Yanlış Hesap Davos’tan Döndü Gibi

Müslüm Üzülmez

24-12-2020 15:41

1960’lı yıllarda Abdullah dedemin 50’ye yakın koyunu vardı. Bir yaz gecesi kurtlar hewş dediğimiz çitle çevrili alanda bulunan koyunlara saldırdı. Evin çoban köpeği korkusundan sesini çıkartmadığı gibi sıvışıp kaçtı. Kurtlar bir değil, çok sayıda koyunu gırtlaklarından, nefes borularından ısırarak, sadece ihtiyacı olabilecek bir iki tanesini değil, doğaları gereği ihtiyaçlarından daha fazlasını, 6-7 tanesini parçalamışlardı. Farkına vardığımızda iş işten geçmişti; dedem koyunları parçalayan kurtlardan çok, köpeğin ses çıkarmama hainliğine kızmıştı o zaman.

Kapitalizm eşitsizlikten beslenerek gelişir. Serbest piyasa dediğimiz şey, eşitsiz gelişimde kurtlar saldırısıdır. Çok uluslu şirketler ve onların taşeronları tıpkı aç kurt misali, kimsenin gözünün yaşına bakmadan, acımadan her şeye saldırır. Kurtlukta düşeni yemek kanun olduğundan, kurt düşmemeye dikkat ederek saldırır. İhtiyaçlarından ya da piyasa kuralları gereği olarak değil, dedemin koyunlarına saldıran aç kurtlar gibi, doyumsuz bir iştahla doğalarında var olan saldırma güdüsüyle saldırır, hem de küresel boyutta.

Günümüzde serbest piyasa kurtları saldırılarında “bana bana bana” amentüsüne sarılıp her şeyi kendilerine istiyorlar. Kalkınmadır, Verimliliktir, Refahtır bunlar makyaj, bütün dertleri “amansız hırs”la paranın geometrik artışını sağlayıp zenginliğin çok küçük bir azınlığın elinde toplanmasına ve zenginin daha zengin olmasına çalışıyorlar; her şeyde ve her yerde tam hâkimiyet istiyorlar. Hani bir zamanlar Ajda Pekkan’ın bir şarkısında söylediği gibi “para para para” nakaratını tekrarlayıp riyakârlıkla ellerindeki enformasyon ve iletişim kanalları marifetiyle ve şeytani hilelerle renkli vaatler sunuyorlarmış kanısını oluşturarak paranın padişahları olmak istiyorlar. (Paranın padişahlığının olduğu yerde demokrasinin adı olur, kendisi olmaz!)

George Orwell bu para hırslı gidişatı 1936’da yazdığı bir romanında ironik bir şekilde anlatır. Bırak Aspiditra Yaprakları Uçuşsun isimli romanın kahramanı Gordon Comstock, ilke olarak paradan ve maddecilikten vazgeçmeye karar verir ve sonra hayatı alçaltıcı, tiksindirici ve boğucu bulur. Yaşadığı olaylar ona yoksulların hiçbir biçimde kutsanmış olmadığını gösterir. Sonunda zambak türü bir salon süs bitkisi olan aspiditrayla simgeleştirilen burjuva değerine dönme noktasına varır. Gordon Comstock, Kitabı Mukaddes’ten bazı insanların nikâh törenlerinde okuduğu bir bölümü, zamanın ruhuna yakışacak bir şekilde, I. Korinthoslular'da var olan bir parçadaki “Sevgi” sözcüğünün yerine “Para”yı koyarak meramını, kendi kutsalını anlatır:

“Ne kadar insanların ve meleklerin diliyle konuşsam da, param olmadı mı, öten bir boruya ya da çınlayan bir zile dönüşürüm. Ve ne kadar kehanet hünerine sahip olsam ve bütün gizemler ile bütün bilgileri kavrasam ve de dağları dümdüz edecek kadar tam bir inanç taşısam da, her üçünde karar kılmış durumdayım, ama bunların en yücesi paradır.” (Aktaran: Charles Handy, Ruhun Arayışı, Boyner Holding Yayınları, Çev. Nurettin Elhüseyni, 1998, İstanbul, s.24-25.)

1936’da kutsalların eğer “en yücesi para” ise, günümüz serbest piyasa döneminde kutsallığın “en yücesi” acaba nedir?

Louis-Ferdinand Céline, Gecenin Sonuna Yolculuk romanında bu soruyu kısmen yanıtlar: Para, “yani Dolar, gerçek bir Kutsal-Ruh, kandan bile daha değerli(dir)” der. (Yapı Kredi Yayınları, s.220.)

Zamanında, paranın değeri ile paranın miktarı arasındaki ilişkiden hareket ederek Para Talebi Teorisi’nin geliştiricisi ve kapitalizmin savunucusu olan John Maynard Keynes (d. 1883-ö. 1946) geleceği önceden görme becerisinden olacak ki, istemeyerek de olsa bir uyarıda bulunur:

“Modern kapitalizm mutlak biçimde dinsizdir, içsel birlikten yoksundur, kamu ruhu pek yoktur; her zaman olmazsa bile çoğu zaman mülk sahiplerinin ve mülk peşinde koşanların basit yığışımlarından ibarettir. Böyle bir sistemin ayakta durması için son derece başarılı olması gerekir.” (Charles Handy, s.42.)

Evet, sistem başarılı oldu ve hâlâ ayakta. Ama ne pahasına?

Dünya genelinde uluslar üstünde gezinerek tüm insanlığa ait olan yer altı ve yer üstü zenginliklerini kendi ülkelerine/şirketlerine taşıma, köle ticareti ve emek sömürüsünü acımasızca sürdürme, hak ve özgürlük isteyenleri fiziksel olarak yok etme ya da baskı ve işkenceyle susturma, faaliyet gösterdikleri ulus-devletlerin çoğu yöneticilerine yüzdeler vererek dedemin çoban köpeği gibi ulus ötesi şirketler karşısında sessiz kalmalarını sağlama pahasına sistem başarılı olup ayakta kalabildi: Yaşıyor ve sermaye de “tekel”lerde toplandı. Yetmezmiş gibi, tekellere yasalar üstü dokunulmazlık kazandırıldı.

Bunların “Kendi yatırımcıları dışında hiç kimseye hesap vermeleri söz konusu değildir.”(Charles Handy, s.89.)

Gelir eşitsizliğinin artışıyla doğru orantılı olarak aşırı zenginlerin yasama ve devlet kurumları üzerindeki baskı ve denetimi kesintisiz artmaktadır. Dillerinden düşürmedikleri “herkese özgürlük” onlar için yalnız bazılarına sınırsız zenginlik demektir. İngiltere merkezli uluslararası yardım kuruluşu Oxfam’ın gelir adaletsizliğine ilişkin raporu, gelinen insanlık dışı ahlaksız bu durumu çok çarpıcı verilerle ortaya koymaktadır. Rapora göre dünyanın en zenginlerini oluşturan yüzde 1’lik kesimin serveti, 6,9 milyar insanın (neredeyse geriye kalan herkes) servetinin iki katından fazlasına denk düşüyor. (Haber ajansları/20 Ocak 2020) Yine İngiltere merkezli Hıristiyan Yardım adlı kurumun verilerine göre; “en tepedeki on süpermarket zincirinin yıllık cirosu dünyadaki en yoksul 35 ülkenin gelirine denktir.” Daha can sıkıcı ve düşündürücü olanı ise; “ABD merkezli bir aile şirketi olan Cargill’in sadece kahveden elde ettiği ciro, kahve çekirdeklerini satın aldığı Afrika ülkelerinin tümünün GSMH’sindan daha büyük” oluşudur. (Charles Handy, s.89, 188.)

Burada sormamız gerekmez mi: Ahlak, Vicdan, Merhamet ve Adalet bunun neresinde? Kalkınma, Verimlilik, Refah denilen şey bu mudur?

Dünya nimetlerinin bu şekildeki bir paylaşımı adalete, barışa, insanların esenliğine acaba nasıl bir katkı sağlayacaktır?

Evet, doğru. Kentleştik, yani medenileştik; dijital cihazları çok kullanır olduk, eğitim düzeyimiz yükseldi, sürü anlayışından kısmen kurtulup birey olduk, ama gelir dağılımındaki adaletsizlik, işsizlik, göç, yoksulluk, açlık, kadın cinayetleri, çocuk istismarı, ırkçılık, azınlıkların baskıya maruz kalması, asayiş, uyuşturucu kullanımı, öfke, şiddet, eğitim, sağlık, çevre, güvenlik, yerel savaşlar, terör vb. sorunlar sürekli katlanarak arttı/artıyor ve altta kalan nasipsiz yoksul ve mazlumların da canı çıkıyor.

1789 Fransız Devrimi’nin Liberté, Égalité, Fraternité; yani “Özgürlük, Eşitlik, Kardeşlik” anlamına gelen özdeyişi tarihin çöplüğüne mi atıldı? Atıldıysa şayet, o zaman bazı şeyleri yeniden düşünmek için Robert Darnton’un kaleme aldığı Fransız Devrimi’nde Devrimci Olan Neydi? kitabını bulup okumada fayda vardır. (zoomkitap, Çev. Utku Özmakas, 2020, İstanbul)

İnsanların yaptıklarına ruhlarındaki duygular yön ve biçim verir. Küreselleşme, neo-liberalizm, serbest piyasa insanların ruhunu öldürdü. Duygu yoksunu olduk. Usta işi bir pazarlama sonucu bireyler ve aileler arasındaki bağlar gevşeyip her şey çıkara endekslendi. Güven ve dostluk kuş olup uçtu. Bireyin yerini bireycilik aldı. İnsanî ilişkiler azaldıkça azaldı. Aşk, sevgi, şefkat, merhamet, fedakârlık, cömertlik, duygudaşlık, gönül yüceliği buharlaştı. Paraya/Dolara tapma, otoriteye itaat, adam kayırma, çelme takma, rüşvet, torpil, cinlik, yozluk, kıskançlık yaşantımızın parçası oldu. Günümüzde büyük bir çoğunluk mutsuz, gelecek endişe ve korkusunu yaşıyor. Yolda giden insanlara bir bakın, yüzleri gülüyor mu? Kaşlar çatık, sinirli ve kavga çıkarmaya bahane arar bir halleri var sanki. Sokaklarda hayatî ya da çok aceleleri varmış gibi hızlı hızlı, telaşla yürüyorlar. Leblebi gibi antidepresan kullanılıyor. İnsanların ekonomik gelirleri göreceli olarak artmış olabilir, ama mutlular mı? Kendilerine, ailelerine, akrabalarına, arkadaşlarına zaman ayırabiliyorlar mı? Para önemli, tamam, ama her şey para mıdır?

Bizler (68 ve 78 kuşağı) geçmişte güzel şeyler için, dünyayı değiştirmek için hilafsız hevesle çalıştık, ama doğru örgütlenme veya doğru reçeteyi sunamayışımızdan ya da koşulların uygun olmayışından dolayı bu kötü gidişatı önleyemedik. Bu konuda suçluyuz, tarih zaten bu nedenle bizi cezalandırdı. Yunanlı film yönetmeni Theodoros Angelopoulos kendisiyle ilgili derlenen Theo Angelepoulos isimli kitapta bu hazin durumu çok güzel anlatır: “Çok eski olmayan bir zamanda, dünya tarihi arzuya dayanıyordu: dünyayı şöyle ya da böyle değiştirme arzusuna. Şimdi, hazin bir yüzyılın sonuna geldiğimizde bu arzuların gerçekleşmediğini görüyoruz. Tarih şimdi suskun. Sessizlik içinde yaşamak çok güç olduğundan, hepimiz cevapları kendi içimizde arıyoruz.” (Dan Fainaru, Agora Kitaplığı, Çev. Mehmet Harmancı, 2006, İstanbul.)

***

Acımasız bu sitemin böyle sürüp gitmeyeceği, anamın deyişiyle yaşayan çocuğun bokundan belli oluşu gibi belliydi.

Sistem küresel ölçekte, Covid-19 virüsüyle birlikte dökülmeye başladı, hatta çöktü diyebiliriz. Hep birlikte bunu görüyor ve yaşıyoruz.

Kapitalizmin peygamberi Adam Smith (d. 1723-ö.1790) yıllar önce, “Sağlık hizmetleri, piyasaya bırakılmayacak denli kritik önemdedir” demesine karşın, onun ahlaki vaazları bir tarafa konularak dünyada her şeyi -hemen hemen her şeyi- serbest piyasa belirler oldu.

Bilim insanları, aydınlar, politikacılar, duyarlı insanlar yıllardır serbest piyasanın kurt kapanı olduğunu, neo-liberal politikaların çıkmaz yol ve yıkım getireceğini söyleyip durdu, ama serbest piyasa kurtları ve onların yandaşları bu uyarılara kulaklarını tıkadı. Gidişat aşikâr olunca da “Tepe”lerden açıklamalar gelmeye başladı. TÜSİAD Başkanı Simone Kaslowski, Yüksek İstişare Konseyi’nde yaptığı konuşmada Covid-19 salgınının ülkelere, bireylere büyük zarar verdiğini, gelir dağılımı uçurumunu derinleştirdiğini, eşitsizlik ve yoksullukta patlama yaşandığını belirterek; “Dünya Ekonomik Forumu’nun Başkanı Klaus Schwap, neo-liberal anlayışın bırakılması gerektiğini, artık farklı bir küreselleşme modelinin gerektiğini yazdı” bilgisini paylaştı. (Haber ajansları/3 Aralık 2020)

Bu açıklamayla yeni gidişatın yönünün farklı olacağının sinyali verilmiş oldu.

 

Yani, yanlış hesap Davos’tan döndü gibi.

 

 

DİĞER YAZILARI Bir Yolculukla Başlayan Hazin Bir Aşk: DOLUNAY 01-01-1970 03:00 Bilim İnsanımız Şehmus Güzel'i Kaybettik 01-01-1970 03:00 Kaçan Zamanı Kuyruğundan Yakalamak 01-01-1970 03:00 Ergani Spor’un Başarısı Ergani’nin Başarısı Olacaktır 01-01-1970 03:00 Engels Marx’a Rüyamda Ne Anlatıyordu? 01-01-1970 03:00 Zengin Kesesindekini Derviş Gönlündekini Verir 01-01-1970 03:00 Her Düşüşte Direnerek Yerden Kalkıştır Yaşamak 01-01-1970 03:00 Teknolojik Devrim, Değişim ve Örgütler 01-01-1970 03:00 İnsanca Yaşama Bir Çağrı: Genetik Öfke 01-01-1970 03:00 Cep Telefonları Tespihlerin Pabucunu Dama mı Atıyor? 01-01-1970 03:00 Sömürgecilik ve Shakespeare’in Fırtına’sı 01-01-1970 03:00 Rüya, Rüya Yorumlama, Rüyam 01-01-1970 03:00 Rüyam ve “Mühendislik Felsefesi” 01-01-1970 03:00 Kör Talih, Lâl Tarih ve İki Mesaj 01-01-1970 03:00 Tarih ve Beklenen Öcalan Çağrısı  01-01-1970 03:00 Hegel Niçin Dil Konusunda Leibniz’i Eleştirir? 01-01-1970 03:00 Herkes Kendi Hayatının Yükünü Taşır 01-01-1970 03:00 “Toplam Kalite ve Süreç Yönetimi”ne Dair 01-01-1970 03:00 “Jiyana Nîvkuştiyan” 01-01-1970 03:00 Beşir Doğan Yoldaşımın Anısına… 01-01-1970 03:00 Hoşot (Dicle) Anıları ve Önemli Bir Öneri 01-01-1970 03:00 “Felsefe ve Matematiğin Yoldaşlığı” Yazıma Gelen Yorumlar 01-01-1970 03:00 “Yaşam-Jiyan” Resim Sergisine Dair 01-01-1970 03:00 Güzel İnsan Kamil Sümbül’ün Ardından 01-01-1970 03:00 Hafız, İskân Azizoğlu ve Bir Fotoğraf 01-01-1970 03:00 Bir Çevirmen, Bir Kitap ve... 01-01-1970 03:00 Hafız, Nişo ve Kavalın Büyülü Gücü 01-01-1970 03:00 Eğitim Aykırı İnsanlar Yetiştirmeli 01-01-1970 03:00 Genç Bir Yazarımız: Neçirvan Bozkaplan 01-01-1970 03:00 HOROZLAR NEDEN ÖTÜYOR? 01-01-1970 03:00 Batman’dan Kızıl Bir Yıldız Kaydı 01-01-1970 03:00 Ses Evreninde Efsunlu Bir Rum Kızı: EFTALYA 01-01-1970 03:00 “Endişesiz Bir Ülke, Endişesiz Bir Dünya İçin...”(2) 01-01-1970 03:00 “Endişesiz Bir Ülke, Endişesiz Bir Dünya İçin…”(1) 01-01-1970 03:00 Dengbêj Gulo’nun Ardından Kılamlar Yetim Kaldı! 01-01-1970 03:00 Dengbêj Zifqarê Gulo’nun Ardından... 01-01-1970 03:00 4. Çermik Kitap Fuarı İzlenimlerim 01-01-1970 03:00 Bazı Şeyler Maalesef Unutulmuyor 01-01-1970 03:00 “Yok Sessizlikten Başka Sesimiz” 01-01-1970 03:00 “Yeraltı Edebiyatı”na Dair Aldığım Yazılar -3 01-01-1970 03:00 “Yeraltı Edebiyatı”na Dair Aldığım Yazılar -2 01-01-1970 03:00 “Devlet Aklı İnsan Merkezli Olmalı” 01-01-1970 03:00 “Yeraltı Edebiyatı”na Dair Aldığım Yazılar-1 01-01-1970 03:00 Öfkelilerin Öfkesi: “Yeraltı Edebiyatı” 01-01-1970 03:00 “Olası Bir Dicle Romanına Katkı” ve Hafız’ın Sözsüz Ezgileri 01-01-1970 03:00 Bazı İnsanlar Neden Daha Başarılı Olur? 01-01-1970 03:00 Bilgisayarla tanışmam ve “kâinatın hâkimleri” 01-01-1970 03:00 Belalı Sevdalımız: MAKİNELER 01-01-1970 03:00 “Kara Yara”nın Romanı: Önce Kuşlar Öldü 01-01-1970 03:00 “Hafız Zülfo’nun Kavalı Ergani İstasyonunu İnletiyordu” 01-01-1970 03:00 Geçmişe Bir Yolculuk ve Bir Demet Şiir 01-01-1970 03:00 Recep Maraşlı’nın Kitabı: Pasolini’nin Filmi ve Diyarbakır 5 No’lu 01-01-1970 03:00 Teknolojik İşsizlik ve Gelecek Korkusu 01-01-1970 03:00 Ütopya, Distopya ve “Çalışılmayan Bir Dünya” Müslüm Üzülmez 01-01-1970 03:00 Büyük Güçlerin Yükseliş ve Çöküşleri Üzerine 01-01-1970 03:00 Gül, Gulan, Anam 01-01-1970 03:00 Bir Fotoğraf Bazen Çok Şey Anlatır 01-01-1970 03:00 Fersûde [فرسوده]/ Erganili Mesud [ارغنيلى مسعود] 01-01-1970 03:00 Demokratik Tartışma Kültürü Üzerine 01-01-1970 03:00 Ukrayna-Rusya Savaşından Çıkardığım Bir Sonuç 01-01-1970 03:00 Kötülük ve Pislikler Çoğunlukla Kutsallık Adına Yapılır 01-01-1970 03:00 Tez ve Antitez Değiştiyse, Sentez de Değişmek Zorundadır 01-01-1970 03:00 Strateji, Gelecek, Kavramsal Tohumlar 01-01-1970 03:00 “Büyük Dönüşüm”, Korona, Geleceğimiz 01-01-1970 03:00 Elbet Gün Ağarır Anne(1) 01-01-1970 03:00 Cemal Süreya’nın Kanayan Yarası 01-01-1970 03:00 Mezopotamya ve Coğrafya Kaderdir Kitabı 01-01-1970 03:00 “Bêje çiyayêreş, ceylanı nasıl yem ettin kurda” 01-01-1970 03:00 Düşünmenin Düşünülmesi 01-01-1970 03:00 Kardeşime Gece Gelen Şiir 01-01-1970 03:00 Brzezinski’nin Ölümünün Hatırlattıkları 01-01-1970 03:00 Arzu Hayatın Kayıtsızlık Ölümün Belirtisidir 01-01-1970 03:00 Erganililer Kültür ve Dayanışma Derneği’nin Kongresinden İzlenimler 01-01-1970 03:00 Bedros Dağlıyan ve Dengbêjin Gölgesinde Taş Meselleri 01-01-1970 03:00 ÇERMİK HALKINA SAYGI İLE DUYURULUR, 01-01-1970 03:00 Kapitalizmin Mutasyonu, Yenilgimiz ve Yeniden Düşünmek 01-01-1970 03:00 Çaresizliğin Sessiz Çığlığı 01-01-1970 03:00 Kumar, Dostoyevski ve Babam 01-01-1970 03:00 Sıradan Küçük İnsanlar… 01-01-1970 03:00 TÖS İle İlgili Arşivimde Bulunan Bir Fotoğraf 01-01-1970 03:00 Ergani’deki “Taş Mektep” ve Diyarbekir Eğitim Tarihi 01-01-1970 03:00 Bir İstihbaratçının Kaleminden Mezopotamya’nın İşgali 01-01-1970 03:00 Duygularım, Petersburg ve Dostoyevski’nin Acısı 01-01-1970 03:00 Çermik Dağlarında Gezer Bir Devrimci 01-01-1970 03:00 MUSTAFA SUPHİ Karanlıktan Aydınlığa 01-01-1970 03:00 Mavi Çarşaflar Altında Saklanan Acılar 01-01-1970 03:00 Dicle İlk Öğretmen Okulu İle İlgili Aldığım Bir Yazı 01-01-1970 03:00 Dostum Misbah Hicri’nin ardından… 01-01-1970 03:00 Şiir Okuyan Garip Bir Adam 01-01-1970 03:00 Dönemin Marazi Belirtileri 01-01-1970 03:00 Hiçbir Şey Gerçekler Kadar Acı Değildir 01-01-1970 03:00 Bölünme ve “Bölünmenin Acısı” (II) 01-01-1970 03:00 Bölünme ve “Bölünmenin Acısı” (I) 01-01-1970 03:00 Evlerde Yapılan Rakılara Rakı Diyebilir miyiz? 01-01-1970 03:00 Bir Kitap ve Bir Mekân: GÖBEKLİ TEPE 01-01-1970 03:00 Bilimin Seyri, Paradigmalar ve COVID-19 01-01-1970 03:00 'Sosyal Mesafe' mi, 'Fiziksel Mesafe' mi? 01-01-1970 03:00 Kara Bulutlar Tepemizde Dolanıyor 01-01-1970 03:00 Kahveler Tek Başına İçildiği İçin Tadı Yok 01-01-1970 03:00 Şairimiz Vecdi Subaşı’yı Yitirdik 01-01-1970 03:00 Kavalından Çıkan Sesle Bütünleşen Kavalcı:HAFIZ ZÜLFİ YOKUŞ(1) 01-01-1970 03:00 Kavalcı Hafız Zülfi Yokuş’la İlgili Bir Düzeltme 01-01-1970 03:00 Harika Bir İnsan Hakkında Harika Bir Kitap: Karanlıktaki Işık YILMAZ GÜNEY 01-01-1970 03:00 Çiçek Kar Altında Yeşerir 01-01-1970 03:00 Şampanya İçerek Yaşamdan Ölüme Geçen Ölümsüz:Anton Çehov 01-01-1970 03:00 Bülbülün Kanıdır Güle Rengini Veren 01-01-1970 03:00 Gömülü Şamdan ve Satranç 01-01-1970 03:00 “Savaş ve Amerikan Ekonomisi” 01-01-1970 03:00 Önce Beyazken Sonra Neden Kırmızı Oldu Gül? 01-01-1970 03:00 İngiltere’nin Kürt Politikası (1918-1932) 01-01-1970 03:00 Bilimkurgu Sadece Bilimkurgu Değildir 01-01-1970 03:00 İyi Kötü, Güzel Çirkin… 01-01-1970 03:00 Akıllı Teknolojik Cihazlarla Birlikteliğimiz? (II) 01-01-1970 03:00 Akıllı Teknolojik Cihazlarla Birlikteliğimiz? (I) 01-01-1970 03:00 Ben Sevgili Dayımı Türkiye Önemli Bir Değerini Yitirdi 01-01-1970 03:00 Bahar, Gül ve Bir Mayıs 01-01-1970 03:00 Her Dönemin Kendine Göre Bir Parmak İzi Olur-2 01-01-1970 03:00 Her Dönemin Kendine Göre Bir Parmak İzi Olur-1 01-01-1970 03:00 Akıllı Makinelere Hapsedilmiş Bir Gelecek 01-01-1970 03:00 Yapay Zekâya Kai-Fu Lee’nın Yaklaşımı-2 01-01-1970 03:00 Yapay ZekâyaKai-FuLee’nın Yaklaşımı-1 01-01-1970 03:00 Mezopotamya ve Coğrafya Kaderdir Kitabı 01-01-1970 03:00 Amerikan Soğanı ve Soğanın Marifetleri 01-01-1970 03:00 İki Dosttan İki Kitap – Müslüm Üzülmez 01-01-1970 03:00 Bazı şeyleri unutmamak için yazmak Lazım 01-01-1970 03:00 “İdama Yürüyen Adam” 01-01-1970 03:00 “Arkamdan kimse ağlamasın” 01-01-1970 03:00 Karanlıkta Ne Çiçek Açar Ne Düşünce Filizlenir 01-01-1970 03:00 Tarım ve Uygarlığın Başlangıç Noktası 01-01-1970 03:00 Dünyada Madenciliğin İlk Başlangıç Noktası 01-01-1970 03:00 Ergani-Maden İlişkisi ve Ergani Bakır Maden İşletmesi Üzerine 01-01-1970 03:00 Fazla Kitap Göz Çıkarmaz, Ama… 01-01-1970 03:00 Dil, “Zihnin Aynası”dan Çok Daha Fazlasıdır 01-01-1970 03:00 Hefaystos, Bir Mayıs ve Ergani İsminin Kökeni 01-01-1970 03:00 Bir Tatlı Yanılgı: “Görünüyorum O Halde Varım” 01-01-1970 03:00 Ağza Giren İnsanı Kirletmez Ağızdan Çıkan Kirletir 01-01-1970 03:00 Adnan Aral’ın Ardından… 01-01-1970 03:00 İşimiz Zor 01-01-1970 03:00 “Çiçekler Özgürlük Ortamında Nefeslerinin Kokusunu Yayar” 01-01-1970 03:00 3.Nuh’un Adamı Enver Atılgan’ın Anısına 01-01-1970 03:00 2.Nuh’un Adamı Enver Atılgan’ın Anısına 01-01-1970 03:00 1.NUH’UN ADAMI ENVER ATILGAN’IN ANISINA 01-01-1970 03:00