Faşizmin Cumhuriyetin kurulmasıyla yapılan anayasa ile cumhuriyetin temel taşları indirilmeye başlandı. Türkiye Cumhuriyeti Misakı Milli sınırları çizildi.

Ortadoğu da Kürt halkı egemen güçler tarafından 4 parçaya bölündü ( Irak, İran, Türkiye ve Suriye ).

 Sözde cumhuriyet halkın kendi kendini yönetme biçimi olması gerekirken cumhuriyet batıda ve doğuda farklı uygulamalar oluşturarak siyaset oluşturulmaya başlandı. Batı da kapitalist sınıf, doğu da feodalizm (ağa) mantığı ile cumhuriyet oluşturuldu.

Batı’da kapitalist ( sermaye ) yönetimi doğu da feodalizm ( ağa ) yönetimi ile Ankara’da TBMM’de parlamenter sistemi ile meclis oluşturuldu. Burada ülke siyaset kimliği ile anlaşmalı bir yönetim oluşturdu.

  İlk olarak batıdaki sermaye sahipleri (KAPİTALİZM) parlamentoda ki siyaseti daha fazla rant edebilmek için neler yapılması gerekiyorsa o düşünce üzerinde siyaset oluşturulmaya çalışıldı.  Yapılacak çalışmaları yasalar üzerinde çıkarları doğrultusunda siyaset yaparak işçi ve emekçi sırtından nasıl sermaye kazanacakları ile ilgili yasalar oluşturuldu. Meclis dışında kalan sermaye sahipleri de bunların destekçisi oldu. Kendi iş yerlerinde ve fabrikalarında çalışan emekçilerin sırtından rant ettirme yöntemleri oluşturuldu. Geçimlerini sağlamak için emekçiler bir köle olarak görüldü. Kendilerini de beyefendi olarak gördüler. İnsani duygularından yoksun bu zihniyet emekçilerin haklarını gasp ettiler. Desteklediği ve iktidara getirdiği TBMM bunlara destek sağlayarak emeğin kutsallığını çiğnediler. Fabrikatörler ve emekçiler arasında olan artık değer git gide meşrutiyet kazandı. Anayasada günde çalışma saati 8 saat iken iş yerlerinde çalışan emekçiler 8 saat yerine 10-12 saat çalıştırıldı. Emekçilerin emekleri gasp edildi. Anayasa da emekçinin 8 saat çalışması ile 10-12 saat çalışması arasında matematiksel olarak 2-4 saat fazla mesai yaptırılarak hiçbir ücret ödemeden kazançlar elde edildi ve rant saklanıldı. Bunun yanında çalışan emekçinin sosyal hakları gasp edildi baskı ile ellerinden alındı. Emekçiler çeşitli yöntemlerle baskılarla işten atılma baskısı ile korkutuldu. İşçi emekçi örgütlülüğünden bu baskılara karşı boyun eğdirildi. Emekleri gasp edildi, sosyal hakları ellerinden alındı, çalışan emekçinin insanlık onurları dahi ellerinden alınmaya çalışıldı.

 Ülkemizde yapılan anayasa çalışmaları ( kapitalizmin ) direktifleri ile yapılmakta. Sosyal, kültürel, dinsel ve ekonomik olarak hazırlanır.

  SOSYAL YÖNDE ANAYSAMIZ: Ülkede yaşayan tüm bireyler için olması gereken emekçilerin hak ve hukuku göz önüne alınmıyor. Sermaye sahiplerinin çıkar ve menfaatleri düşünülerek yapılıyor. Çalışan emekçiler eğitimden, sosyal yaşamdan, kültürel yaşamdan, sağlıklı olabilmesi için istediği gıdayı alabilmesi için bir barınma ihtiyacını karşılayabilmesi için, insanca yaşamaktan yoksun bırakılmakta.

       Ne yazık’ki ülkemizin sözde demokrasisi ve yaşam gerçeği bu.

 

                          Yazar: Şükrü Turgut