Okunan bir edebiyat eserinin değerlendirilmesi istendiğinde söylenen "iyi" veya "kötü" ifadesi, sanat eserlerinin değerlendirilmesinde bir ölçüt olamaz.
Neden olamaz? Çünkü iyi ile kötü arasında büyük bir boşluk vardır. Bu iki uç değerlendirme arasında yapılan yorumlar, bir bilgi eksikliğinin de göstergesidir; dolayısıyla bu tarz sığ yaklaşımlara eleştiri denilemez.
Eleştiri, sadece bir eksiklik bildirimi değildir. Okunan bir edebiyat eserinin hatalarını sıralamak, eleştirinin asıl amacını karşılamaz. Eleştiri, hem okuyucunun hem de yazarın gelişmesini sağlayan yapıcı bir unsurdur. Türk edebiyatında nitelikli eleştiri yapan çok değerli şahsiyetler vardı: Nurullah Ataç, Asım Bezirci, Cevdet Kudret, Berna Moran ve Fethi Naci.
Edebiyatımızda nitelikli eleştirinin kapısını açan öncü isimler olmuşlardır. Bu değerli edebiyatçılarımız tanınmadan ve eserleri okunmadan onlara yapılacak eleştiriler her zaman eksik kalacaktır.
Türk edebiyatında yazarın ve şairin ilk rüştünü ispatladığı alan edebiyat dergileriydi. Günümüzde ise yazarların boy gösterme alanları değişti; artık bu süreç internetteki paylaşım siteleri ve bloglar üzerinden daha sık yapılıyor.
Günümüz yazarı "eleştiri" kelimesini pek sevmiyor; onun için "çok satan" olmak yeterli geliyor. Eleştirmene ve eleştiriye kulaklarını kapamış bir yazarlık dönemi geçirilmek isteniyor.
Nurullah Ataç
Nurullah Ataç, şu sözüyle aslında çok geniş bir zamana hitap etmiştir:
"Genç yazarlarımızın çoğu özen düzen düşünmeksizin, kalemlerinin ucuna nasıl gelirse öylece yazıverip gidiyorlar. Başka türlü söyleseler dediklerinin daha iyi anlaşılacağını, belki daha güzel, daha çekici olabileceğini, şu yahut bu sözü yerinde kullanmadıklarını gösterdiğiniz mi; 'Adam sen de!' der gibi bir bakışları var... Yazdıklarını önemli bulmuyorlar, bir günde unutulup geçeceğini biliyorlar da onun için mi özenmiyorlar?"
Buna rağmen günümüzde edebiyat eleştirmenleri bu değerli alanı doldurmaya devam ediyorlar. Semih Gümüş, Doğan Hızlan, Murat Belge, Jale Parla, A. Ömer Türkeş, Metin Celal ve Nurdan Gürbilek gibi isimler kıymetli eserleriyle edebiyatımıza hâlâ yol gösteriyorlar.
Edebiyat dergilerinin okuru ve yazarı geliştirici yönünü kabul etmek gerekir. Yazar, edebiyat dergilerinin dünyasında var olunca hem kendi yazdıklarının niteliğini fark eder hem de diğer edebi üretimler hakkında bilgi sahibi olur.
• Varlık Dergisi: 1933 yılında Yaşar Nabi Nayır tarafından çıkarılan bir edebiyat dergisi olarak halen yayın hayatına devam ediyor.
• Notos Dergisi: 2006 yılında Semih Gümüş öncülüğünde yayınlanmaya başlayan bir dergidir.
• Hece Dergisi: 1997 yılından itibaren edebiyatımıza katkı sunan önemli dergilerimizdendir.
• Sözcükler Dergisi: Turgay Fişekçi'nin Adam Sanat dergisinden sonra çıkardığı, 2005 yılından beri yayınlanan bir dergidir.
• Muhit Dergisi: İbrahim Tenekeci yönetiminde 2020 yılında yayınlanmaya başlanmıştır.
• Gösteri Dergisi: 1980 yılında Hürriyet Gazetesi tarafından yayın hayatına kazandırılmıştı.
Bunlara eklenebilecek İnsancıl ve Evrensel Kültür dergileri de zamanında ciddi bir emekle çıkan değerli yayınlardandı.
Okurun, bir edebi eseri okuduktan sonra "iyi" veya "kötü" gibi sığ değerlendirmelerden kurtulup daha nitelikli eleştirilere ulaşması için edebiyat eleştirmenlerini okuması ve nitelikli edebiyat dergilerini takip etmesi gerekir. Okur; ancak Ot, Kafa, Bavul, Cins gibi dergilerin popüler kapak başlıklarından kurtulup bu köklü dergilere yöneldiğinde gerçek bir edebiyat okuyucusu olmayı başarabilir.