Ölüm ile Yaşam Arasında Urfa’nın Kaderi
İbrahim Genç

Ölüm ile Yaşam Arasında Urfa’nın Kaderi

Bu içerik 679 kez okundu.

İnsan yaşamı geçmişten bugüne kültürel ve inançsal bütün metinlerde kutsal kabul edilmiştir. Aynı şekilde modern hukuk metinlerinde ve çağdaş demokratik sistemlerde “Yaşama hakkı” kanunlarla garanti altına alınmıştır. Semavi dinlerde insan yaşamı, ancak Allah’ın takdirinde olan bir ömürdür ve insanın varlığı, yaratıcının kudretinin bir delilidir. Modern hukuki metinlerde ise insan yaşamı, kentleşme ve birlikte yaşama kültürü için ilk basamak olduğu için önemlidir. Nihayetinde bugün, ulusal ve uluslararası hukuk sistemlerinde kişinin yaşama hakkıyla ilgili birçok vurgu yer almaktadır.

Bireysel silahlanma sorunu

Buna rağmen toplum içinde meydana gelen küçük anlaşmazlıklar bile trajik ölümlerle sonuçlanıyor. Böyle bir durumda hukuk ise, anlaşmazlıklara ancak ölümlerden sonra dahil olabiliyor. Burada insan yaşamını tehdit eden en önemli bulgu, bireysel silahlanmanın yaygınlaşmış olmasıdır. Bireysel silahlanma sadece Türkiye’de değil, tüm dünyada sorun teşkil edecek boyutta. Sadece 2019 yılının ilk 6 ayında birçok insan silahlarla yaşamını yitirdi Neredeyse her gün gazetelerin üçüncü sayfalarında yol verme, yan bakma, arazi kavgası vb. nedenlerle solan hayatları okuyoruz.

Artan şiddet olayları ve yaşanan ölümler karşısında ülkeyi yönetenler başta olmak üzere herkesin düşünmesi gerekiyor. Çünkü yayınlanan raporlar da durumun vahametini gösteriyor. Umut Vakfı tarafından yayınlanan Silahlı Şiddet Haritası ve 2018 Raporu’nda istatistikler de bunu gösteriyor. Rapora göre yıl boyunca 3 bin 679 şiddet olayında tüfek, tabanca ve kesici aletler kullanılarak 2 bin 279 kişi öldürülürken 3 bin 762 kişi ise yaralanmış. Rapor’a göre Türkiye’deki silahların % 85’i ruhsatsız en az 25 milyon silah bulunuyor.

Şanlıurfa’da neler oluyor?

Silahlı kavgalar ve ölümler konusunda Urfada payına düşeni alıyor maalesef. Sadece iki ay içerinde (Basına yansıdığı kadarıyla) 9 kişi öldürüldü. Siverek’te aynı aileden 4 kişinin katledildiği ve 2 kişinin de faillerin araçla çarpması sonucu öldüğü olay ülke gündeminde uzun süre yer aldı. Maalesef ki iki gün önce de Urfa’da 3 kardeşin katledilmesi olayı basına yansıdı. Aynı şekilde geçen yıl bu zamanlarda Suruç’ta Şenyaşar ailesinin yaşadıklarını da anımsamak gerek. Hukuk çerçevesinde caydırıcı cezaların olması lazım. Çünkü bugün insanlar her anlamda adalet istiyor. Böyle olmadığında sadece bir insan katledilmiyor. Bundan en çok yetim kalan çocuklar etkileniyor. Hayatlar paramparça oluyor, kimisi de yaşadığı şehri terk etmek zorunda bırakılıyor.

Umut Vakfı’nın 2018 Raporu’na göre Urfa’daki olaylarda 75 kişi ölürken 235 kişi yaralanmış. Tabii bunlar sadece basına yansıyanlar… Ülke çapındaki olaylarla kıyaslandığında azmış gibi  görünebilir. Ama nüfus yoğunluğuna göre kıyaslandığında ortada büyük bir mesele var. Bu nedenle Urfa’daki siyasi partilerin, mülki amirlerin ve rûspîlerin (kentin büyükleri) bu konuyu düşünmesi gerek. Urfa’da yaşanan olayların boyutlarını araştırmak için Meclis’te araştırma komisyonu da kurulabilir. Çünkü seyirci kalındıkça her gün yeni bir aile faciası ve trajedisiyle karşı karşıya kalabiliriz.

Aklın ve sabrın şehri

Bizler de, Urfalı olarak şehrimizin gelişmesi ve insanların mutluluğu için düşünmek, tartışmak ve üretmek zorundayız. Urfa’nın derin tarihsel birikimi ve güçlü insani dokusu bize yol gösterebilir. Bugün Urfa, sosyo-ekonomik gelişim endekslerinde ve eğitim – sağlık istatistiklerinde son sıralarda yer alıyor. Her yıl farklı illere gitmek zorunda kalan mevsimlik işçilerin çoğu Urfa’dan gidiyor. Oysa Urfa, kadim bir tarihin ve halkların beşiğidir. Başlı başına Göbeklitepe bile bütün dünyayı hayretler içerisinde bırakabiliyor. İnanılmaz bir inanç ve kültür turizmi potansiyelimiz var gerçekten.

Urfa’nın kültürel dokusu nasıl güçlüyse inançsal duruşu da o denli derindir. Çünkü birçok peygamberin de diyarı, Urfa’dır. Dolayısıyla onlardan da feyz almak zorundayız. Bugün arazi kavgaları ve günlük olaylar kaynağında bir anlık öfke yatıyor. Oysa Hazreti Eyüp’ün kentinde sabrın mimarı olmak gerekmez mi? O ki zengindi, arazileri, parası vardı. Ama hepsini kaybetse de sabretti. Urfa aynı zamanda aklın ve direnişin de başkentidir. Ki Hazreti İbrahim, zalim hükümdar Nemrut’a karşı burada başkaldırdı. Allah’ı aklıyla arayıp buldu.

Evet, demem o ki Urfa olarak sahip olduğumuz potansiyeli doğru kullanarak çocuklarımız için mutlu ve huzurlu bir kent yaratabiliriz. Bunun yolu da küçük hesaplardan, aşiretçi yaklaşımlardan sıyrılıp kendi kanunlarımızı dayatmadan dayanışmayı ve yardımlaşmayı esas alan bir hemşerilik duygusunu inşa etmekten geçiyor.

 

İbrahim GENÇ

 

 

 

Yorum Yap
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Sakatlığa rağmen spora devam etmek kariyeri bitirebilir
Sakatlığa rağmen spora devam etmek kariyeri bitirebilir
'Bu şartlarda asgari ücret 5 bin TL olmalı'
'Bu şartlarda asgari ücret 5 bin TL olmalı'