilerin, mezarlıkların ve cemevlerinin bombalanmasını ise "vahim bir durum" olarak niteledi. Devlet yetkililerin derhal bu konuda açıklama yapması gerektiğini belirten Kırbaşoğlu, "Askeri yerler dışında bunların yapılması hem büyük günahtır hem de hiçbir dinde yeri yoktur ve kimse de bunun vebali altında kalkamaz" dedi.
'Medine devleti'nde de özerklik uygulanıyordu'
Hz. Muhammed dönemindeki Medine Devleti'nde de özerk yapılamaların olduğunu hatırlatan Kırbaşoğlu, bu şekilde yönetilmek istemenin İslamiyete uygun olduğunu söyledi. Kırbaşoğlu; "İslam tarihine baktığımız zaman Medine Devleti'nde Yahudi'ler kendi karar mekanizmalarını oluşturuyordu. Kendi din ve dillerini yaşıyorlardı" bilgilerini paylaştı.
'Türkiye deki dini kanaat önderleri konuya sessiz kalmış durumda'
Türkiye'deki İslami kesimin iktidar gibi düşündüğünü söyleyen Kırbaşoğlu, din adamlarının halktan ve haktan yana bir bakış açısına sahip olması gerektiğinin de altını çizdi.
Günümüzdeki İslamiyet anlayışının devletleşmeye doğru gittiğini vurgulayan Kırbaşoğlu, "Türkiye'deki dini kanaat önderleri, yurttaş eksenli olmalıdır. Ama öyle değiller. Hatta ben Kürtleri, Alevileri kısacası ötekileri savunduğum için beni eleştirenler bile oluyorlar" dedi.
'Devletin refleksleri medeni değildir'
Devlete bir vatandaş olarak seslendiğini belirten ve "İnsanların kendilerine ait olanı ile yaşamak istemesi onların dinen en tabi hakkıdır" diyen Kırbaşoğlu, hak taleplerine karşı devletin şiddetine son verilmesi gerektiğini söyledi. Kırbaşoğlu, "İlla da bir yol bulup sorunu hal edeceksen, öncelikle orda yaşayan insanların bu tür uygulamalara neden giriştiğini sorgula" şeklinde konuştu.
'İktidardakiler de iman etmiş sayılmaz'
"İslamiyet anlayışına göre hiç kimsenin başka bir kimseye benim gibi yaşayacaksın deme hakkı yok" diyen ve bu konuda dayatmada bulunulamayacağının altını çizen Kırbaşoğlu; "Özelikle dillerin farklılığı cenab-ı hakkın ayetlerinde yer almıştır. Onun için bu hakkı talep etmek ve bu hak için mücadele etmek dinen doğrudur. Hz. Muhammed'in bir sözü var; 'Kişi kendi için istediğini başkası için istemedikçe iman etmiş olamaz'. İktidardakiler de dindar olduklarını söylüyorlar, kendi dillerinde eğitim alıyorlar ama Kürtler için aynı şeyi düşünmüyorlar. Yani iktidardakiler de iman etmiş sayılmaz" şeklinde konuştu.(kaynak:diha)

