Akdeniz’in sularında, sıradan bir gemi konvoyundan çok daha fazlası ilerliyor. İsmiyle bile direnişi simgeleyen Küresel SUMUD Filosu, Gazze halkına umut taşıyor. Bu filo, yalnızca gıda ve tıbbi yardım malzemeleri değil, aynı zamanda onur, vicdan ve insanlık adına bir duruşu da beraberinde götürüyor. Sumud, Arapça’da “onurlu direniş” demek. Ve bugün, Akdeniz’in dalgaları bu onurlu direnişin sessiz ama kararlı yankılarını taşıyor kıyıdan kıyıya.
İsrail’in 2007’den bu yana Gazze’ye uyguladığı abluka, uluslararası hukuka ve insan haklarına aykırı bir kuşatmadır. Bu kuşatma sadece fiziksel değil, aynı zamanda psikolojik ve sosyal bir yıkımı da beraberinde getiriyor. Elektrik yok, temiz su yok, ilaç yok… Ama asıl trajedi, dünyanın buna alışmış olmasıdır. SUMUD Filosu işte bu alışkanlığı kırmak için yola çıktı.
Bu filoda yer alan insanlar sadece aktivist değil; aynı zamanda insanlığın vicdanıdır. Türkiye’den, Avrupa’dan, Latin Amerika’dan, Arap coğrafyasından gelen gönüllüler, “Biz Gazze halkının yalnız olmadığını göstermek için buradayız” diyor. Her biri, riskleri bilerek çıktı bu yola. Ve hepsinin ortak bir inancı var: “Eğer zulmü durduramıyorsak, en azından duyurmakla yükümlüyüz.”
Filonun yolculuğu kolay değil. Akdeniz’deki kötü hava koşulları, teknik arızalar, tehditler ve hatta askeri uçakların tacizleri... Tüm bunlar göz korkutmak için yapılan açık mesajlar. Ancak bu mesajların karşısında yılmayan, geri adım atmayan bir irade var. Tam da “sumud” kelimesinin anlamını taşıyan bir direniş…
Şanlıurfa’dan yola çıkan bir sivil toplum temsilcisi şöyle demişti:
“Gazze halkı yıllardır büyük bir kuşatma altında yaşıyor. Bizim yaşadığımız sıkıntılar onların günlük hayatında yaşadığı acıların yanında çok küçük kalır. Bu yolculuğumuz zulme karşı bir direniş, insanlığa çağrıdır. Ne olursa olsun davamızdan vazgeçmeyeceğiz.”
Bu sözlerde sadece bir insan hakları savunucusunun inancı yok; aynı zamanda, toprağı, bayrağı ve tarihi uğruna çırpınan bir halkın sesi de var. Gazzelilerin yaşadığı trajedi, basit bir siyasi anlaşmazlık değil, topyekûn bir insanlık dramıdır.
SUMUD Filosu, ablukanın kıramasa bile kırılabilir olduğunu gösterecek. Gazze kıyılarına ulaşamasa bile, uluslararası kamuoyunun dikkatini Filistin'e yeniden çekecek. Ve belki de en önemlisi, çocuklarına bir şeyler bırakmak isteyen her vicdan sahibi insana şunu hatırlatacak: Zulme sessiz kalmak da zulümdür.
Bugün Akdeniz’in ortasında yüzen bu gemiler, birer metal parçası değil. Onlar bir umudun, bir idealin, bir vicdanın taşıyıcısı. İnsanlığın suskunlaştığı yerde konuşan cesaretin ta kendisi…
Ve bu yolculuk, tarih sayfalarına sadece bir “yardım girişimi” olarak değil; bir çağın vicdan testi olarak yazılacak. Kim susacak, kim konuşacak; kim yürüyecek, kim engel olacak? Tüm bunlar kaydediliyor. Bu sefer sadece kameralar değil, tarihin kalemi de çalışıyor.
Küresel SUMUD Filosu, yalnızca Gazze için değil, insanlık onuru için ilerliyor. Ve biz burada, limanda bekleyenler… En azından yürekten selam gönderelim bu onurlu yolculuğa. Çünkü bu selamlar, o gemilerin yelkenlerini rüzgârla dolduran en önemli kuvvettir.

Akdeniz'de Bir Vicdan Yolculuğu: SUMUD Filosu ve Mehmet Ali Parlak

İnfak-Der Başkanı Mehmet Ali Parlak, Akdeniz’deki SUMUD Filosu yolculuğunda büyük tehlikelerle karşı karşıya kaldı. Kaleme aldığı mektup, sadece bir aktivistin tanıklığı değil; aynı zamanda insanlığın ortak vicdanından yükselen güçlü bir çığlık niteliğindedir.
SUMUD Filosu, dünyanın dört bir yanından gelen sivil gönüllülerin ortak emeğiyle oluştu. Bu mücadele yalnızca Gazze halkı için değil, susturulmuş, görmezden gelinmiş tüm halkların sesi olma amacı taşıyor. Avrupa’dan Latin Amerika’ya, Ortadoğu’dan Türkiye’ye kadar geniş bir katılımın olduğu bu filo; yalnızca insani yardım malzemelerini değil, aynı zamanda dünyanın vicdanını da Gazze’ye taşımaya çalışıyor.
Filo, yolculuğu boyunca birçok zorlukla karşılaştı: Havada uçuşan savaş uçakları, elektronik sabotajlar, kötü hava koşulları ve açık tehditler… Tüm bu tehlikeler yıldırmak içindi. Ama yılmadılar.

Çünkü biliyorlardı ki:
 En büyük risk, hiçbir şey yapmadan izlemektir.
Gazze kıyılarına ulaşamasalar bile verdikleri mesaj güçlüydü:

Filistin halkı yalnız değildir.

Bu mesaj belki bombalar kadar ses getirmedi; ama tarih kadar derin bir iz bırakacak. SUMUD Filosu artık bir yardım organizasyonundan öte; bir çağrı, bir isyan, bir insanlık manifestosu olarak anılacaktır.

Bugün gemiler durabilir, ama vicdanın dalgaları durmaz. Ve bizler, burada karada kalanlar, bu çağrıyı yaymak ve bu sesi büyütmekle sorumluyuz. Çünkü bu yalnızca o gönüllülerin değil, hepimizin sınavıdır.

Türkiye'den Güçlü Katılım

Filoya Türkiye'den de çok sayıda gönüllü ve sivil toplum temsilcisi katıldı. Şanlıurfa’dan Mehmet Ali Parlak’ın yanı sıra çeşitli illerden insan hakları savunucuları ve aktivistler, bu onurlu yolculuğun bir parçası oldu. Katılımcıların ortak mesajı netti:
“Gazze’ye ulaşamasak da, zulmü dünyaya duyurmak en büyük görevimizdir.”
Zorlu Ama Kararlı Bir Yolculuk

Filo, Akdeniz’de teknik arızalar, sert hava koşulları ve güvenlik tehditlerine rağmen kararlılıkla yoluna devam ediyor. Aktivistler, bu yolculuk Gazze’ye ulaşmasa dahi, tüm dünyaya Filistin halkının yalnız olmadığını göstermek istiyor.
İnsanlığın vicdanı Akdeniz’de bir kez daha sınanıyor. Ve bu sınavda sessizlik değil, eylem konuşuyor.